Köşe Yazarları

ÖNDERLİK KOLAY DEĞİL






Toplumsal yaşamda, ortaya çıkan çelişmeleri çözebilmek için örgütlenmek gerekmektedir. Ancak her örgütlenme, sorunları çözmeye yeterli olmayabilir.

Örgütlenmede öncelik, mevcut durumun doğru bir analizini yapabilmektir.



Doğru analiz ise, içinde bulunduğumuz süreci belirleyen ana çelişmeyi yakalamaktan geçmektedir.

Gerek Kuzey Kıbrıs’ta, gerekse Güney Kıbrıs’ta önderlik ettiğini sananlar doğru bir çelişme tahlili yapmadıkları için, olayların peşinde sürüklenmekte ve günübirlik, ucuz ve popülist politikalar peşinde koşmaktadırlar.

Rum kesiminde bu dönemde özellikle Anastasiadis’in, kendi dar çıkarları için, çözümden uzaklaştığını savunan görüşler gittikçe kuvvetlenerek, dillendirilmektedir.

Rum halkının bunu dillendirmeye başlaması olumludur. Ancak, halka doğruları söyleyecek bir siyasal liderlik hala ortaya çıkmamıştır.

Kıbrıs sorununun 20 Temmuz 1974’tte başladığını savunmak, Güney Kıbrıs’ta devam ettiği sürece, Rumlara çözüm yönünde önderlik etmek imkansızdır.

Bir ülkede, çoğunluğun, azınlık durumda bulunan diğer milliyetlere  geçmişte yaptıkları baskıların ciddi bir özeleştirisi yapılmadan, o ülkede çözüm yönünde hiçbir ciddi adım atılamaz.

Kuzey’e gelince.

Kuzey’deki politikacılar, Rum mallarının yağmalanması üzerine kurulan menfaat sistemini ciddi bir şekilde eleştirmeden, Kuzey’de kalıcı bir ekonomik yapı kurulamaz.

Kuzey Kıbrıs’ın sadece Türkiye tarafından tanınmasını, Rumların politikadaki yeteneğine bağlamak, ABD , Avrupa ve diğer ülkelerin bizim düşmanımız olduğunu savunmak da, kendi kendimizi kandırmaktan başka bir şey değildir.

Kıbrıs Türklerinin içinde bulunduğu durum, değişik bir yağma düzeninin savunulması üzerine inşa edilmiştir.

Bu yağma düzeninde EŞDEĞERCİLERİN gerçek olarak tazmin edilmesi politikası yerine, eşdeğercilerin mal varlıklarının değersizleştirilerek yok edilmesi politikası izlenmiştir.

Bu herkes tarafından açıkça dile getirildiği  halde, ister sağ olsun, isterse sol olsun, hükümete gelenlerin hiçbiri tarafından, eşdeğer konuları yeniden değerlendirmeye alınamamaktadır.

Türkiye’nin Kuzey Kıbrıs’a kaynak aktarması hükümete gelen her parti tarafından desteklenen bir politikadır.

Kaynak aktarma yerine, Kuzey ekonomisinin kendi ayakları üzerinde ayakta kalabilmesinin yolları, şimdiye kadar ciddi bir şekilde ele alınıp, alternatif politikalar üretilmesi yoluna gidilmemiştir.

Gerçekte, gerek Güney, gerekse Kuzey Kıbrıs politikacıları, şimdiye kadar sadec GÜNÜ KURTARMAK için politika üretmişlerdir.

Oysa, sorunun ana noktası, çözümsüzlüktür. Çözümle birlikte, birçok çelişme ortadan kalkacak ve Kıbrıs’ın tümünün önü açılacaktır.

Zor olan ise, bugünkü statükodan beslenen birçok yapının, çözümle birlikte yıkılacağı ve belirli kesimlere sağlanan avantajların ortadan kalkacağıdır.

Önderlik, tüm Kıbrıslıların ve bölgenin menfaati olan, çözüm eğiliminin güçlenmesini sağlayacak politikaları daha açık bir şekilde savunmaktan geçer.Bu ise statükoyu hedefleyeceği için, çok zordur.







Başa dön tuşu