Köşe Yazarları

Sıkıntılar ve Seçimler








Halkımızın  en önemli sorunu geçim derdi. Fiilen her gün vatandaş çarşının içinde daha ucuz gıda maddesi aradığı ve fiyatların yaktığı bir ortamda halkın gözüne bakarak yıllık enflasyonun % 26’larda  gösterilmesi halkla alay etmek gibidir..




2021 de yalnız Ocak ayından bu yana 11 ayda döviz kurları dolar ve sterling’e karşı % 82 , Euro’ya karşı % 88 TL sına karşı yükselmiş ve  TL’sı bu oranlarda değer kaybetmişken, piyasada ve marketlerde her şeyin fiyatları en az %60’la başlayarak bir yılda  %100’ ü bile geçen acil kullanım malları raflarda iken Devletin İstatistik Kurumunun bir yıllık enflasyonu % 26.82 göstermesi inanılır değil. Kimse sepetten veya tartılardan bahsetmesin çünkü daha 5 yıl önce yenilendiği her vesile ile söylenen ağırlıkların güncellenmesi yapıldı ise, sonucun böyle çıkmaması gerekir. Çünkü 5 senede alışkanlıklar bu kadar farkla değişmez. Dövizin ‘sepet kuru’ % 84 iken, KKTC’de ithalata dayalı ve ekonomisi dövizle dönebilen ülkede enflasyonun %26 küsur olması imkânsızdır. Yaklaşık üç buçuk katından az olmasının izahı yoktur.



Türkiye’de de Tüketici fiyatları düşük çıktı. Ancak aynı Kurumun çıkardığı Üretici fiyatları artışı ise %54.2 olarak yayınlandı. Üretici fiyatları böyle olduktan sonra tüketici fiyatlarının ne olabileceğinin sinyalini zaten vatandaş her gün çarşıda ölçmektedir.

Halkın alım gücü her şeyin dövizle ölçüldüğü piyasada % 84 düştü. Bu rakam zaten artan fiyatlarla raflarda üç aşağı beş yukarı her malda paralel gidiyor. Gıda uçmuş durumda. Diğer emtealarda da TL yerine döviz fiyatı veriliyor ve günlük kurla çarpılıyor.  % 26 enflasyon oranı da ortada sırıtıyor.

Hükümetin hükmü bir tek gayrı menkûl döviz kiralarına geçti ve % 16 vergilendirilmesine gidildi, ayrıca döviz cinsine göre değişen kira karşılıkları da 10, 11, 12TL olarak sabitlendi ki bunlar da bordrolu çalışanlar gibi Vergi Dairesine gelip beyan eden ve dosya açtıran dürüst ev veya dükkan sahiplerinden vergi dairesinde kayıt tutulanlardan otomatik ev sahibinden kesilecek. Yani daima cezayı dürüst vatandaş çekecek. Bu Hükümetçe kayıtdışılığı teşviktir. Çünkü mecbur olmadıkça bu defa başka çok çeşitli çareler üretilecek ve kayıttan kaçılacak..

Öte yandan Hükümetin dövizlerin bankalarla istişare edilmekte olduğu ve stg’in 12’de sabitleneceği gibi olmayacak bir beyanda bulunması  güveni sarsmaktadır. Yetkililerin beyanat verirken yüz defa düşünmesi gerekir. Bu kadar kolay olsa idi, bunu kendi parası olan TL’yi Türkiye Hükümeti Türkiye’de yapardı ve piyasayı ucuzlatırdı.!

Para değeri serbest piyasada, ilgili ekonominin sağlamlık, milli gelirdeki istikrarlı büyüme, ekonomik dengelerin ve rezervlerin olumlu durumuna göre ve  paranın arz – talebine, ve güvene göre oluşur. Ben sabitledim demekle para sabitlenmez. Sahibi dahi olsa.

Sorunların kaynağına inerek TL sorununu çözecek ve KKTC’ye enflasyon oranında daralan TL alım gücünü güçlendirecek Fon veya Bütçe Yardımlarının aynı oranda arttırılması için TL’nin emisyonu yapılan Türkiye makamlarıyla, ve Devletin mevcut koruyucu yasalarını yürürlüğe koyarak piyasayı düzenlemek, ile sorunları azaltmaya ve alım gücünü koruyucu gerekli önlemlere yönelmek gerekir. Çünkü TL’de değer düşüşü TL piyasasını daraltır ekonomi vergilendirilir. Bunları da çok defa yazdık, ve bir çok bilimsel veya her vatandaş bunun bilincindedir, öneriyor. Geçen hafta da yazmıştım. Aynı şeyleri Tekrarlamak istemem. Açıp okunabilir.

Erken Genel Seçim Hazırlıkları,

Siyasi partilerde hafta sonu adaylar belirlenmiştir. Şimdi adaylarla Seçim propagandalarına ve ne yapılacağı konusundaki çalışmalarla yola çıkılacaktır.. Adayların vatandaş ve ekran başında iyi hazırlanmaları gerekecek bence. Geçen hafta izlediğim aday adaylarından bazıları kendi parti programlarını da bilemedikleri ve sorulan sorulara çok yuvarlak cevaplar verdiklerini görünce üzüldüm. Bazı sorulara muhatap olanların söylediklerinin altını dolduramadıkları hatta soru soranı bile hayal kırıklığına uğrattıkları  konuşmalarından belli idi. Öncelikle devlet yönetimine talip olanlar bu şekilde ülkeyi nasıl yönetecek?

Siyasi partiler adaylarının konularına doygun ve tecrübeli olmalarına halâ önem vermez ve başka unsurlar öne geçerse, icraatlarda pek değişiklik olacağına inanılmaz. Şimdi her partide seçilen adayların devlet yönetimine talip oldukları bilinciyle yola çıktıklarına inanılmak istenmektedir.

Şimdi ben burada bir de seçmen profiline değinmek isterim. Her ülkede olduğu gibi bir gerçeklik olan, bir miktar seçmenin siyasi parti üyeleri ve çeşitli nedenlerle o partiye tam bağlı olanlar ile,  İkinci tür seçmenin ‘Yüzen Oylar’ olduğudur. Bu her ülkede oran farklı olabilir ancak KKTC’de ortalama %30-40 arasındaki oranın genelde ‘Yüzen Oylar’ olduğu unutulmamalıdır. Bu teorik olarak da siyaset biliminde tescil edilmiş kamuoyunda sosyal ve siyasal bir olgudur.

Buna bağlı olarak siyasi partilerin öngördükleri hedeflerinde altı doldurulabilen, neyi nasıl yapabilecekleriyle ilgili somut önerilerini ortaya koydukları oranda ‘yüzen oylar’ kayacaktır.  KKTC yurttaşları eğitim düzeyi yüksek insanlardır. Yuvarlak konuşmalar artık insanların yaşadıkları fiilen gerçeklikler karşısında hiç tatmin etmemektedir.

Atılması tasarlanan her adımın, mantıklı gerekçelere dayanması siyasi partilerin halkın üzerinde yaratacakları veya bu güne kadar yaptıkları ile yapacakları arasındaki mukayese ile güven duygusuna bağlı olarak yüzen oylardan alacaklardır. Gerçi seçimleri etkileyen başka bir çok maddi faktörler de var.!

Politikalar  uygulanabilir ve gerçekçi olması halinde ve kararlı, ciddi, ısrarlı çalışma ve halka dönük hizmetlerin gerçekleştirilmesi için çaba harcandığı oranda uygulanabilir.

İstişare ile, ancak bu istişarelerin emir telâkki edilmeyecek oranda belli gruplara bağlı olmadan, kamu menfaati doğrultusunda ve halkın refahını genele yaymak hedefini seçmesi ihtiyacı, gittikçe artmaktadır.

Bu haftalık bu kadarla hayırlı seçimler dileyelim.





Başa dön tuşu