Köşe Yazarları

Lady Godiva Efsanesi






İnsanoğlunun efsaneye karşı bir zaafı olduğu görünüyor. Gerçeklerden çok efsanelere inanmaya yatkındır.

Efsane kelimesini “büyü, masal” anlamına gelen Farsça’dan, “anlatı, hikâye” anlamına gelen mit veya mitos kelimelerini de Yunanca’dan ödünç aldık. Daha doğrusunu söylemek gerekirse “mit” kelimesini Fransızca telâfuz şeklinden, “mitos” kelimesini de doğrudan Yunanca’dan aldık. Bunların yerine “söylence” kelimesini yerleştirmeye çalışıyoruz. Ama bu kelimenin yerli yerine oturduğunu söylemek henüz mümkün değil.



Bizim kültürümüzün bir parçası olan efsaneleri bir kenara koyarsak dışarıdan gelen efsanelerin arasında “Lady Godiva” efsanesinin önemli bir yer tuttuğunu iddia etmek, bilmem, haksızlık olur mu?

Geçenlerde Facebook sayfalarında dolaşan Lady Godiva efsanesi gözüme ilişti. İnsanı derinden etkileyen efsane şöyle:

“Lady Godiva, hem sadakatin, hem başkaldırının, hem tutkunun, hem şefkatin hikâyesidir. Halk 11. yüzyılda İngiltere Coventry’de uygulanan ağır vergilerden isyan halindedir. Vergileri artıran Lord Leofric’in eşi Lady Godiva, halktan yana bir tutum alır. Eşini vergileri indirmesi yönünde ikna etmeye çalışır. Lady’nin ısrarlarından gına getiren Lord Leofric, eşine asla kabul edemeyeceğini sandığı bir teklif yapar. Lady Godiva’nın at sırtında, sadece saçlarına sarınarak, Coventry kentinin çarşı caddesini boydan boya geçmesi koşuluyla vergi yükünü azaltacaktır. Lady Godiva’nın buna cesaret edemeyeceğini sanan Lord, eşinin baskılarını bu şekilde kıracağını düşünür. O an geldiğinde, Lady Godiva atının üzerinde vakur ve kendinden emin olarak geçişini yapar. Bu durumu öğrenen halk, dükkânlarını kapatır evlerine girer. Lady’nin onurunu zedelememek için kimse sokağa adımını atmaz, hiçbir pencerenin perdesi aralanmaz. Lord Leofric eşine verdiği sözü tutar, vergileri, indirir. Bu olaydan sonra Lady Godiva’nın cesareti, kararlılığı, saflığı, tutkusu ve güzelliği pek çok sanatçıya ilham kaynağı olur.”

 

O gün bu gündür Lady Godiva adına şarkılar düzülmüş, heykelleri dikilmiş ve kimileri elbiseli, kimileri çıplak tabloları yapılmış, onunla ilgili filmler çekilmiştir. Belli ki sanatçılar bu efsaneyi pek çekici bulmuşlardır. O bir yana, Godiva çikolataları bile bulmak mümkün.

 

Eski İngilizce’de adı “Tanrı Armağanı” anlamına gelen Godgifu veya Godgyfu idi. Godiva, bu ismin Latinceleştirilmiş şeklidir. Doğum tarihi ile ölüm tarihi kesin değil. Farklı kaynaklarda farklı tarihlere rastlayabilirsiniz. Doğum tarihi ile ilgili benim rastladığım tarihler: 980, 990, 997, 998. 1066 yılında yaşadığı ama 1086 yılında yaşamadığı bilinmektedir. Bir kaynak ölüm tarihini 1067 olarak vermektedir.

 

Lord Leofric ile 1015 veya 1016 yılında evlenmişlerdi. Bazı kaynaklara göre, Lord, Godiva’nin ikinci kocasıydı. Lord’un 1057 yılında öldüğü biliniyor.

 

Dönemin vakanüvisleri Lady Godiva’nın güzel bir kadın olduğu, ayrıca dindar, saygın ve hayırsever bir insan olduğundan söz ederler. Kocası ile birlikte kiliselere ve manastırlara cömertçe bağışlarda bulunduklarını uzun uzun anlatırlar. Altın ve gümüş takılarını kuyumcuda eritip haç şekline dönüştürüp onları kiliselere hediye ettiği vurgulanmaktadır. Dönemin vakanüvislerinin söz etmedikleri tek konu, Lady Godiva’nın ata çıplak binerek kent sokaklarını gezmiş olması hikâyesidir.

 

Lady Godiva’yı at üstünde çıplak gezdiren ilk insan Wendoverli rahip Roger idi. Yazdığı olayları mübalağa ederek anlatmakla ün salan rahip Roger, kadını çıplak olarak ata bindirdi. Hem de ölümünden 100 yıl sonra.

 

Karı kocanın bu denli yardımsever olmaları, Lord Leofric’in insanlara kaldıramayacakları kadar yüksek vergi koyması düşünülemez ve düşünülmemelidir. O halde Rahip neyi mübalağa ederek bu sonuca varmıştır?

 

O zamanlar Lady Godiva’nın statüsünde olan hem asil hem de zengin bir kadının takısız sokağa çıkması düşünülemezdi. Bu yapıldığı takdirde de “Kadın sokağa çıplak çıktı” denirdi. Lady Godiva kendi güzelliğine güvendiği için, belli ki, sokağa sıkça takısız çıkardı yani çıplak çıkardı. Dolayısıyla rahip yemin etse başı ağrımaz. İnsanlar, gerçekten kendi yazdığı gibi Lady Godiva’nın sokağa çıplak çıktığını söylüyorlardı.

 

Bu yetmiyormuş gibi Lady Godiva’nın ölümünden 500 yıl sonra olaya bir de Tom veya Thomas sokuldu. Fazla mütecessis olan Tom, herkes kapıyı, pencereyi kapatıp evlerine kilitlenmişken bu Tom bir delikten Lady Godiva’yı seyre koyuldu. Kanımca Tom haklıydı. Böyle bir olay yer almış olsaydı, eminim ki,  Coventry’de çok Tom türemiş olacaktı.

 

İlk varyanta göre, Tom’un gözü Lady Godiva’yı görür görmez bizim delikanlı çarpılıp orada can verir. Dolayısıyla ne gördüğünü kimseye anlatamaz. İkinci ve yaygınlaşmış olan varyanta göre, Tom’un o bakan gözü hemen kör olur ve hiçbir şey göremez.

Ve bu olaydan, ister inanın ister inanmayın, İnglizlerin hala kullanmaya devam ettikleri ve “röntgenci” anlamına gelen “peeping Tom” deyimi türetildi.

Efsaneler nelere kadirmiş.

İskoç heykeltraş Sir William Reid Dick tarafından 1949 yılında yapılan Lady Godiva’nın heykeli

John Collier’in 1897 yılında yaptığı Lady Godiva tablosu.







Başa dön tuşu