25 Mart 1821 Osmanlı’ya karşı Yunanlıların isyanının başladığı bir gündür.
Bu başlangıç, Yunanlıların ULUSLAŞMA SÜRECİNDE bir başlangıçtır.
Ancak Yunan Milliyetçi çevrelerin önderliğinde yürütülen bu mücadele Osmanlı-Yunan ve daha sonra Türk Yunan ilişkilerinin de içinden çıkılamayacağı kördüğümün YARATICISIDIR.
Osmanlı’ya karşı Ulusların kendi kaderini tayinini desteklemek, doğru bir politikadır. Ancak bu politikayı Yunan milliyetçileri, BÜYÜK YUNANİSTANI YARATMAK hayali ile yürüttükleri için, bu politikalar her iki halk arasında derin travmalara neden oldu.
Venedikliler döneminde Kıbrıs Ortodoksları köle durumundaydı. Osmanlılar Kıbrıs’ı ele geçirdikten sonra, yönetimi ORTODOKS PAPAZLARLA PAYLAŞTILAR.
Bu süreç 1821 yılına kadar sürdü. Osmanlı yönetiminin verdiği yetkilerle, Ortodoks papazlar, HALKTAN VERGİ TOPLUYOR VE OSMANLI YÖNETİMİ İLE BÖLÜŞÜYORDU.
1821 den sonra Fener Patriğinin ve FiligiEderia derneğinin çabasıyla , Osmanlı’ya karşı direniş örgütlenirken, Osmanlı İşbirlikçisi olan KIBRIS ORTODOKS
KİLİSESİ, ENOSİS hayaliyle, adayı Yunanistanlabirleştirmeyi esas alan bir politika izlemeye başladı.
Bu politikanın kaçınılmaz sonucu olarak Kiliselere Para ve silah toplama görevi verildi.
OSMANLI’nın kilise içerisindeki ajanı olan BAF MEDROPOLİTİ, Osmanlı’ya bir Jurnal’lle ayaklananların isimlerini verdi.
Küçük Mehmet de başta Ortodoks Başpiskoposu Kipriyanu olmak üzere Kilise ileri gelenlerini Lefkoşa’da DİKİLİTAŞ’ın yanında idam etti.
Bu idamla beraber, Kıbrıs Sorunu ARTIK , Yunanlılar ve Kıbrıslılar için ENOSİS hedefiyle yürütüldü.
Kıbrıs’taki Rum Türk çatışmalarının düğüm noktası, Rumların Türklere hiçbir hak içermeyen ve Yunanistan’a bağlanmayı hedefleyen ENOSİS’tir.
Bu Enosis hayali, 1960 ta, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin ortak olarak kurulmasıyla bitmedi.
Makariyos bu hayali 1968e kadar, Grivas ile birlikte savundu.
Kıbrıs Türklerine karşı , onları adadan kovmak, Türk köylerini işgal etmek ve Türkleri GETTOLARDA YAŞAMAYA MAHKUM ETMEK şeklinde Rumlar saldırgan bir politika izlemeye başladı.
1968 den sonra Bağlantısız ülkelere yönelen Makarios ile EOKA B yanlıları arasındaki mücadele 1974 15 Temmuz Yunan Darbesini getirdi.
20 Temmuz 1974’tte de Türkiye, Garantörlükten kaynaklanan hukuksal hakkını kullanarak adaya geldi. Kıbrıs o tarihten beri FİİLİ OLARAK iki parçaya bölündü.
2004’tteki ANNAN Planı ve 2017 deki Montana Süreci, Kıbrıs’ın her iki toplum yararına yeniden birleştirilmesini hedefliyordu.
Ancak özellikle Rum Kilisesi ve Rum Milliyetçiliği her iki girişimi son anda ret etti.
Şimdi Gutteres son bir girişim için hazırlıklarını tamamlamak üzerindedir.
Gutteres’in Özellikle Erdoğan ile iyi ilişkileri vardır. Erdoğan birkaç gün önce Gutteres’eATATÜRK Barış Ödülünü verdi. Ankara’daki bu buluşmada Kıbrıs konusunda önümüzdeki günlerde sunulacak olan Gutteres Planı’na son şekil verildi.
Hristodulidis’in NATO hayali ile Türkiye’nin Kıbrıs ve AB deki çıkarları dengelendiği gün, Kıbrıs Sorunu da tarihin tozlu sayfaları arasına girecektir.
Tüm dünya, savaşlar yerine BİR BARIŞ hayaliyle karşılaşmak istemektedir.
Kıbrıs’ta Barış sadece Gutteres’in başarısı değil, tüm dünyaya yeni bir UMUT KIVILCIMI etkisi yaratabilir.


































