Özil tartışmasının arkasında EURO 2024 rekabeti mi var?

28 Temmuz 2018 Cumartesi | 17:40

Mesut Özil’in Alman milli futbol takımından ırkçılık suçlamasıyla ayrılması ve Türkiye’den gelen desteğin, EURO 2024 ev sahipliği için yaşanan rekabetle ilgili olduğu iddiaları gündemde. Peki iddialar ne kadar gerçekçi?

Almanya’da, Türk hükümetinin Mesut Özil tartışmasını bilinçli olarak tırmandırdığı iddiası tartışılıyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Türk siyasetçilerin, faşizm ve ırkçılık suçlamalarıyla, Almanya’nın 2024 Avrupa Futbol Şampiyonası adaylığını zora sokmak, Türkiye’nin elini güçlendirmek istediği öne sürülüyor.

EURO 2024 ev sahipliği için Türkiye ve Almanya arasında geçecek yarışta UEFA kararını 27 Eylül’de verecek. Son olarak Bild gazetesi bu iddiayı, “Erdoğan, EURO 2024’ü Özil’le mi almak istiyor?” başlıklı haberiyle gündeme taşıdı. Gazetenin haberinde “Alman Futbol Federasyonunda, Erdoğan’ın Özil olayını kullanarak Almanya ve federasyon yönetimini ırkçılık tartışmasına sürüklemek istediği yönünde spekülasyon yapıldığı konuşuluyor” denildi.

İktidardaki Hristiyan Demokrat Parti’li (CDU) Wolfgang Bosbach da Erdoğan’ı UEFA’nın kararını etkileme amacıyla Alman Futbol Federasyonuna karşı kampanya yürütmekle suçladı.

Bosbach, “Erdoğan ile fotoğraf çektirmesinden 10 hafta sonra Özil bu açıklamayı yapıyor ve milli takımdan ayrıldığı için Erdoğan’dan büyük övgü alıyor… Tüm bunların zamanlaması tamamen tesadüf mü? Bazı tesadüflere çok da inanmamak gerekiyor” diye konuştu.

Özil’in tweet’leri planlı mı?

Alman medyasında çıkan diğer yorumlarda, Özil’in Almanca yerine İngilizce kaleme alınan, sosyal medya hesaplarından geniş bir kitleye ulaştırılan açıklamasıyla Euro 2024 rekabetinde Türkiye’ye avantaj sağlamak istediği, bunun “çok daha planlı bir PR çalışmasının parçası” olduğu da iddia edildi.

DW spor editörü Joscha Weber, Özil hakkındaki spekülasyonların doğru olduğuna inanmadığını belirtiyor. “Özil gerçekten incindi. Taraftar ve medyanın tepkilerinden, sonra da Dünya Kupası’ndaki başarısızlıktan çok saçma bir şekilde onu sorumlu tutan federasyon yetkililerinin açıklamalarından dolayı gerçekten kalbi kırıldı” diyen Weber, “Futbol bir ekip oyunu. Onu sorumlu tutmak, kötü oynayan oyuncu olarak ortaya koymak yersiz ve haksız. Tabii ki Özil düşünmek için zamana ihtiyaç duymuştur. Çünkü bu çok zor bir karar. Ama Almanya’nın şampiyona adaylığına zarar verme isteğinin aklından geçtiğini zannetmiyorum. Neden böyle bir şey düşünsün? O bir Alman vatandaşı ve hep Almanya için oynadı” şeklinde konuştu.

Vatan gazetesi spor yazarı Lütfü Özel de DW Türkçe’ye yaptığı değerlendirmede, “Benim aklıma yatmıyor. Zira Mesut’un kökeni Türk ama Alman. Bunu hep söyledi. Alman kültürünü, disiplinini, profesyonelliğini almış bir futbolcu. Onun aklı entrikalarda olmaz” dedi.

EURO 2024’ün sloganı “Irkçılığa hayır de”

UEFA kuralları uyarınca, Avrupa Futbol Şampiyonası’na aday ülkeler, birbirlerine adil ve saygılı davranma, diğerinin adaylığı hakkında sözlü, yazılı açıklama yapmamakla yükümlü.

Tarafların daha sert bir rekabet içerisine girmesini önlemesi umut edilen bu kurala rağmen, ev sahibi ülke kararının açıklanmasına geri sayımın başlamasıyla tansiyonun da tırmanabileceği belirtiliyor.

Mesut Özil’in ırkçılık ve ayrımcılık suçlamaları, Alman Futbol Federasyonu’nun EURO 2024 adaylığı için “Futbol bizi birleştirir” sloganıyla yürüttüğü kampanyaya gölge düşürdü. “Irkçılığa hayır de” sloganıyla yapılacak 2024 Avrupa Futbol Şampiyonası’na Almanya’nın ev sahipliği yapma umudu azaldı.

DW spor editörü Weber, “Daha iyi altyapısı, ekonomisi, siyasi istikrarı ve işleyen hukuk devleti ile Almanya açık ara avantajlı konumdayken, Özil meselesiyle şimdi Türkiye yeni bir zemin yakaladı” görüşünü dile getirdi.

Ancak şampiyonluğa ev sahipliği yapacak ülkenin karşılaması gereken kriter ve koşullar dikkate alındığı takdirde Türkiye’nin de durumu tartışmalı görünüyor.

Türkiye UEFA kriterlerini karşılıyor mu?

Şampiyonaya ev sahipliği yapacak ülkenin karşılaması gereken kriter ve koşullar, UEFA’nın adaylık ve turnuvalar hakkındaki düzenlemelerinde ayrıntılı bir şekilde yer alıyor. Stadyum ile tesislerden, ulaşım gibi geniş bir alanı kapsayan teknik ve altyapıya ilişkin koşulların yanı sıra aday ülkedeki ekonomik ve siyasi istikrar da UEFA’nın dikkate aldığı kriterler arasında yer alıyor. 2016 yılında karara bağlanan, “Turnuva için gerekli koşullar” başlıklı UEFA belgesinde, ev sahibi ülkedeki insan haklarına, siyasi, ekonomik ve kurumsal istikrara da vurgu yapılıyor.

“Objektif olarak bakacak olursak Türkiye Futbol Federasyonu’nun insan hakları ve ırkçılık sicili Almanya’dan çok daha kabarık” diyen spor hukukçusu Mert Yaşar şu değerlendirmeyi yaptı:

“Türkiye’de Amedspor oyuncusu Deniz Naki’nin futbol hayatını bitirdiler… Yine Amedspor yöneticisi tribünden aşağı atılmıştı, taraftarlar saldırılara hedef oluyor. Emre Belözoğlu Didier Zokora’ya hakaret etmişti, federasyon geçiştirdi, mahkeme mahkûm etti, Eboue ve Drogba’ya doğru ‘muz’ sallandı, federasyon kılını kıpırdatmadı. ‘Bizde ırkçılık yok münferit’ deniyor ama nedense her hafta bunlar yaşanabiliyor.”

“Özil özgürlük ortamından yararlandı”

Almanya ve Türkiye futbol federasyonları arasında “dağlar kadar fark olduğunu” söyleyen Yaşar, değerlendirmesini şöyle sürdürdü:

“Mesut Özil konuştu ancak ceza almayacaktır. Türkiye’de bir oyuncuya, milli takıma katılmadığı takdirde ceza veriliyor çünkü milli bir görevden kaçmış oluyor. Bir de bunun üzerine devleti, federasyonu suçlayacak şekilde bırakırsa onun Türkiye’de futbol hayatını bitirirler. Almanya’da ırkçılık var mı? Var. Ama Özil işte oradaki özgürlük ortamından da faydalanarak bunu söyleyebiliyor. Peki Almanya’da futbol federasyonu ya da başkanı ırkçılık nedeniyle yargılanabilir mi? Evet yargılanabilir. Oysa Türkiye’de futbol federasyonu üzerinde yargı denetimi yok. Durum bu kadar açık.”

Bununla birlikte Yaşar, UEFA, FIFA ve Uluslararası Olimpiyat Komitesi yöneticilerinin, karar alma süreçlerinde insan hakları kriterlerini yeterince dikkate almadıklarını söyleyerek, “Bu kurumların yöneticileri önce kendi kasalarını, ne kadar para kazanacaklarını düşünür. Dolayısıyla objektif bir şekilde baktığınızda zor görünse de 2024 şampiyonasının Türkiye’ye verilmesine ben şaşırmam” şeklinde konuştu.

“Türkiye’nin şansı yüzde 51”

Vatan gazetesi spor yazarı Özel ise, “2024 yılındaki şampiyonaya kimin ev sahipliği yapacağı kararı çoktan verilmiştir. Bu kararlar son dakikaya bırakılmaz. Bence Türkiye’nin şansı yüzde 51” görüşünü dile getirdi.

UEFA’nın karar alma sürecinde Özil’in Alman federasyonuna yönelik ırkçılık suçlamasının belirleyici olmasına ihtimal vermediğini söyleyen Özel, “Türkiye çok istekli ve stadyumlarıyla, teknik altyapısıyla hazır. Ayrıca ırkçılık ilk defa gündeme gelen bir konu değil, ırkçı yaklaşımların UEFA nezdinde kıymeti harbiyesi hiç olmadı” diye konuştu.

Değer Akal / Berlin

© Deutsche Welle Türkçe