Köşe Yazarları

SEVGİYİ HATIRLADIM…



Kendimizi eleştirebiliyorsak problem şuuruna vardık demektir.. Üstelik büyük haslettir ne olduğunuzu nasıl olduğunuzu nice olduğunuzu bilmek!

Çünkü: Toplumu yaratan biz insanlar canlı organların hücreleri gibiyiz.. Bir araya gelip bütünleşmezsek, bütünleşip iş güç birliği oluşturmazsak hiçbir işe yaramayız, sinek kadar bile okunmaz esamemiz! Bu nedenle ve önce bireylersel görevimizle işlevimizi biliyor olmamız gerekir.. “Problem şuuruna sahiplik” bu…

Yani nedir? Çok kısaca bilinçli yurttaşlar olmak! ***

ÖYLE miyiz? Ki sıklıkla ne diyorduk? “İnsan vatanını sever!” Fakat ondan önce insan kendini sever.. Sonra ailesini, çocuklarını, yakınlarını sever… Milletini, bayrağını sever…

Yani insan öylesine yüklüdür ki sevgilerle, bir ömür harcasa da bitip tükenmez..

FAKAT: İnsan önce kendi için yaşar! Öyle olması da çok doğaldır çünkü kendi yaşamını iademe ettiremeyen, yaşatıp sürdüremeyen insan, varlığına varlıkların sevgisini katamaz! Ne eşine çocuklarına, ailesine ne de arkadaşlarına, toplumuna, vatanına, fayda sağlayamaz!

***

“NERDEN çıktı şimdi bu “sevgi sevmek lafı” deme hakkınız mahfuzdur da.. Farkında değiliz ama dünyalar kadar sevgilerle yüklüyüz yada bir o kadar nefretlerle.. ***

NİTEKİM daha ilkokul sırlarında, ellerden ellere dolaşırken kapları kirlenip yırtılmış, bazı sayfaları kopmuş o günlerin çocuk kitaplarını okurken öğrendiydik “sevgiyi!” Hatta “sevgi” ne ki! Karasevdayı..

Leyla ile Mecnun’u, Kerem İle Aslı’yı, Arzu ile Kamber’i okurduk kısaca..

Ve şaşardık: Bu “sevgi” yada “sevda” dediğiniz elle tutulmaz, gözle görülmez, işitilmezse nedir ki?

Neden insanları üzerken ağlatır?

Ve neden insanlar deryalar gibi sevgiler taşırlarken “nefreti” de yaşarlar sevgileri kadar?”

Neden birileri “kavuşurlarken” birileri ulaşamadıkları sevgilerine ağlarlar? Hatta neden ölürler uğurlarına?

…Tabi çocuktuk.. Büyüdük yetiştik ama “sevmek” üzerine “biri kadın diğeri erkek,” iki insanın aşklarıyla hikâyerinden öte “dahası” diyeceklerimizi bilemedik!Ta ki aradan yıllar geçene dek..

***

MESELA Koronavirüs vurdu ya İnsanlığı.. Hani korunmak için tedbirler alındı ya.. Hani maske takmanın, topluluklarda mesafeli olmanın çok önemli olduğunu da öğrendik ya..

Tv. haberlerinde Türkiye’yi izliyorum. İnsanlar ne zaman  sokağa çıksalar üst üste geliyorlar. Binlercesiye insan bir Pazar yerinde domates, patlıcan, biber kadar bile ayrı gayrı olamazlarken, birbirlerine yumulmuş üst üste yığılmışlar!

Gayriihtiyari düşünürüm: Yoksa bu insanlar özellikle birbirlerini virüse bulaştırmak için mi böyle davranıyorlar?

Yoksa sevmiyorlar mı birbirlerini? Nefret mi saikleri? Düşman mılar?

…Sonra ayni insanlara bakıyorum her vesile ile Balkonlarına toplanmışlar şu veya bu olaya “sevgi gösterilerinde alkış tutuyorlar!..” Ki milletçe öylesi yaşandı mıydı duygular, sevgilerden seller olup akarlar..

Aslında hayatın her safhası öyledir! Nitekim bazen kendimizden bile esirgediğimiz sevgileri günü geldiğinde “vatan” uğruna ölümüne sereriz topraklara..

Sonra ayni vatanı trafik kazalarında ölüp  öldürdüklerimizin akan kanlarıyla sulanan mezarlarına doldururuz!

Ve nasılsa o “sevgi” de çevre kirliliği yaratmayı, vergi kaçırmayı, kazık atmayı, dolandırmayı, yalanı dolanı sevmekte!..

DURUP dururken hatırlamadım “sevgiyi.” Hayatlarımızda hep vardır zaten. O kadar ki “unutturacak kadar sevmeyi!” İşte bunu hatırladımdı!

 


Etiketler

Benzer Haberler

Başa dön tuşu
Kapalı