Köşe Yazarları

Paranız yoksa eğitim de satın alamıyorsunuz!








KKTC eğitim sisteminin sınav odaklı olması herkesi yaralıyor. Özellikle de çocukları ve gençleri. Sürekli öğrenciler sınavlarla sınanıyor. Başarısız olanlarsa hanelerine travmaları ekliyorlar. Yazık ediliyor ve bunu da herkes biliyor ve görüyor ancak çare üreten yok.




Çocuklar oyun oynayarak kişiliklerini pozitif anlamda geliştirecekleri yerde 9 yaştan itibaren kolej sınavı ucubesi ile uğraşıyorlar. Küçücük bedenlerine ve psikolojilerine yaralar kazınıyor.



Genç bedenler de psikolojilerine aşağılık hislerine ekliyorlar. Kolej sınavı ucubesinden sonra fen lisesi sınavı seçme-elemesi, arkasından da üniversiteye girişte sınavlar. Hepsi de gençleri seçip eleme üzerine kurgulanmış.

Gençler karşı cinsle olumlu ilişkiler kurup psikolojilerinde ‘beğenilme’den kaynaklı pozitif hisler ekleyerek olumlu kişilik gelişimi sağlayacak yerde negatif hisler ekliyorlar.

Çocuk ve gençlerin psikolojilerinde yaralar açmak kimin hakkıdır? Bu hakkı kim nereden almaktadır? Hangi yasadan, hangi üstün yetenekten, hangi ilahi güçten bu hakkı alıyorlar?

Yaz aylarında etrafımızdaki pek çok ailede ‘telaşlar’ başladı. Çocuğun iki yıl sonraki kolej giriş sınavında başarılı yani seçilmesi ve elenmemesi için dershaneyi mi, yoksa özel ders öğretmenine mi yoksa her ikisine mi kayıt yaptıralım? Diye.

İlkokul dördüncü sınıfta dershaneye kayıt yapılırsa her şey içerisinde toplam 18.000 Türk Lirası dershaneye ödenecek. Bir sonraki yıl 5. Sınıfta da bir o kadar ve toplam 36 bin Türk Lirası. Eğer özel ders öğretmenine de gidilecekse bir o kadar da oraya para ödenecek. Maddi olanağınız varsa sorun yok. Ancak daha önce sürekli bu köşede belirttiğimiz gibi alt tabaka çocukları koleji unutsunlar; devlet onlara diyor ki ‘paranız olmadığı için size kolej yok; başka kapıya’.

Peki aileler ne durumda? Seçme- elemeye dayalı KKTC eğitim sisteminde aileler yara almıyor mu? Aileler içlerine kapanmıyor mu? Aileler içten içe ağlamıyor mu? Lanet eden, hayata küsenler var. Aileler de bu seçme – eleme temelli sistemde çok yara alıyorlar ama onlar göz damlalarını içlerine akıtıyorlar.

Peki seçme – eleme odaklı yani sınav odaklı, üstelik doğru cevabı seçme taktiğini bilenlerin ve parası ile bu yeteneği kazananların iyi okullara! girebildiği bu sistemsiz KKTC eğitimi düzeltilemez mi? Bunun yolları yok mu?

Elbette var. Ülkede önce ‘planlama’ ile işe koyulmalı. Meslek liseleri planlama sonucuna göre yeniden oluşturulmalı,  üniversiteler de planlamadaki üretime destek olacak bilimsel araştırmaları yapacak bir donanıma kavuşturulmalı. Bunun örnekleri Japonya, Norveç gibi ülkelerin kalkınma hamlesini inceleyerek neler yapıldığı görülebilir.

Sondan geriye doğru SİSTEMİZ KKTC EĞİTİMİ derinlemesine incelendiği zaman şu sonuca da varılır: Aslında tüm sınavları başarıp, elenemeyen ve seçilen öğrenciler üniversiteden mezun oldukları zaman ne durumdalar? Mutlu mudurlar yoksa mutsuz mu?

Hedeflerine ulaştılar mı? Ya da daha iyimser bir soru ile yüzde kaçı hedeflerine ulaştılar? Sanırım yüzde yirmileri bulmaz, en iyimser hesapla.

Mezun gençlerin büyük bir çoğunluğu eğer torpili varsa ‘devlette memur’ olur. Kendi mesleğini memurlukta kullanmıyor; çünkü farklı bir iş yapıyor ve o nedenle memurlukta da kalite düşmekte.

Torpili olmayanlarsa devlette memur da olamıyorlar; şanslı olanlar özel sektörde iş bulabiliyorlar. Ancak onlar da insan onuruna yaraşır bir yaşamı yakalayamıyorlar.

En torpilsizlerse kimseye yalvarmamak için buralardan göç ediyorlar. İşte KKTC sistemsiz eğitiminin çocuklarımıza, gençlerimize sunduğu olanaklar.

Böyle bir eğitim sistemi olmaz olsun. Seçip seçip eleyerek,  çocuk ve gençlerin hayatlarını karartarak, sonunda da işsizlik ve göç ile çocukları buluşturan bu sistem, eğitim sistemi olamaz. Eğitim sistemi de olmaz ve eşitlik, eğitimde fırsat ve olanak eşitliği gibi ilkeleri de yerine getiremez; şimdi olduğu gibi.

Pek çok evde gelecekte çocuklarını bekleyen işsizlik veya göç için, yaz ayları ‘kararların alındığı’ bir dönem olarak geçecek. Geçecek de ne olacak; KOSKOCA BİR HÜZÜN. Eğer soy adınız bilindik, paranız çok, siyasi aktör olan dayılarınız yoksa; varsa da şanslısınız. İşin en ironik yanıysa ‘alt tabaka ve olta tabakanın altında yer alan ailelerin de bu sistemsiz eğitime bir şekilde uyum sağlamalarıdır. Biraz uyanmanın zamanı geldi





Başa dön tuşu