Köşe Yazarları

Kıbrısoğulları


Her çıkan peygamber bunları doyurmak için çeşitli vaatlerde bulunurdu.

Ekmeği ve balı bol yerler.
Derelerinden bal akan ovalar.
Ama onlar peygamberlerine inanmadılar.
Sırasında onları öldürdüler.
Tanrı’ya değil çeşitli ilahlara taptılar.
Bir peygamber gitti, diğeri geldi.
Bir türlü olmadı.
İstedikleri ekmek, süt ve baldı.

Musa’yı bile takmadılar!
Harun’u da!..
Baal ve Molok gibi ilahlaştırılmış putlara taptılar.
Bir de altın buzağıya!
Tanrı ile aralarını açtılar…

Halbuki “…RAB Musa’ya söyleyip dedi: Bütün İsrailoğulları cemaatine söyle ve onlara de: Mukaddes olacaksınız; çünkü ben Allahınız RAB mukaddesim… Putlara dönmeyin ve kendiniz için dökme ilahlar yapmayın…”

İnanmadılar, dökme ilahlar yaptılar…

Sürekli ekmek, süt ve bal istiyorlardı!
Her gelen peygamber bunları doyurmak için çabaladı!
Olmadı!

Bu yüzden lanetlendiler!..

Zaman ilerledi.
İsa geldi.
Ona da inanmadılar.
Büyücüdür dediler.
Çarmıha gerilmesini istediler.
Çünkü kahinlerin kendi düzeni vardı.
İsa’nın bu düzeni bozacağından korktular!

Sonuçta lanetli bir toplum olarak anılmaya başlandılar.
Halbuki Tanrı tarafından seçilmiş bir ahaliydiler.
Tanrı onları iyiyi, doğruyu tüm dünya uluslarına öğretsin diye seçmişti.
Onlar ne yaptı?
Ahlaksızlık ve zinadan başları döndü.
İbadethanelerini yıkmaya başladılar.
Mala mülke düşkün en hırslı kavim haline geldiler.
Önceden helal olan sonradan haram oldu onlara.
Sonuçta lanetlendiler…

Şimdi bir duvarın önünde sürekli ağlaşıyorlar!

Tanrı’nın bu kavmi  “seçilmiş ulus” olarak niye seçtiği bilinmiyor.
Zıvanadan çıkan, her gittikleri yerde dünya malını ele geçirmeye çalışan bir kavim olur muydu?

İslam bilginleri de mala mülke düşkün en hırslı kavim olarak Yahudileri görür.

Acaba Tanrı, bizim cemaatimiz hakkında ne düşünür?
Sürekli ekmek, süt, bal isteyen bir toplum değil miyiz?
Mala mülke önem veren, dağı taşı mal mülkle donatmaya çalışan, yetmez komşusunun mallarına da konan bir cemaat değil miyiz?

Seçilmiş bir cemaat olamayız!
Lanetlendik mi yoksa?
Siyasi parti tabelalarımız altın buzağı gibi!

Üstelik bizde de duvar var.
Az mı gözyaşı döküyoruz!

Ayrılık sürsün diye, iki toplumlu etkinlikleri bile sınırlarda yapıyoruz!
Daha doğrusu öyle uygun görüyorlar!
Biz de daha fazla ekmek ve bal istediğimiz için sesimizi çıkarmıyoruz!
Bu da Kıbrısoğullarının ağlamaya devam edeceğini gösteriyor!



Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı