Köşe Yazarları

Küsler niye barışmıyor?


Bayramlarda “küslerin barışması”  noktasına vurgu yapılır hep. Yıllardır işittiğim bu söz ve aynı zamanda dilek hep ilgimi çekmiştir. Kendimce şöyle bir hesap yaparım;  Yılda 2 kez bayram vardır.

Ramazan bayramında bir ay oruç tutulduğu için aslında sadece bayram günleri değil oruç günleri boyunca da “küslerin barışması” şansı vardır.

Dolayısı ile “küsler barışsın”  emrine uymak isteyenler için fırsat çok. Bu fırsatlar değerlendirilse memlekette küs insan kalmayacak.

Bu işin nükte tarafı.

Galiba İslam’ın kavgayla ve onun paraleli küslükle ilgili sıkıntıları var.

Ve herhalde bu nedenledir ki yüzlerce yıldır nerdeyse bir emre dönüştü “bayramda küsler barışsın” desturu.

Hz. Muhammet’ten sonra gelen dört halifenin üçü ecelleriyle ölmediler. Kanlı bir iktidar savaşının  kurbanları oldular. Ve o kanlı iktidar savaşı hala sürmekte.

Herhalde bu yüzdendir bayram da olsa küsler barışamıyor bir türlü.

***

Uzun süre dargın kaldığım arkadaşlarımdan biriyle yurtdışında ortak bir programa katılacaktık.

Emindim ki mecburiyetten benimle olacağı için sıkıntı yaşıyordu.

Havaalanında karşılaştık.  Sabahın köründeki uçak saati nedeniyle nerdeyse bir ben bir de o vardı çıkış terminalinde.

Göz göze geldik.

İkimiz de “acaba nasıl davransam” gerginliği yaşadık.  Elimizi uzattım ve öptüm.

Şöyle bir cümle dökülmüştü dudaklarımdan:  “Yurtdışına çıkıyoruz. Bu yüzden küslüğe ara veriyorum. Döndüğümüzde devam ederiz.”

Katıla katıla gülmüştük ikimiz de.

İyi ki küslüğe ara vermiştik. Gittiğimiz yerde o kadar çok sorun yaşadık ki birbirimize ihtiyacımız oldu.

Sonra memlekete geri döndük.  Üzerinden bir hafta geçti.  “İnanamam dargınlığı sürdürecek kadar inatçısın ha” dedi.

Yine katıla katıla güldük.  Aslında muziplik olsun diye aramamıştım döndüğümüzde.

Yoksa “küstüm mü tam küserim” şeklindeki meşhur tavrımdan değil.

***

Bayramın ilk günü kendimce bir empati yapmaya çalıştım.

“Dargın veya küs olduklarımla barışa bilir miyim?”

Karşı taraftakilerin haberleri yok bundan tabi ki ben kendi kendimi test ettim sadece.

Yaş kemale eriyor olsa da bir miktar zorlandım.

Zorlandım çünkü uzak durduğum insanların çoğunluğu uzak durma gerekçelerini ortadan kaldırmadılar.

Bayramı vesile etsek küslüğü bitirsek de kısa bir süre sonra yine aynı durumlar yaşanacak.

Ve dolayısı ile yazının başındaki kısır döngü ortaya çıkacak.

“Her bayram barışan ama bayramlar hariç küs olan tipler” durumuna düşeceğiz.

Galiba böyle uzak durmak en iyisi.

Çünkü insanoğlu kendini değiştirmedikçe hiçbirşey değişmiyor bu gökkubbenin altında.

***

Bir zamanlar “nerede eski bayramlar” diye başlık atardı gazeteler.

Eski bayramların niye özlenir-aranır olduğunu anlamazdım hiç.

Geçmiş bayramları, hele çocukluğumuzun bayramları aklıma düştüğümde kalbimin en derin köşesi sızlar.

Öyle mutlulukla-özlemle anımsadığım falan yok.

Fakirliğimizin tesciliydi o günler.

Bayramdan bayrama alınan bir çift ayakkabının aile bütçesinde yarattığı sarsıntıyı çok iyi görürdük.

Zaten sıkı sıkıya tembihlenirdik “dikkatli kullan diğer bayrama kadar bu ayakkabıları giyeceksin” diye.

Tek sevincimiz evde pişen yemeklerin bollaşmasıydı ve öpülen eller ile gelen çifte şilinler.

Kıbrıs Türkü çoğunluğu ayda 30 lira maaş ile geçinen milli gelirin 200-300 dolar civarında seyrettiği dünyanın en fakir toplumları arasındaydı.

Fakirlik bir yanda elde silah can korkusuyla savaşmak diğer yanda. Böylesi bir ortamda nasıl mutlu bayramlar kutlanırdı ki?

***

Gazetedeki genç arkadaşlar arşivi alıp getirdiler.

Meğersem  son dört bayramdır  “buruk bayram” diye başlık atıyormuşuz gazeteye.

Katıla katıla güldüm bu duruma çünkü müsebbibi benim.  Nedense arife ve bayram günleri çalışmayı tercih ederim hep.

Dolayısı ile o başlıklar benim eserimdir.

Peki ama niye bayramları “buruk” kutluyoruz?

Etrafınıza bir göz atmak yeterlidir bence.

Şimdi 200-300 dolarlar değil 13 bin 14 bin civarındadır milli gelirimiz.

Elde piyade tüfeği mevzilerde sabahlamıyoruz bayramlarda.

Ama dünyadan tecrit edilmenin azabıyla her gün ama hergün kahroluyoruz.

Hıristiyan batıyı geçtik, doğulu Müslüman din kardeşlerimiz de anlamıyor ve küsler gibi uzak duruyorlar bizden.

Bayramları vesile edip barışma girişiminde bile bulunmuyorlar.

Niye?

Bu durumu ve kendimizi değiştirmenin zamanı gelmedi mi daha…

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı