Bu yazımdan sonra kimse bana bugün ki ekonomik ve mali sıkıntıya Ortadoğu’daki savaşın sebep olduğunu söylemesin. Savaşın etkileri henüz daha bize tam yansımadı. Bugün içinde bulunduğumuz durum yılların birikimi olarak karşımızdadır. İçinde bulunduğumuz zor durum sadece maliyenin parasızlığı değil ekonominin de kırılganlığı ve zayıflığıdır. Ekonominin yönetsel olarak zayıflığıdır. Ekonomi yönetimi kıt olan kaynaklarımızı yönetmemekte, maliye ise kayıt dışılıkla mücadele etmemektedir. Ülkemizde meydana gelen sistem dışı servetin yönetimi yapılmazken borçla dönen bir kamu maliyesi yaratılmıştır. İçinde bulunduğumuz durum sürdürülebilir değildir. Kısa vadeli iç borç yükü 16 milyar Türk Lirasını aşmış bulunurken bu ay yine kamu maliyesi için 3 milyar Türk Lirası değerinde yeni bir kaynağa ihtiyaç vardır. 2025 yılı büyük bir bütçe açığı ile kapanmıştır. 2026 yılında 26 milyar Türk Lirası bütçe açığı ön görülmüş, fakat bu açık daha da büyüyecektir. Böyle bir kamu maliyesi sürdürülebilir değildir. KKTC’de mali kaynak vardır. Maliye yönetimi olan kaynaktan “pay alma sanatını” göstermelidir.
Bireylerin zengin olması değil kamunun sürdürülebilir olmasıdır önemli olan. Bu yaklaşımla önce;
- Bütçe disiplini
- Adaletli gelir dağılımı
- Adaletli vergi sistemi
- Kamu verimliliği ve yeni ekonomik gelişim politikaları
- Güven veren reform hareketleri
- Kamuya güven duyulacak şekilde kamunun yeniden kurumsallaşması.
Kamunun vatandaşlar tarafından güven telaki edecek bir müessese haline gelmesi için kurumsallaşması gerektiği açıktır. Güven ve inanç duyulmayan bir kamu ne vergi toplayabilir ne de vatandaşlardan özveri isteyebilir.
Körfez savaşı sonrası dünya yeniden şekil alacak. Bu yeni şekle, güçlü ekonomisi, sağlam kurumları inanılır bir kamu yönetimi olan ülkeler kazançlı çıkacak. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin Kıbrıs Türk Halkı olarak varlığı yeni bir şekil alacak gibi gözüküyor.
İstikrar söylemleri bir tarafa güvenimizi sağlayacak adımlar atınız.


































