Köşe Yazarları

Quo Vadis Kuzey Kıbrıs


Quo Vadis, dünyanın bütün dillerinde kullanılan Latince bir deyiştir. “Nereye gidiyorsun” anlamına gelir.

Efsaneye göre, Hıristiyanlığı yaymakla görevli havarilerden Peter, İmparator Neron’un zulmünden ve muhtemel bir çarmıha gerilmekten kurtulmak için Roma’dan kaçar. Yolda giderken, sırtında haçını taşıyan Hazreti İsa’ya rastlar. Peter sorar..

“- Quo vadis?.”

İsa cevap verir..

“- Romam vado iterum crucifig!”

Türkçesi..

“- Roma’ya tekrar çarmıha gerilmeye..”

Peter bunun üzerine, Roma’da bırakıp kaçtığı görevini hatırlar. Cesaretini toplar ve geri döner. Sonra da Aziz ilan edilir, St. Peter olur.

Şimdi Kuzey Kıbrıs’ta yaşayanlara QUO VADİS diye soracak kimseler ortada yok. Aslında soru QUO VADİS Türkiye diye de sorulabilir.

Kuzey Kıbrıs’ta uçan kuş bile, Türkiye’den sorulur hale getirildi. Başta  kim olursa olsun, Türkiye’nin DESTEĞİ ve ONAYI olmadan, ayakta durması mümkün değil.

Kuzey Kıbrıs’ın bu hale getirilmesinde, Kıbrıs Türkleri içerisindeki menfaatçi ve yağcıların çok önemli bir payı vardır. İktidar hırsı ilen yanıp tutuşanlar, İsa gibi, QUO VADİS sorusunu sormadan, ganimete ve statükoya teslim oldular.

Şimdi ise, herkes bu çıkmazdan nasıl çıkılacağıyla ilgili herhangi bir fikir üretmenin peşinde değil, Türkiye’nin para göndermesini beklemektedirler.

Oysa, KIRAL ÇIPLAK…

Türkiye Cumhuriyeti, kendi yarattığı Kıbrıs Kamburundan rahatsızlık duymakta, bu kamburdan kurtulmak için, Kıbrıs Türklerinin sinirlerini test etmektedir.

Kıbrıs sorunu olduğu gibi durdukça, Türkiye yarattığı bu statükonun devam etmesi için para göndermeye mecburdur diyen Kıbrıslıların oranı çoktur.

Bu kesim, kendi ayakları üzerinde durmanın gerekliliğinden ve bu yolda fedakarlık yapma zorunluluğunda kalacaklarından tüm umutlarını Türkiye’den gelecek paraya bağlamışlardır.

Aslında bu berbat durumdan çıkış vardır:

2003-2004 SÜRECİNDE  sendikalar ve sivil toplum ÖNDERLERİ , Kuzey’deki statükonun felaket olacağını kavrayarak, örgütleriyle kitlesel eylemlere yönelmişlerdi.

Bu kitlesel eylemlerde, tek çıkış yolu, Kıbrıs’ta FEDERAL ÇÖZÜM olarak gösterilmiş ve herkes bu noktada birleşmişti.

Şimdi, bu temelde yeniden bir hareketlenme, iki toplum arasında başlaması beklenen görüşmelere de büyük bir destek verecektir.

Kıbrıs’ın Güneyinde ve Kuzeyinde yaşayanlar, Kıbrıs sorununda bir uzlaşmaya varılmaması durumunda, Kıbrıs’ta yaşayan insanların HERŞEYLERİNİ KAYBEDECEKLERİNİ daha derinden hissetmektedirler.

Her iki tarafın ihtiyaç duyduğu ise, bu mücadeleye önderlik edecek olan örgütlerin öne çıkmasıdır.

Kuzey’de oluşan ekonomik kriz ve TL nin hızlı değer kaybı, Kuzey’deki sendikalar ve sivil toplum örgütlerine, HALKI HAREKETE geçirmek için uygun zemin hazırlamaktadır.

Böyle bir hareketlenme, bu süreçte, Kıbrıs Rum toplumunu da derinden etkileyip hareketlendirme potansiyeli de taşımaktadır.

Sorun, sendikaların ve sivil toplum önderlerinin, kendi çıkarları ile toplumun geleceği noktasında hesaplaşmasında yatmaktadır. Bu hesaplaşmada, toplumun çıkarlarının daha ön plana ÇIKMASI, beklentimizdir.

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı