Köşe Yazarları

ÖZKER ÖZGÜR VE RAUF DENKTAŞ DENEYİMİ

(AKP’nin devranı uzun sürmez…)






Ankara’da üniversite eğitimindeydim.




Memleket adeta yıkılmış ama biz olanlardan nerdeyse bihaber yaşıyorduk.



Köyde sadece muhtarın evinde telefon vardı.

Ankara’da da Sakarya’daki PTT’de.

Sakarya’ya gider ve yüzlerce yabancı uyruklu öğrenci ile birlikte sıraya girer, önce aramak istediğimiz numarayı yazdırır, sonra saatlerce sürecek kuyruğa tekrar girer ve ismimizin anons edilmesini beklerdik.

Bununla da bitmezdi çünkü aradığımız rahmetli muhtarımız Halil amcaydı. Halil amcaya “bizimkileri çağırır mısın” derdik ve telefonu kapatırdık. Sonra tekrar sıraya girer ve aynı uzun saatlerde ailemizle görüşmeye çalışırdık.

Memleketin adeta yıkıldığı günlerde rahmetli  babamdan bilgi almaya çalışırdım.

Ben sordukça sorar o da “annen çok iyidir, seni çok özledi” deyip dururdu.

Bunun bir teşkilat taktiği olduğunu sonradan öğrenecektim.

TMT’de hiçbir mesajın telefonla iletilmediğini çünkü tüm telefonların dinlendiği kuralını uyguluyordu rahmetli babam.

Ben ise genç-toy olaraktan sormamam gereken her soruyu makineli tüfek gibi sıralıyordum.

Babam da her defasında “neyse bu konuları sen geldiğinde konuşuruz” deyip telefonu kapatır ve beni korumaya alırdı.

 

***

 

Şubat tatilinde memlekete geldiğimde müthiş bir gerginlik vardı.

Hava alanından eve gittiğimde rahmetli Özker Özgür’ü benim yatağımda uyurken bulmuştum.

Doğrusu şok geçirmiştim.

Bana “bu akşam salondaki koltukta uyuyorsun ev yarın sabah da bir süreliğine ablamızın evine gidiyorsun” dediklerinde yaşadığım şok iki katına çıkmıştı.

Meğerse Özker Özgür bir süredir bizim evde kalıyormuş. Benim odamda uyuyor ve abim Öntaç Düzgün de dahil bir grup genç tarafından korunuyormuş.

Niye?

Çünkü Bulgaristan’da Türklere asimilasyon yapıldığı zamanlardı, Türklerin isimleri zorla değiştiriliyor, kabul etmeyenler sürülüyordu. Özker Özgür de “Bulgaristan’ın yaptığı çok yanlıştır ama Türkiye de Kıbrıs’ta bize aynısını yapıyor” demişti.

Bunun üzerine rahmetli Rauf Denktaş başta olmak üzere elçilik, asker ve onların örgütlediği paramiliter güçler Özker Özgür’e karşı büyük bir saldırı kampanyası başlatmışlardı.

Olay kontrolden çıkmış ve Özker Özgür’ü infaz edecek ortalıkta gezinir olmuştu.

Özker Özgür koruma altına alınmış, her gece değişik bir evde konaklayarak ve bir grup gencin koruması altına alınarak infazı önlenmeye çalışılmıştı.

Bunda da başarılı olmuşlardı.

Özker Özgür’e evini açan ve sabaha kadar da kapısının önünde nöbet tutan rahmetli babam Hasan Düzgün ölünceye kadar dost kalacaklardı.

 

***

 

Bu kez okulu bitirmiş ve Yenidüzen gazetesinde muhabirliğe başlamıştım.

CTP’nin kuruluş yıldönümüydü. Göçmenköy’de ana caddenin üzerinde, bir lokantanın bodrum katında kuruluş yıldönümü resepsiyonu düzenlenmişti.

Ben katılmadım ve tanık olmadım. Ertesi gün arkadaşlardan dinledim ve fotoğrafları gördüm.

Hiç beklenmedik bir şekilde rahmetli Rauf Denktaş CTP’nin kuruluş kokteyline gelmiş, herkesle şakalaşmış ve Dillirga şarkısı çalmaya başladığında Özker Özgür ile karşılıklı göbek atmaya başlamıştı.

Denktaş’ın bu hareketi memlekette adeta bomba etkisi yapmıştı.

Özker Özgür’den nefret eden, Türkiye’ye girişini yasaklayan, TC pasaportunu iptal eden elçilik ve askere rağmen Denktaş müthiş bir liderlik sergilemiş ve tüm riskleri göze alarak Özker Özgür ile karşılıklı göbek atmıştı.

Zaten bir süre sonra yaptığının karşılığı ortaya çıkacak, seçimler olacak ve Özker Özgür Başbakan Yardımcısı olacaktı.

Ankara’da kırmızı halılarla karşılanan bir Başbakan Yardımcısı.

 

 

***

 

Diyeceğim şudur; Bu dönem geçecek. Ankara’da yeni bir dönem başlayacak. Bugün lanetlenip yasaklananlar bu kez muteber insanlar olarak Ankara’ya gidecekler.

Biz kendi kendimizi helak etmeyelim.

AKP’nin devranı uzun sürmez.

Tıpkı o zamankilerin sürmediği gibi…





Başa dön tuşu