Köşe Yazarları

MEVSİMLER DE ÇALINIR



Ne olduysa ağır ağır kapandı bütün kapılar; bizi kapıların ardına attılar.

Kışsonuydu bir ayağımız ilkbaharda, irkilmek üzereyken tekmil toprak, baharımızı çaldılar.

Altıntopları,

Çağlaları,

Narenciye çiçeklerini,

Sardunya, güldamlası ve Çin güllerini,

Sümbül, orkide ve nergisleri,

Ne varsa ilkbaharla gelen hepsini birden çaldılar…

Çiçek sepetleri yapılmıyor şimdi.

Laleler toplanmıyor; yumurtaotu, karaot ve ayrelli tarlalarda kaldı.

Güller açsın mı açmasın mı vahim bir telaş içinde.

Dağlar ve dağlarda patikalar ve ağaçlarda bütün kuşlar… ve denizler ve denizlerde balıklar hiç bu kadar yalnız kalmamıştı.

Hep birlikte gülmek, birlikte yürümek, el ele tutuşmak, kol kola girmek çalındı insanlardan…

Bu şehre, bu memlekete bakın şimdi, bu Luzinyan ve Venedik eskisi, Osmanlı harabesi, bu İngiliz’in üstüne karga misali üşüştüğü ve kim gelip geçmişse üstünden bu “Akdeniz fahişesi” ne, bu “kaldırım serçesi” ne, bu kenarmahalle çocuğuna bir bakın!

Neye benzer içinde nefes alıp nefes vermedikçe?

Mevsimler ilk kez çalınmıyor insanların hayatından.

Bugün insan nesli devam ediyorsa tükene tükene devam ediyor; bundan sonra nereye kadar sürer kim bilir…

Albert Camus bir romanında “Bir şehri tanımanın en doğru yolu, oradaki insanların nasıl çalıştıklarını, nasıl seviştiklerini, nasıl öldüklerini öğrenmektir” der.

Nergisler toplanamıyorsa da,

Düşüncelerimizi toplamak mümkün, bir şehirde ve bu dünyada nasıl yaşanmasına dair…

 

 

Etiketler

Benzer Haberler

Başa dön tuşu
Kapalı