Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Ortaöğretimi yeniden düzenlemek

barış Uzunahmet

Namık Kemal Lisesi’nin Anadolu ve Fen Lisesi’ne dönüştürüleceğini geçtiğimiz hafta bu satırlarda duyurmuştuk. Yeni öğretim yılından itibaren 9’uncu sınıflara öğrenci alımına başlanacak. Yani artık Lefkoşa’daki Bülent Ecevit Anadolu Lisesi ve 20 Temmuz Fen Lisesi yanında artık bir de Namık Kemal Lisesi bu alanda faaliyet gösterecek.

Farklı okullarda da Fen ve Anadolu Lisesi programları açılabilir. Böylesi bir durum gelecekte kolej yarışını da olumlu anlamda etkileyebilir. Eğer Fen Lisesi ve Anadolu Lisesi programları doğru yönetilirse, kolejlere ve özel okullara talepleri azaltabilir.

Bugün geldiğimiz noktada kolejlere yoğun talep olmasının sebebi, sadece çocukların Avrupa’da üniversite eğitimi alma meselesi değildir. Daha iyi eğitim alma kaygısı ile ailelerin çocukları yarıştırma meselesidir. Çünkü kolejlerde ve özel okullarda okuyun yüzlerce çocuğun sadece 200 civarı Avrupa’ya gitmektedir.

Dolayısı ile Anadolu Lisesi ve Fen Lisesi programları yaygınlaşır ve doğru yönetilebilirse kolejlere olan talep tersine dönebilir. Yani vatandaş bu okulların iyi olduğunu görürse çocuklarının buralarda okumasını isteyebilir.

Elbette ki okul tercihlerinde ulaşım konusun da önemlidir. Yani Erenköy’de okuyan bir çocuk Lefkoşa’daki Fen Lisesi’ne gelmesi pek mümkün değildir. Bakanlığın görevlerinden bir hizmeti ayağa götürmektir.

İskele’de TMK’nın açıldığı günleri hatırlıyorum. Bugün artık kökleşmiş bir okul var. Kendini ispatlamış, vatandaşın güven duyduğu bir okul haline gelmiştir. Elbette ki köklü NKL’nin Fen Lisesi ve Anadolu Lisesi programını uygulamada bir sıkıntı yaşayacağını zannetmiyorum.

Bu programları tüm KKTC’deki düz liselere bir seçenek olarak yaymak mümkündür. Yeterliliğini kanıtlayan herkes her okulda bu programlardan yararlanabilmelidir. Böylesi bir durum taşımacılığa devletin harcadığı miktarları da azaltacaktır.

Bu programların KKTC’de yaygınlaştırılması ancak ve ancak doğru dürüst bir tam gün eğitimle bütünleşirse gerçekten verimli olabilir. Tam teşekküllü bir tam gün eğitim modeli, ülkedeki özel ders uygulamalarını da azaltacaktır. Bugünkü gibi yarım yamalak, ya da eski Kıbrıs’ta söylendiği gibi “yalaşık bulaşık” bir tam gün eğitim anlayışının çocuklara hiçbir katkısı yoktur, verimli değildir.

Tam gün eğitim meselesinde, mesele gün içindeki eğitim süresinin uzatılması değildir. Mesele o süreyi nasıl verimli kullanacağının planlanması meselesidir.

Dolayısı ile bu Anadolu Lisesi ve Fen Lisesi uygulamasının yaygınlaştırılması bir anlamda ülkedeki ortaöğretim uygulamalarının yeniden planlanması için bir fırsat olabilir.

Yoksa yine “dur bir görelim bakalım ne olacak?” anlayışı ile hareket edilecekse, eğitimde bir adım ileriye gitmemiz mümkün değildir. Eğitimin planlanması ayrı bir bilim dalıdır. Uzmanlarla çalışmak önemlidir. Elbette ki eğitim paydaşlarını da dinlemek, fikir alışverişinde bulunman daha da önemlidir.

Kısacası ülkedeki eğitimin yeniden köklü yapılandırmaya ihtiyacı vardı. Palyatif çözümlerle eğitimi ileriye taşımak pek mümkün değildir.

Bu ülkede en son eğitim şurası ne zaman yapıldı? Hatırlayan var mı? Yok… 10 yıldan fazla olduğu kesin…

Yeniden yapılanma için yeni bir eğitim şurası ilk adım olsun…