Köşe Yazarları

Oyun-Temelli Öğretim okul öncesi ve ilkokulda hayatidir…






Geleneksel eğitimin burjuva sınıfına ‘işçi’ yetiştirmek için kurgulanmıştı. Fabrika sahibine ‘itaat eden’, ‘verilen görevleri yapan iyi vatandaş!’, düşünmeyen, sorgulamayan ve her istenilen yapan’ niteliklerle donatılmış bireyler yetiştirmeye hizmet eder.

Halbuki 21. Yüzyıl bu niteliklere sahip bireylerin yaşamlarını sürdürebileceği bir çağ değil. Aksine yaratıcı, eleştirel düşünen, kanıt bulununcaya kadar kararlarını erteleyebilen, bilgileri işleyip yeni bilgileri insanlığın faydasına sunabilin nitelikler sahip bireyler istenmektedir.

Bu nedenle geleneksel eğitim artık hükmünü yitirmiştir. Özellikle kalkınmış, teknoloji ve endüstride lider ülkelerde. Buralarda da artık okullar, çağdaş niteliklerle bezenmiş bireyleri yetiştirmek için yeniden dizayn edilmelidir. Dizayn çalışmalarına 21. Yüzyıla uygun öğretim yöntem ve tekniklerini de okullara adapte etmek dahil edilmeli.

Özellikle okul öncesi ve ilkokul bu amaçla en önemli örgün eğitim kademeleridir. Okul öncesi dönem 4 yaştan itibaren zorunlu olmalı ama ne yazık ki buralarda hala okul öncesi eğitim zorunlu eğitim kademesine dahil edilmemiştir. Dahil edilmeli ki olanaksızlıklar içinde dünyaya gelen alt sosyal tabaka çocuklarının da zengin bir kültürel çevrede zihinsel, fiziksel, sosyal, ve duygusal gelişimlerine yardımcı olunsun.

Bu amaçla kullanılacak yöntemlerden bir tanesi de ‘Oyun-Temelli Öğretim’dir. Okul öncesi ve ilkokul 1. dönemi olan 1-3. Sınıfta oyun her açıdan çok ama çok önemli. Ne yazık ki buralarda Oyun-Temelli Öğretime çok fazla yer verilmiyor. Öğrenciler kağıt, kaleme mahkum geleneksel anlayışa mahkum.

Amerika Birleşik Devletleri eğitim sistemini sürekli reforme etmekte olan süper güç. Dünyanın önde gelen ülkeleri bile geleneksel öğretimi yıkmaya çalışmakta. Bir an önce buralarda da harekete geçilmesi yerinde olur.

ABD, New York’ta Watertown bölgesi okullarında Oyun-Temelli bir öğretim programı uygulandı*. Oyun-Temelli Öğretim Programı’nın amacı öğrenmeyi, öğrencilerin gelişimlerine uygun hale getirip, öğrencilerin sosyal-duygusal becerilerini geliştirmekti. Bu amaçla beş ilkokulun anaokullarında ve birinci sınıflarında Oyun-Temelli öğrenme-öğretim programı uyguladılar. Sonuçlar gerçekten çok olumlu oldu.

Gelişim psikolojisi uzmanı ve Temple Üniversitesi profesörü Kathy Hirsh-Pasek, öğrencileri matematik ve okuma gibi derslere hazırlayanın ‘oyun zamanı’ olduğunu vurguladı. Çocuklar nasıl oynanacağını öğrenirken, dinleme ve konuşma yoluyla dil gelişimlerine de yardımcı olacak olan işbirliği ve topluluk oluşturmayı da öğrettiğini belirtti*.

Dil ise okuma, yazma, matematik ve sonraki her konu için gereklidir. Eleştirel düşünme becerilerinin de, oyun yoluyla öğrenilen yaratıcılık ve yenilikle geliştirildiğini aktarır. Oyunun, çocukların başarısızlıklardan ‘öğrenme güveni’ gibi becerileri onlara öğrettiğini de ekler*.

Bu uygulamada amaçlı ya da rehberli oyunda öğretmen, öğrencileri oyun boyunca gözleyip, analiz ederek onları doğaçlama bir yolla öğrenmeye yönlendirici rol üstlenir. Amaçlı oyunun belirli bir tanım olmamasına rağmen, araştırmacılar, serbest oyundan farkının öğretmenlerin sınıfları için seçtikleri materyal türleridir. Örneğin öğrencilere önceden hazırlanmış kostümler vermek yerine, yaratıcı kıyafetler için kumaş sağlamak gibi*.

Diğer bir fark ise, öğretmen rolünün daha fazla gözlem ve geri bildirim içermesidir. Örneğin bir çocuk “bakkal” rolünü oynarken, öğretmen bir öğrencinin ailesi için kaç elma alması gerektiğini veya öğrenci mutfakta oynuyorsa, öğretmen ekmek pişirmek için ısının neden önemli olduğunu öğrenciye sorabilir.

Washington’da üç okul öncesi programında yapılan bir araştırmaya göre, bu çocuk odaklı öğrenmenin akademik olarak en iyi sonuçları verdiği saptanmıştır*. Araştırma, okul öncesi dönemde resmi, geleneksel bir akademik ortamda bulunan öğrencilerin, aktif, çocuk tarafından başlatılan öğrenmenin daha yaygın olduğu anaokullarında bulunan akranlarından, birkaç yıllık eğitimden sonra daha düşük notlar aldıklarını ortaya koydu*.

Watertown’daki eğitimciler, Oyun-Temelli Öğretim Programı uygulanmaya başlandıktan sonra öğrencilerin okula gelmeye daha istekli olduklarını ve akranlarıyla oynarken iletişim kurmayı veya problem çözmeyi öğrendikçe de sosyal-duygusal becerilerini de kullandıklarını belirttiler. Öğrencilerin dil ve sosyal-duygusal becerileri de geliştirildi*.

Oyun-Temelli Öğretim Programı’nın akademik, sosyal-duygusal ve dil gelişimine yaptığı katkı bir kez daha, bilimsel olarak tespit edilmiş oldu. Buralarda da artık gerçek Oyun-Temelli Öğretim programlarının hazırlanıp, öğrencilerin gelişimlerine uygun öğretim yapmanın zamanı geldi mi, ne dersiniz? Yoksa geleneksel işçi eğitimine devam mı?

http://www.the74million.org/article/a-new-push-for-play-based-learning-why-districts-say-its-leading-to-more-engaged-students-collaborative-classmates-and-better-grades/







Başa dön tuşu