Önal: Hala sis altında yolumuzu bulmaya çalışıyoruz - Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Cuma, Şubat 23, 2024
EkonomiManşet

Önal: Hala sis altında yolumuzu bulmaya çalışıyoruz

olgun önal

Bankalar Birliği Başkanı Olgun Önal, Havadis Web TV’de Damla Dabis’in sorularını yanıtladı, TL’nin değer kaybını, bankalarda borçlara yönelik uygulamalar, borç yapılandırma ve yabancı para birimine geçiş konularını değerlendirdi

HAVADİS ÖZEL


Bankalar Birliği Başkanı Olgun Önal, Havadis Web TV’de Damla Dabis’in konuğu oldu. Önal, Türk Lirası’nın değer kaybetmesi ile döviz krizini, kredi ve mevduatları nasıl etkileyeceğini değerlendirdi.

Türk Lirası’ndan farklı bir para birimine geçiş mümkün mü? Bu durumun bankacılık sistemine nasıl bir etkisi olur? -sorusuna da yanıtlayan Olgun Önal, ayrıca mevcut kredi borçlarının durumunu yorumladı.

Bankalar Birliği Başkanı Olgun Önal, taksitleri ödenmeyen kredi borçlarının iyileştirilmesi hususunda da önemli açıklamalarda bulundu, kredi borçlularını uyardı.

 

Soru: Bireyler bankaları ile konuştuğunda aslında bir yapılandırma durumu her zaman mevcut. Onun dışında şu anda Türk Lirası’nın değer kaybı ile ilgili öngörülemeyen bir tablo var. Şuan bankalar ne yapıyor, uygulama nedir, bir değişim var mıdır?

 

“Hala sis altında yolumuzu bulmaya çalışıyoruz”

Önal: Bir kredinin ömrü vardır. Kullandırıyorsunuz. Vade sonunda da ömrünü yitiriyor. Kredi kapanınca kadar hiçbirimizin ön görmediği koşullar ortaya çıkabiliyor. Kredi alan kişi işsiz kalabiliyor. Mevsimsel gerekçelerle eskisinden daha az gelir sağlayıp dolayısıyla ödemede güçlük çekebiliyor. Olağanüstü bir pandemi dönemi yaşanıp kapanmalar olabiliyor, gelir kaydetmekte hepimiz zorluk yaşayabiliyoruz. Ya da aylık gelirimizi başka alanlara kaydırmak zorunda kalabiliyoruz. Özellikle kredi alan tarafların gelecekle ilgili projeksiyonlarını, gelir gider dağılımlarını etkileyen projeksiyonlarını, olumsuz şekilde değiştirebiliyor. Dolayısıyla biz aslında kredi verdiğimiz andan kapanıncaya kadar ki süreçte zaman zaman yapılandırmalar yapmak durumunda kalabiliyoruz. Aslında kredi verme fonksiyonumuzun bir çaçası o. Kredi kapanıncaya kadar müşteriyi izliyoruz, müşterinin etkilendiği faktörleri takip ediyoruz. O faktörler nedeni ile aslında iyileştirme gerektirmesi durumunda gerekli iyileştirmeleri yapmaya çalışıyoruz. Bu geçmişte olduğu gibi gelecekte de devam edecek.

Son yaptığımız düzenlemelere baktığımızda ise aslında yapılandırmalarla ilgili bir yasa gücünde kararname var ve bu yasa gücünde kararname Aralık ayı sonuna kadar geçerlidir. O yasa gücünde kararnamenin kapsamadığı alanlar da var merkez bankamızın düzenleme durumunda kaldığı alanlar. Açıklamamızda var aslında o düzenlemeler ağırlıklı olarak yapıldı. Merkez bankasının düzenlemeleri gereği kredi verirken uymamız gereken birtakım sınırlar var. Bu sınırlar vade sınırları, gelir, taksit oranları vs. her bir kredi türü için uymamız gereken değişik uygulamalar var. O uygulamaları en azından bu dönemde ortadan kaldırmak gerekliydi ki biz kullanılmış olan krediler için rahat bir şekilde yapılandırma yapabilelim, rahat bir şekilde uzun vadeli işlemler yapabilelim. Gerekirse süre uzatma, gerekirse ödemesiz dönem, gerekirse taksit tutarını azaltabileceğimiz esnek ödeme yöntemlerini kullanabilme imkânı gibi aslında yasa koyucu ve bankacılık otoritesi bu noktada bankaları serbest bıraktı. Orada temel çıkış noktası; kredi borçlusu konumundaki müşterinin bu olağanüstü durumda ihtiyaçları. Bir iyileştirme ihtiyacı olduğunu aslında birçok kredide görüyoruz. O iyileştirme ihtiyacını rahat bir şekilde kredi alan tarafla konuşup onlara uygun seçenekler sunabilmek için bu imkân gerekliydi. Bize bu imkân tanınmış oldu. Birkaç defa da aslında bu silahı kullandık. Bunu geçmiş dönemde yapılandırma düzenlemelerinde de kullandık. Pandeminin içinde de kullandık. Yapılandırma tecrübesi zaten bankacılık sisteminin var ve kredi fonksiyonunun bir parçası olarak bir yerde duruyor.

Ancak şu ortamda iyileştirme hangi koşullara göre yapılmalıdır? O tarafta karar vermek zor. Hala sis altında yolumuzu bulmaya çalışıyoruz.”

 

Soru: Şu anda öngörülebilir bir durum yok. Tamam bu taksiti ödeyemiyorum ama borcu nasıl yapılandırayım? Hangi paraya göre yapılandırayım? Sorusu var. Bu bankalar açısından da durum şu anda aynı? Seçenekler arasında neler var?

 

“Borçları borç alarak kapatmak çok önerdiğimiz bir yöntem değildir”

 Önal: Aslında bunları düşünerek biraz süre vermeye çalışıldı. 31 Mart 2020’ye kadar yapılandırma için bir süre var. Yapılandırma dönemi içerisinde birden fazla yapılandırma yapmak da mümkün. İyileştirmenin sınırı yok. Esnek ödeme yapısı da mümkün olacağı için müşteri dilerse tamamen öteleyebileceği gibi 3-5 aylık ödemelerini bugünden daha az taksitlerle ödemesini yapılandırıp, iyileştirip ilerleyen dönemlerde belli bir kat sayı ile arttırılmasını da sağlayabilir. Bunu müşteriye bırakma tarafındayız çünkü yapılandırma aynı zamanda maliyet de içerir. Kredi geri ödeme süresini ne kadar uzatılırsanız o kadar faiz maliyeti ile karşı karşı kalma durumunda kalabiliyorsunuz.

Borçları borç alarak kapatmak çok önerdiğimiz bir yöntem değildir. Çünkü borçları borç ile kapatmaya çalıştığınızda aslında anapara borcu da büyüyor borç alan tarafın borç ödeme motivasyonu da zaman çerisinde ortadan kalkıyor.

Öz kaynak takviyesi gerekli. Gerekirse varlık satışı düşünülmelidir. Bir miktar belki refah azalışı yaşayacağız, belki arabamız varsa daha düşük bir modelle değişeceğiz veya başka bir varlığı satmak durumunda kalabileceğiz.

Zorluklardan çıkış sonsuza kadar kredi ödemek değil, başka çıkış noktaları bulmak gerekiyor.

 

Soru: Borcun tamamını ödemek dışında başka seçenek yok mu? Devletin elinde hiçbir enstrüman yok mu?

Önal: Para politikasının imkanları tabii ki ülkemizin sınırlı hatta yok denecek kadar az, yok bile diyebiliriz. Mali politikası devletin kamu bütçesi ile burada yapabileceği politik araçları da oldukça kısıtlı. Devletin imkanları da yok denecek kadar az. Tartışmaları biz de zaman zaman izliyoruz merkez bankası ile ilgili. Aslında merkez bankası karı da aslında bankacılık sisteminin ödediği bir vergidir. O vergi yıl boyunca birikiyor ve yıl sonunda KKTC maliyesine aktarılıyor, bütçe imkanları için aslında kullanılıyor. Son geçtiğimiz 2-3 yıllık dönemde 13’üncü maaşların ödenmesi için ağırlıklı oradan elde edilen kaynaklar. Bizim bir şeylerden vazgeçmemiz gerekiyor. 13’üncü maaşı almaktan vazgeçebilir miyiz? O bir hak, yasal hak. Mutlaka ödenmeli. Oradaki kaynak da 100 birimlik varsayalım, 100 birimlik kaynağı başka yere bloke etme durumu yok. Devletin çünkü ödeyecek alanları var.

2018 krizinden bu yana çıkan paketlere baktığınızda yük bankacılık sistemine yüklendi, neyse ki bankacılık sisteminin kuvvetli bir sistemi var tümünü karşılayabiliyor.

Soru: Çok kısa bir sürede çok ciddi bir fark var dövizin yükselmesinde ve TL’nin değer kaybında.  İvme bu şekilde devam ederse, yani sıfır faiz politikası bu şekilde devam ederse ne olur?

 

Önal: 2021 yılı yaz aylarından başlayarak Türkiye Cumhuriyeti’nde e politika yapan kurum olan Merkez Bankası’nın stratejileri veya açıklamalarına baktığımızda; orda da kafaların sanki net olmadığını izleyebiliyoruz. Yaz ortasında yapılan açıklamalarda ‘enflasyonun altında bir faiz stratejimiz yok’ diye açıklandı. Yazın sonuna doğru ‘Biz tüketici Fiyatları Endeksini faiz belirlerken dikkate almayacağız, bizim esas baktığımız aslında çekirdek enflasyondur yani enerji, içki vs. gurupların ayrıldığı enflasyon’ açıklaması geldi. Sonra ‘bizim için aslında fiyat istikrarı çok da önemli değil. Bizim baktığımız yer aslında cari açıktır. Cari açığı ortadan kaldıracak politikalar peşindeyiz’ denildi. Sonra ekonomi yönetimi ile Hazine ve Maliye Bakanı ‘cari açık bizim meselemiz, Merkez Bankasının görevi fiyat istikrarıdır’ dedi. Geldiğimiz noktada kafaların sanki karışık olduğunu görüyoruz. Bu karışıklık da belirsizlik yaratıyor.

 

“Merkez bankasının temel fonksiyonu, temel hedefi fiyat istikrarı”

Şu anda anlatılan ekonomik program üretime, istihdama, ihracata dayalı ekonomik programı ben desteklemeyecek olan biri olacağını sanmıyorum. Hepimizin aslında arzusu budur. Fakat bunu yapmanın yöntemi sadece faizleri indirmek midir? Ekonomistlerin aslında tartışması lazımdır. Faiz elbette önemli değişkenlerden bir tanesidir ama ekonomideki o görünmez eli tamamen faiz olarak görürsek, faizi düşürdüğümüzde istediğimiz her şeyin olabileceğini düşünürsek bu yanlış düşünmek olur. Şu anda 21.31 tüketici fiyatları, fiyat artışı var. Üretici tarafında yüzde 54.6 fiyat artışı var. Fiyat artışlarının bu seviyelerde olduğu dönemde negatif faizle yönetmeye çalıştığınızda başka dengeleri bozuyoruz. Bu dengeleri bozduğumuzda da maliyeti ciddi ölçüde fazla oluyor. Merkez bankasının temel fonksiyonu, temel hedefi fiyat istikrarı.

Soru: Farklı para birimine geçişin bankacılık sistemi üzerinde etkisi ne olur?

“Toplam kredilerin yüzde 55’i yabancı para”

Önal: Türk Lirası tarafında aslında negatif faiz var. Yani para yatırımcısı enflasyonun altında getiri elde ediyor. Tasarruf fazlası olup aslında ondan para kazanmayı düşünen yatırımcı. Bu Türk parasından çıkılıp başka para birimlerine geçişi tetikleyen unsurlardan birisidir. Geçtiğimiz günlerde bizdeki devalüasyon oranları ile ilgili çalışma yaptık. Devalüasyondan bizim kastımız kendi resmi para birimi kullanımı dışında bir para birimi kullanımını ölçen bir kavram. Kendi para birimimiz Türk Lirası iken ne kadar Euro, ne kadar Sterlin ne kadar Dolar kullanıyoruz ve Türk parası kullanımını karşılaştırdığımızda bunların aslında oranları nedir? Bankacılık sistemindeki 3 orana baktık. Biri toplam mevduatın içerisinde yabancı para mevduatların oranı nedir? Yüzde 70’ler seviyesinde toplam mevduatın aslında yarıdan fazlası, yüzde 70’i yabancı para. Mevduat tarafında ağırlıklı olarak yatırımcı yabancı para kullanıyor gibi. Kredilere baktığımızda toplam kredilerin yüzde 55’i yabancı para. Orada da yine Türk Lirası kredileri her ne kadar yaptığımız kampanyalarla öne çıkarmaya çalışsak da yabancı para kullanımları artıyor.

“Ekonomi yavaş yavaş başka para birimlerine geçmiş durumda”

Euro’ya veya başka bir para birimine geçilir mi? Bunlar aslında politik konuları da içeren, politik cevaplar, politik kararlar gerektiren konular ama resmi para birimi olarak Euro’ya geçmemiş olmak ekonominin kendisinin başka para birimlerine geçmediği anlamına gelmiyor. Aslında ekonomi yavaş yavaş başka para birimlerine geçmiş durumda. Son dönemlerde birçok insanın gelirleri de yabancı para olmaya başladı. Buna başta akaryakıt istasyonları, birçok perakende zinciri, turizm ve eğitimin yanı sıra birçok işletmelerimiz de dahildir.

Son 10 yıllık döneme baktığımızda kendi içimizdeki krizden kaynaklı krizlerden ziyade kendi dışımızdaki krizlerden dolayı şoklara girdiğimizi görüyoruz. Bunlara dayanaklı olmamız için hem devlet hem işletmeler hem de bireyler olarak kuvvetlenmemiz lazımdır. Kenara mutlaka bir şeyler koymak lazımdır.

“Sadece para birimini değiştirmek çözüm değil”

 Ekonomik birimler kendi tercihlerini yapıyor ve o tercihler sonucunda aslında Türk Lirası’ndan daha ziyade başka para birimlerini tercih etmişler. Sadece resmi para birimini değiştirmek de sihirli bir çözüm gibi gelmesin hiçbirimize eğer sizin kamusal bütçeniz açık vermekte devam ediyorsa, personelinizin maaşlarını ödemekte zorlanıyorsanız, kenarda rezerviniz yoksa para birimini değişmek tek başına çözüm olmaz.

 

 

 

 

 

 

Tepki göster
Bayıldım
0
Bayıldım
Huzurlu
0
Huzurlu
Hahaha
0
Hahaha
Üzüldüm
0
Üzüldüm
Hayran Kaldım
0
Hayran Kaldım
Facia
0
Facia
Web tasarım ve geliştirme : Baba Bilgisayar