Köşe Yazarları

ÖZKER ÖZGÜR’ü 15. ÖLÜM YILDÖNÜMÜNDE SAYGI İLE ANIYORUZ

Bedia Balses yazdı






“Yüzüm Doğan Güneşe Dönük Öleceğim“

Her ölüm, bir hayatın hesabını da önümüze döküyor. En açık, en yalın haliyle gelip duruyor karşımızda, biten bir hayatın özeti. Zorla, torpille, nazla-niyazla söylenmeyecek sözler başlıyor sonra. Samimi duygular dökülüyor gidenin ardından. Ölüm, nasıl yaşadığımız sorusunu, zamansız sorup gidiyor. Biz ise  kalakalıyoruz ardında, gidenin.

Özker Özgür

Ölüm bazıları için bir yok oluştur. Herhangi biri gibi gelip, herhangi biri olarak giderler. Makam, para, ün, çıkar, koltuk değiştirir kimini. Zordur insan kalmak. Zordur insanca yaşamak. Veda anına kadar taviz vermeden nefes almak zordur. Bazıları ölümünden sonra da hayatın içine akmaya devam eder. Bazılarının ölümü bile yaşamı gibi öğretici olur.

Yozlaşmayan, satılmayan, kirlenmeyen bir hayat, hangi kelimelere dökülür?

Hangi beyaz renk, affeden engin bir yürek kadar temiz olur?

Kaç kişi düşmanlığı unutturacak bir gidiş yaşatır kalanlara, ölümüyle?

Bana kalırsa, en çok zeytin dallarını götürmek isterdi yanında.

Bir de barış türkülerini.

Bense onunla, dikenli tellerin gölgelemediği bir Kıbrıs’ta, barış türküleri söylemek isterdim,

Ona, çocuğumun yüzünde gördüğüm aydınlık bakışı ve geleceğe uzanan umudun terinde adını bulduğumu anlatmak isterdim.

Bol yıldızlı bir Kasım akşamında, gökteki parlak, yalnız bir yıldıza selamını gönderdim. Gecenin sessizliğinde, “direnmeye devam” diye haberini getirdi rüzgar. Belki yaşama, belki savaşa, belki hastalığa dedim, kendi kendime. Oysa yüzüme şamar gibi çarpan affediciliği karşısında sendelemiştim. Ben, verilen tavizler ülkesinde büyüyen, bölünmüş bir kimliktim.

Onun gibi engin bir bakış kondurmak istedim gözlerime. Sonra acı acı gülümsedim. Kaç kişi, şahsi hesaplarından sıyırabileceği bir yürek taşır ki göğüs kafesinde. Terini, emeğini, duruşunu, beyazlığını, kaç kişi kalkan yapar, yediği darbelere.

Adına, bahçemdeki ağaçtan bir zeytin dalı kopardım.

Özker Özgür

Ve, sınır çekmeye gücün yetmediği mavi gökyüzü altında bir şiir fısıldadım.

Gün gelir, yurdumuzda barış türkülerini söylemeyi başarırsak, ilk selamımı ben, onun için sakladım.

————————————————————————————————

Aynı yalınlıkla ölmek isterim
Kırda bir çiçek gibi, sakin, gösterişsiz.
Mum yerine yıldızlar parlasın üstümde
Yeryüzü uzansın altımda sessiz

Ben aydınlık ve özgürlük delisiyim
Varsın hainleri gizlesinler
Soğuk bir taş altında
Dürüstçe yaşadım ben, karşılığında
Yüzüm doğan güneşe
Dönük öleceğim

Jose J. Marti Perez

———————————————————————————————

 






Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu