Köşe Yazarları

Özgürlüğüm sensin











Güneşin ilk ışıkları cumbalı evlerin sıra halinde yerleşmiş dar sokaklarında kendine yer ararken mevsim bugünkü gibi bahardı.




Güneş yerleşmeye dursun, seyyar satıcılar hazırlıklarını tamamlar; Bandabuliya’da ilk kepenk gürültüleri gözlerini kamaştıran serçeleri ürkütürdü…



İki sokağı birbirinden ayıran tel örgüler yeni çekilmiş, kum torbaları yeni yığılmış, varilden barikatlar yeni dikilmiş; hayat ikiye ayrılmıştı ve hiç kimseler geleceğin ne olacağını bilmiyordu.

Özgürlüğün eli ve kolunun tahta dipçikle kırıldığı zamanlardı.

Mevsim bugünkü gibi bahardı fakat o mevsimden sonra hiçbir bahar eskisi gibi olmayacaktı…

Özgürlüğüm sensin…

Neresinden geçmişsem bu kentin,

Neresinde oturmuşsam,

Neresine bakmışsam,

Nasıl soluk almışsam,

Nasıl yaşamışsam,

Kavgalarda, yasaklarda, aşklarda,

Özürlüğüm bu şehirdir her şeye rağmen,

Bu şehir ki adı Lefkoşa…

Pedieos Deresi (Kanlıdere) değil miydi kol kol her yanımızı saran?

O değil miydi kimin, kimin nesi olduğuna bakmaksızın akıp giden?

O değil miydi dağlardan, ovalardan köy köy, kasaba kasaba, şehir şehir geçerek börtü böcek ne varsa, ve yeşil çimen ne varsa, ve hangi milletten hangi diyardan gelen kim varsa özgürce ve hiç kimseyi ayırt etmeden herkesi kucaklayan?

Kim nerede doğup yaşıyorsa özgürlüğü orasıdır; orası olmalıdır.

Vatan yapmak değil marifet, özgür kılmaktır yaşadığın yeri.

Kim sevmez doğup büyüdüğü yerleri.

Kitap kitap anlatılmaktadır…

Ünlü Sovyet yazarlarından Mihail Şolohov bir hikayesinde bulunduğu yeri şöyle anlatır:

“Staniza kıyısındaki söğüt kümelerinin, soluk dalları arasından, güneş sızıyordu. Don’a karşı kıyıya geçmek için gidiyordum. Nemli kum, tembel ve çürümüş bir odun gibi ayaklarımın altında kokuyor.

Keçi yolu, bir tavşan koşusu ile söğütlerin arasında kıvrılıp gitmekte. Staniza mezarlığında menekşe renkli kocaman güneş batmakta ve arkamda söğütlerin arasından mavi akşam karanlığı yükselmekte.”

Mevsim bahardı, bulutlar mavi gökyüzünü bir kapar bir açar, nisan yağmurları bir yağar bir dururdu; Lefkoşa sokakları yeni bir sabaha kalktığında birbirlerine kavuşmak isteyen patikalar gibiydi.

İşte o patika gibi yollar kesilecek, sokaklar bölünecek ve bundan sonraki hikaye ayrılığı ya da kavuşmamayı anlatacaktı!

Ne kadar kolu kanadı kırılsa da bu şehrin,

İnat değil mi!

Her şeye rağmen ama her şeye,

Özgürlüğüm sensin…

 





Başa dön tuşu