Kıbrıs’ı doğalgaz çözmeyecek

14 Temmuz 2016 Perşembe | 09:39
Esra Aygın

Türkiye ve İsrail arasındaki ilişkilerin normalleştirilmesi için bir anlaşmaya varılmasıyla, kısa süre içinde İsrail gazının Kıbrıs üzerinden Türkiye’ye, oradan da Avrupa’ya aktarılması projesinin kesin olarak hayata geçeceği – ki iki ülke arasında varılan mutabakatta böyle bir madde yok – hatta bu projeye imkan vermek için Kıbrıs’ta yakın zamanda bir çözüme gidileceği iddia ediliyor.

İlişkilerdeki yakınlaşma ortak projeler üretmek ve işbirliği yapmak için olumlu bir atmosfer yaratıyor elbette. Ancak İsrail gazının Kıbrıs üzerinden Türkiye ve Avrupa’ya ihracından şu aşamada kesinleşmiş bir proje gibi bahsetmek ve Kıbrıs sorununun çözümünü bu projeye bağlamak oldukça yanıltıcı olur.

İsrail’in ispatlanmış tek doğalgaz rezervi olan Tamar, doğalgaz ihracatı yapabilecek bir noktada değil çünkü şu anda iç talebe bile yetişemiyor. Tamar’da faaliyet gösteren şirketler Noble, Delek, Avner ve Isramco, Temmuz başında, iç doğalgaz talebini karşılayabilmek adına $265 milyonluk bir yatırım yaparak yeni bir kuyu kazacaklarını açıkladılar.

Ülkenin, yaklaşık 16.2 trilyon ayak küplük doğalgaza sahip olduğu tahmin edilen Leviathan rezervi ise henüz ekonomik ve ticari amaca uygunluğu kanıtlanmadığından, “muhtemel” kaynak olarak sınıfına giriyor. Yani Leviathan’da olduğu tahmin edilen gazın yer yüzüne çıkarılabilir olup olmadığı, bu gazı çıkarmanın ekonomik olarak mantıklı olup olmayacağı, geliştirilebilir ve ticarileştirilebilir olup olmadığı henüz kanıtlamış değil.

Özellikle Leviathan rezervi gibi çok derin sularda olan kaynakların geliştirilmesi büyük yatırım gerektiren, karmaşık, ve yüksek risk içeren süreçlerdir. Uluslararası petrol ve doğalgaz fiyatlarının çok düşük olduğu ve enerji şirketlerinin çok büyük bir ekonomik krizden geçtiği bu dönemde, Leviathan rezervini geliştirmek ve ticarileştirmek, ve yaklaşık 600 kilometrelik İsrail -Türkiye deniz altı transit doğal gaz boru hattı inşa ederek (tahmini $8-10 milyar) kar sağlayacak bir şekilde taşımak için gerekli olan finansmanı bulmak bu dönemde çok kolay olmayacaktır.

Tabii bir de, çok maliyetli bir geliştirme süreci sonrasında daha da maliyetli bir deniz altı boru hattı taşımacılığı ile Türkiye ve Avrupa’ya gönderilen İsrail doğalgazının satış fiyatı da, doğal olarak bu maliyetler de eklenerek hesaplanacaktır. Uluslararası doğalgaz fiyatlarının düşük seyredeceği öngörülebilir gelecekte bu proje ile Türkiye ve Avrupa’ya gidecek İsrail gazının bu piyasalarda rekabetçi olması söz konusu değil. Avrupa’da doğalgaz satış fiyatı şu anda $4.04 mmbtu. İsrail doğalgazının hiçbir deniz altı taşıma maliyeti olmaksızın kendi iç piyasasındaki satış fiyatı bile $5.50mmbtu.

Gelelim Kıbrıs’a… Kıbrıs’ta çözüm İsrail gazını boru hattı ile Türkiye’ye taşıma senaryosundaki risklerden birini azaltacak ve yatırımcılar için bir nebze daha çekici hale getirecek bir faktör olabilir. Ancak varsayalım ki, söz konusu senaryo

teknik ve ticari olarak uygulanabilir ve mantıklı, gerekli finansman da bulundu. Bu durumda boru hattı, adada bir çözüm olmaksızın da pek ala Kıbrıs’ın Münhasır Ekonomik Bölgesinden geçebilir. Uluslararası deniz hukukuna göre, tüm devletler başka bir devletin münhasır ekonomik bölge olarak ilan ettiği alanda ve hatta kıta sahanlığında boru hatları döşeyebilir. Kıbrıs uluslararası arenada sorun çıkararak bunu zorlaştırabilir, ama engelleyemez.

Kıbrıs’ta çözüm için sürekli dışarıdan, Türkiye’den, uluslararası toplumdan, AB’den, BM’den, doğalgazdan medet ummak belki de içinde bulunduğumuz çaresizlik ve çıkmazda normal bir refleks. Ama anlamız gereken şu ki, çözüm sadece bizden kaynaklanabilir. Kıbrıs’tan.. Kıbrıslılardan… Çünkü çıkarlar kesiştiği ve gerektirdiği anda, uluslararası siyasette de ticarette de alternatif yollar bulunur. Ve biz bölünmüşlüğümüzle kalırız.