EkonomiKöşe YazarlarıSürmanşet

PİYASA EKONOMİSİNDE KURLARIN OLUŞMASI




Serbest kur sistemi 1973 yılında altına dayalı sabit kur sisteminin çökmesi neticesinde ortaya çıktı. Serbest kur sistemi 1980 yılından itibaren gündeme gelen piyasa ekonomisiyle uyumluydu.

Beklenen neydi? Dövizin fiyatı piyasalarda arz ve talep tarafından belirlenecek ve serbest kur sistemiyle oluşacak olan döviz fiyatları ülkelerin cari açıklarının oluşmasına engel teşkil edecekti, yani kapitalist düzende var olan sermayenin bir yerden bir yere serbestçe hareketi vasıtasıyla döviz kurlarının aşağı yukarı hareket etmesine yol açacak ve cari açık ve/veya fazla sorunu da kalmayacaktı. Yani bu kapitalist düzende serbest kur rejimi cari açık dengesine otomatik bir denge mekanizması sağlayacaktı.

Serbest kur sisteminde maliye politikası uygulamaları(vergiler, sübvansiyonlar ) her zaman etkili olamıyor. Örnek verirsek serbest kur rejimi uygulayan bir ülkede ekonomik durgunluk yaşansın. Döviz kurları yükselsin ekonomiyi canlandırmak için kamu harcamalarını artıralım ekonomi canlanacak, gayri safi yurtiçi hasıla artacak ama aynı zamanda paraya talep de artacak. Paraya talebin artması sonucu faiz oranları yükselecek bu ise sermaye hareketlerini etkileyecek ve yükselen kurlar aşağı gelmeye başlayacak. Bunun sonucu milli paranın değerlenmesi olacak değerlenen milli para sonucu ülkenin rekabet gücü azalacak bu mal veya hizmetlerin ihracını geriletecek Çünkü mal ve hizmetler pahalı olacak. Bu iki unsur yani ihracatın azalması ve faiz oranlarının yükselmesi ekonomiyi canlandırmak için artırılan kamu harcamalarının etkisini ortadan kaldırır. Bahse konu olan yukarıdaki argüman gelişmiş ekonomileri güçlü parası olan ekonomileri etkilemiyor. Yani gelişmiş ekonomilerde serbest kur sistemi maliye politikalarının (vergiler, sübvansiyonlar, kamu harcamaları gibi) uygulamasını etkilemez. Bu durum gelişmemiş parasının diğer ülke paraları karşısında zayıf olan ülkeleri etkileyen politikalardır.

Maliye politikalarında mevcut durumun (ekonomik durumun) istabilasyonu sağlanır yani ekonomik durgunluktan çıkabilmek için kullanılan bir yöntemdir. Diğer sebebi ise para politikası olmayan ülkeler için geçerli bir politikadır. Buna örnek KKTC. Maliye politikalarının etkisiz olduğu anda da Merkez Bankaları devreye girer ve parasal genişlemeye gider. Piyasa faizleri düşer veya aynı kalır. Ekonomi canlanmaya devam eder. Gayrisafi yurt içi hasıla artar fakat yatırımlar azalır,  ihracat azalır bu ise döviz girdisini azaltarak kurların yükselmesine sebebiyet verir.

Sermaye hareketlerinin serbest olduğu piyasalarda kurların daha fazla artacağı beklentisi yabancı yatırımcıların hızla ülkeden kaçmasına neden olur. Bu yeni bir dengesizlik sağlar. Merkez bankası tekrar devreye girer sıkılaştırmaya gider, faizler yükselir.

Eğer ekonomi yönetimi maliye politikalarında dikkatli davranırsa para politikaları devreye girerek. Ekonomiyi genişletici para politikalarıyla canlandırır.  Faiz oranları düşer fakat sermaye çıkışı olur ve kur artar. Faiz oranları tekrar eski düzeyine gelir. Görüleceği gibi her halukarda dengesizlik var. Özellikle milli parası zayıf olan ekonomik olarak geri kalmış ülkelerde politikalar gerek maliye politikası,  gerekse para politikası dengesizlik sağlıyor. Türkiye örneğinde bunu görebiliriz.

Eğer ekonomi tüketim ağırlıklı bir hal aldıysa yani ithalat-ihracatın önüne geçtiyse ekonomi üretimden koptuysa reel ekonomi yüksek döviz borcunun altına girmişse, dış sermayenin gelişi yavaşlamışsa hatta tersine dönmüş ve sermaye çıkışı oluyorsa hem kuru hem de faizi kontrol edemeyiz. Ya ikisi birden kontrol dışı olur veya birini kontrol altına alırken diğeri tamamıyla dışta kalır.

Görüldüğü gibi döviz fiyatları yani kurlar serbest piyasa ekonomik modelinde tamamıyla piyasanın oluşumuna göre hareket eder. Yüksek döviz kuru ekonominin kırılganlığı, zayıflığını üretimden kopukluğunu belli eden önemli unsurlardan biridir.







Başa dön tuşu