Köşe Yazarları

Mega Projeler… Devletten devlete…

Devletten devlete…

Aslında Serdar Denktaş’ın söylediğinin özeti şu:
“Türkiye bir yardım yapacaksa, bunu nereye harcanacağına, KKTC Devleti karar versin…”
Mesela, Eğitim Bakanı, “modern sınıflar için” bir proje yapsa…
Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı “Araçla, Gönyeli çemberinin alt ve üst geçitle kat edilebileceği bir proje” yapsa…
Mesela İçişleri bakanı “yeni bir cezaevi” projesi yapsa…
Mesela Sağlık Bakanlığı “tüm hastanelere MR projesi” yapsa…
Mesela Spor Bakanlığı, “Atilla Topaloğlu Sahası’nın büyük bir yürüyüş, dinlence ve spor rekreasyon alanı” olarak tasarlasa, buna uygun bir proje yapsa…
Mesela, “Mağusa- Lefkoşa anayolu, komple yeniden tasarlansa, bisiklet, yaya ve engelli yolları” ile bezense… …
Olmuyor mu?
Bu projeler hazırlandı ve cevabı “hayır” mı?

İzaha muhtaçtır…
Yıllardır, çok az siyasi dışında, “Yardım Heyeti”ni farklı tartıştık.
Şimdi ortaya atılan iddialar, çok daha farklı…
Mesela diyor ki Kutlay Erk:
“Bir muhtar, muhtarlık odası için İçişleri Bakanlığı’na başvurdu. 2014 bütçesinde kaynak olmadığı cevabı aldı. Elçiliğe gitti, Yardım Heyeti’ne gitti, olur cevabı aldı. Oysa, kendisine, ‘Bize bu proje İçişleri Bakanlığı’ndan gelmeli, o zaman onaylarız’ demeliydi. Sorun, budur…”

Bu mu yani?
Peki nasıl böyle oldu?
Ona da bir baksak ya…
Bakanlıklarda proje üreten bir birim var mı?
Kaynağa ulaşma adına, sağlıklı projeler yazan bir ekip var mı?
Bu ülkenin öncelikleri nedir?
10 yıllık, beş yıllık…
Onu da geçtim…
3 yıllık bir kalkınma planı var mı?
Hiçbiri yok.
Siyasete olan güven öldü.
Siz siyasetçiler…

50 kişi birbirinizi Meclis’te yemekle meşgulken…
Meclis’te 10’lu 20’li gruplar halinde parti içi taht kavgaları ile birbirinizi yerken…
Halk da günlük çözümleri için “Elçiliği çıkış kapısı” olarak görüyor.
İşin özü budur…
Günlük, pratik sorunlarına çözüm arayan, muhtar ve belediye başkanları…
Sivil toplum örgütleri…
Projesizlikten kıvranan…
Kendi iç kavgaları ile uğraşanlardan bıktı…
3 kuruşluk mezarlık temizliğini dahi yapmaktan aciz bir sistemde…
Plansızlık programsızlık içerisinde…
Herkes Yardım Heyeti’nden çare bekliyor…
Eline bir dilekçe alan, bakanlıklara değil, TC Lefkoşa Büyükelçiliğine koşuyor…
Sistemden şikayetçi olanlar, kendisine, “Biz bu halkın pratik, küçük sorunlarını dahi enden çözemiyoruz?” diye bir sorsun…
Çünkü, pratik gösteriyor ki, Yardım Heyeti’nin kullandığı bu kaynak, siyasetin kullanımına verilse, “devletten devlete” kullanılsa…
İstihdamla…
Teşvikle…
Çarpık kamu uygulamaları ile çarçur olacak.
Buna güven duymaya ihtiyacımız var.

Sorunun başında siyasete duyulan güvensizlik var
Alın size bir örnek…
Tufan Erhürman, seçimi kazandı…
Kürsüye çıktı ve dedi ki, “Kamuya geçici istihdam yapılırsa, istifa edeceğim…”
Kamuya geçici istihdamı durdu…
Hatta yasayla güvence altına alındı.
Ne oldu sonra?
Kıb-Tek…
Kamu bankaları…

Diğer kamu kuruluşları…
İstihdam yuvası oldu.
Ne oldu?
“Kamuya geçici istihdamı yapılmadı…”
Nasıl güven duyalım?
Ciddi bir şekilde, sistemin güven vermesi gerekmektedir.
Sorunumuz budur…

Etiketler


İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı