KOMŞUSU AÇKEN TOK YATAN…

22 Ağustos 2018 Çarşamba | 10:48
basaran duzgun banner

Eski bayramlar güzel miydi?

“Nerede o eski bayramlar” tekerlemesini tekrarlayanlar, uzun uzun anlatıyor eski bayramları.

Dinliyorum.

Eski bayramlar mıydı daha güzel yoksa ortak fakirlikten aldığımız haz mıydı dile getirilen?

Eski bayramları yaşayan  eskinin ortak fakirliğinde çocukluk ve ergenlik çağını geçiren birisi olarak bu soruya şöyle bir yanıt veriyorum?

Aslında fakirliğimizdi güzel olan. Bayramlar da bu güzelliğin bir parçasıydı.

Şöyle ki?

Düşünün, başkent Lefkoşa’nın en meşhur mekanı Girne Caddesiydi.

O caddede Dr. Küçük ile birlikte dönemin tanınmış aileleri kalırdı.

Şimdi teklif etsek kim o caddede yaşamaya ikna edebiliriz ki?

Dereboyu yoktu o zamanlar.

Köşklüçiftlik’te , surlariçine kıyasla az sayıda genişçe sayılabilecek “zengin” evleri vardı.

Pronto kavşağının oradan yokuş aşağı inildiğinde Kanlıdere genişçe bir havuza dönüşürdü.

Surlariçinden gelir “zengin” çocuklarıyla birlikte pis suların oluşturduğu o havuzda! Yıkanırdık.

Zenginlik, ev sahibi olmayla ilgili tamamen göreceli bir durumdu.

Çünkü parası olan da parasını harcayacak yer bulamazdı.

Herkesin aynı kaptan yemek yemesi gibi bir şey.

Niye?

Kıbrıs Türkü korkunç bir fakirlik yaşıyordu.  Ve savaştaydı.

Milli gelirin 200 dolarlarda seyrettiği, herkesin ayda 30 lira maaşa talim ettiği, adanın sadece yüzde beşine sıkışmış gettolarda yaşayan ve gettoların dışına adım atamayan bir hayat.

Böylesi bir fakirliği nasıl da içselleştirip mutlu olmaya çalışırdık.

 

***

 

Eski bayramlar değildi güzel olan.

Ortak fakirliğimizden  haz almayı ve mutlu olmayı bilmemizdi güzelliğimiz.

Sadece bayramlara göre düzenlerdik hayatımızı.

Ayakkabı alınacaksa bayramdan bayrama alınırdı.  Artık yama tutmayan urbalar sadece bayramlarda yenilenirdi.

Amerikan yardımı süt ve tereyağlı ekmekle kahvaltı  yapardık  Atatürk ilkokulunda.

Hepimiz Atatürk ilkokulundan mezun olurduk.

Eğitim tam gündü ve yağ oranı et oranının üç katı olan bolibiflerle beslenirdik öğlenleri.

Çünkü eğitim tam gündü. Üstelik Cumartesi de yarım gün eğitime dahildi.

 

***

 

İnsanoğlu için hertürlü kötülük katlanılabilirdir.

Yeter ki  adalet olsun ve herkes eşit olarak paylaşsın kötülüğü.

İnsanı çıldırtan adaletsiz bir düzendir.

Kimimizi fakir kılan kimimizi zevkü sefa içerisinde yaşatan düzen.

İşte bu düzendir ki bayramlardan eski hazları almamızı engelliyor.

“Komşusu açken tok yatan bizden değildir..” (Hz Muhammed)

Öylesi günlerden geçiyoruz.

Herşeye rağmen bayramınız kutlu olsun…