O kapağı icat edenin…

31 Temmuz 2018 Salı | 10:09
Ahmet Okan

Her gün bir şey gelişir; buluşlar devam eder.

Büyük buluşlar bir yana, hayatı kolaylaştırıcı buluşlar da önemli.

Milyarlarca insan “ablos” yaşarken, birilerinin zihni durmadan bir şeylerle meşgul.

O birileri sayesinde hayat kolaylaşıyor…

  1. asırda Amerikalı William Painter adındaki mucit şişe kapakları üzerine kafa patlatıyordu.

O vakte kadar şişe ağızları genellikle tıpalarla kapatılıyor, bunlar da zaman zaman sorun oluyordu.

Painter düşündü taşındı ve 1891 yılında bugün oldu kullanılan bildik kola kapaklarını icat etti.

Bu kapaklar gün geldi koleksiyoncular tarafından da önemsendi; neredeyse süs eşyası halini aldı…

Çinliler bu konuların en yaratıcıları olsa gerek.

Kadim zamanlardan beri insan sağlığı ile ilgili o kadar basit malzemeler üretmeye devam ediyorlar ki, bugün oldu bunlar bir Çin mağazasından zevkle alınıyor, sanki antik bir değer satın alınır gibi.

Buna en çarpıcı örnek, insan vücudunun çeşitli yerlerine masaj niyetine kullanılacak aletlerdir.

Hepsi tahta oymacılığı ile yapılmakta.

Çin icadı masaj aletleri çeşitli büyüklüktedirler.

Diktörtgen veya kare şeklinde tahta bir çerçevenin arasına yerleştirilen tel çubuklarda uzunluğuna göre çeşitli sayılarda yine tahta oymacılıkla elde edilmiş topçuklar vardır.

İlk gördüğünüzde abasküse benzer. Hoş, bu ilk “hesap makinesi” de Çin yaratıcılığının bir ürünü.

Bu top şeklindeki tahtalar bir bütündür ve üzerleri dişlidir.

O masaj aletleri bütün elektronik icatlara karşın (masaj yapan koltuk bile var çünkü) bugün de kullanılıyor.

Küçük şeyler ama büyük düşüncelerin ürünü…

Yerleşim yeri için bir bina yapılacağında bunun üzerinde birçok insan çalışır.

Önce binanın teknik çizelgeleri oluşturulur.

Mimarlar mühendisler işlerini yaparlar.

Binanın her unsuru çizelgelerde yer alır.

Banyo, mutfak, yatak odaları, salon ve saire.

Alt yapı ile ilgili unsurlar da bir güzel belirlenir.

Logarlar, su boruları için döşemeler, kanalizasyon falan.

Sıra müteahhitlere gelir ve ustalarla, işçilerin marifetleriyle bina yükselir.

O binaya insanlar yerleşir.

Yeni bir evin keyfini çıkarırlarken gün gelir, örneğin mutfak teknesi tıkanır.

Çare basittir.

Logarlar bulunup tıkanıklık giderilecek.

Ne halse toprak üzerine bütün logarlar çıkarılmamış, başınıza gelince fark edersiniz bunu.

Tavsiyelere uyulur neredeyse bütün bahçe kazılır, ama bir türlü ana logar hariç bir tek logar ağzına rastlanmaz!

Ana logar zaten tıkanmış, o işi yapanlar da açamamış; “logardan logara yol var diğer logarlar bulunmalı” deyip gitmişler.

Tıkanıklık başka logarlarda.

Artık sinirler tepede!

Aradan yıllar geçmiş, müteahhitlere başvurulur, onlar da unutmuşlar nerede ne var!

Zaten müteahhit o işten çoktan vaz geçmiş!

Yine tavsiyelere uyulur binanın teknik planları belediyeden onay alacağı için bir kopyası da orada bulunduğundan ilgili yere gidilir.

Gerçekten planlar orada.

Ve işte logarların yeri de kesik çizgilerle belli, ohh!

Derken, belediyedeki sorumlu “siz bu planlara bakmayınız, kimsenin buna uyduğu yoktur, bütün bahçeyi kazmanız gerekir” der ki zaten bu yapılmıştı.

“Ama nasıl olur? Niye onaylıyorsunuz o zaman?” dersiniz.

Susar!

“Hepsi böyledir, planlara uyan yok” der, o da düzene kahreder gibi!

Susma sırası sizde!

O kapağı icat edenin derdi mi yoktu?

Ya da masaj aletini?