Köşe Yazarları

Okumayan insan talep edemez

Kitap okumuyoruz! yalnızca kitap değil bir A4 sayfası yazıyı bile okumuyoruz. Sıkılıyor Kıbrıslıtürk, sıkılıyor. Kitap okumak vicdan azabı gibi. Okuma alışkanlığı yoksa öğretim de olmaz. Önce okuma sonra öğretim.

KKTC’de istatistisksel veriler olmadığı için kitap okuma oranlarını da bilmiyoruz. İnanın istatistiksel verilerin KKTC’de olmamasının nedeni de kitap ve yazılı herhangi birşeyi okumamaktır. Vatandaş okumayınca birileri de yazmıyor çünkü; yazmayınca da çevrede olan bitenlerden bu kez okuyanlar da haberdar olmuyor.

Ülkede nüfus sayımının olmayışı gibi, diğer istatistiksel verilerin olmaması da insanların okumamasından kaynaklanıyor. Okuyan bir kitle olsa idi gazete, dergi ve kitaplarda yazılanların ‘veriler temelinde’ olması için talep eder duruma gelinirdi. Bu talep olmadığı için de isteyen istediği gibi yazıyor.

Bir zamanlar bir Eğitim Bakanı bendenize ‘sen de çok uzun yazıyorsun, senin makaleni okuyamıyorum demişti. En tepede, okuma ile sorumlu bakan! Bana uzun yazıyorsun demişti. Uzunluk da bir A4 sayfası, bazen ikinci sayfada bir ya da iki paragraf. Bakanımız! Okuyamıyordu.

Özellikle Facebook ve sosyal medyada resimler kat kat fazla izlenip beğeni alırken, bir A4 sayfası yazıyı ise çok çok az kişi okuyor.

Talep eden birey, bilgi sahibi olandır. İnsan onuruna yaraşır bir yaşam talep eden birey okuyan insandır. İnsan nedir? Hak ve onur ne demektir? Değer nedir? Haklar nasıl garanti altına alınabilir? Kimler ve hangi kurumlar tarafından korunur? Tüm bunları okuyup bilgi sahibi olan birey, insan onuruna yaraşır bir yaşamı talep edebilir. Bilgisi olmayan insan ise kıyısından köşesinden bile geçmez.

İnsan bilgisi kadar talep edebilir. Fıkra ile anlatalım. Doğuda iki çoban oturmuş öğle için ‘katıklarını’ paylaşıp yiyorlar. Birisi diğerin ‘Sana milli piyangodan büyük ikramiye çıksa ne yaparsın?’ der. O da ‘Ondan sonra hep soğanın cücüğünü yerim.’ der. Bu kez diğeri aynı soruyu sorar ‘Peki sana büyük ikramiye çıksa ne yaparsın?’. Diğer çobanın yanıtı ise ‘ bana yapacak birşey bırkmadın ki’ olur.

Kıssadan hisse; insan bilgisi kadar talep eder. En lezzetli en değerli tat soğanın cücüğü olarak bilinirse o talep edilir. Biftek, havyar, kalkan balığı, lazanya vs bilinmediği için talep edilmez.

Okumayan insan farkında olmadığı için talep etmez. Talep etmediği için de birazcık! okuyanlar tarafından istedikleri gibi yönetilir. Okumayanlar mahkumdur. Talep edecek bilgileri de olmadığı için yönetenler onların talebi kadar arz eder. Bu durumda da darılmaca olmamalı.

Anne – babalar ve çevredeki diğer yetişkinler okumamanın en büyük suçlusudur. Çocuklar çevrenin ürünüdürler; nasıl yetiştirilirlerse o şekilde bilgi, beceri ve tutumlara sahip olurlar. Çocukların en önemli rol modelleri anne ve babalarıdır. Daha sonra çevredeki diğer yakınlar. Abi, abla, teyze, hala, dayı, amca vd.

Eğer bu rol modeller okumuyorsa çocuk da okumayacaktır; çünkü çocuk anne ve babasını örnek alıp onun gibi olmak ister. Bu nedenle ayda bir kitap bila alıp okumayan anne – babanın çocuğu da okumayacaktır.

Ancak okumamamak kendi başına bir problem değildir. Toplumun niteliğinin aşağılara düşmesine de neden olur. Yukarıda bahsedildiği gibi toplumsal talep, bilgili insandan gelir. Okumayıp bilgi sahibi olmayan birey, sıradan taleplerde bulunur (soğanın cücüğünü talep eder). Sosyal, siyasal, ekonomik, kültürel olarak kaliteli yaşam talebinde bulunmaz. Sonrasında ne mi olur? Sanırım yanıt belli: KKTC.




İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kapalı