Köşe Yazarları

Kıbrıs Gibisi Yoktur








Çok farklı bir konuyu ele almak niyetindeydim. Ancak Yiannakis İrakleos’un makalesini okuyunca kararımı değiştirdim. Yazıyı Facebook arkadaşım Sotos Syzinos’un sayfasında gördüm. Karikatürü de konuya uygunluğu nedeniyle Politis gazetesinin arşivinden aldım.




Bu makalede yazılanları bizim topluma adapte ettiğimiz zaman ne denli uygun olur? İşte size bir test:



  1. Hiçbiri
  2. Pek azı
  3. Pek çoğu
  4. Hepsi

Ben yazıyı çok eğlenceli buldum. Buyurun siz de eğlenin.

XXXXX

Başka ülkelerde kamu hizmetleri devlete bağlıdır. Bizde hükümete bağlıdır. (Kamu hizmetleri, hükümete göre değişebilir. –BA)

Başka ülkelerde yayalar kaldırımları kullanırlar, arabalar da yolları. Bizde arabalar kaldırımlara park edilir yayalar da yollarda yürür…

Başka ülkelerde yabancılara, çoğul kişi ekiyle halde hitap edilir. Bizde çoğul eki bize yabancıdır…

Başka ülkelerde önce kendi müzelerini sonra da öteki ülkelerin müzelerini gezerler. Bizler kendi müzelerimizi ziyaret etmeden öteki ülkelerin müzelerini gezeriz!

Başka ülkelerde insanlar kendileri evlenir. Bizi anne babamız evlendirir, biz de çocuklarımızı evlendiririz!

Başka ülkelerde evlendikleri zaman düğün yaparlar. Biz ticari panayır yaparız! (Herhalde göğüslere takılan paraları kastetmek istiyor. –BA)

Başka ülkelerde insanlar çocuklarını yemek için lokantaya götürürler. Bizler lokanta ile luna parkını birbirine karıştırdığımız için çocuklarımızı lokantaya oyun oynamaları için götürürüz!

Başka ülkelerde lokantadaki menüler çoğunlukla kendi dillerinde yazılır. Bizde pek azı!

Başka ülkelerde yaşamak için yerler. Bizler yemek için yaşarız…

Başka ülkelerde sohbet ederken alçak sesle konuşurlar. Biz sohbet ederken bağırırız!

Başka ülkelerde protesto etmeleri gerektiğinde sokağa çıkıp bağırırlar. Protesto etmemiz gerektiğinde biz kanepeye uzanıp ziligurti çıkarırız. (Sesimizi çıkarmayız, susarız, haspa çıkarırız. -BA)

Başka ülkelerde arkadaşlarıyla buluşmak istediklerinde onları davet ederler. Bizler bir buluşma ayarlamaları için arkadaşlarımıza emirler yağdırırız.

Başka ülkelerde iki arkadaş uzun bir süre bir araya gelemeyince bunun sorumluluğunu paylaşırlar. Biz şöyle söyleyerek sorumluluğu karşı tarafın omuzlarına yükleriz: “Ama nerelere kayboldun be gumbaro?” (Sağdıç, arkadaş, yoldaş. –BA)

Başka ülkelerde bardak, tabak gibi bir şeyler kırdıkları zaman “kırdım” derler. Biz “kırıldı” deriz. Sanki kendi başına kırılmış gibi!

Başka ülkelerde ırkçılar yabancılardan nefret ederler. Bizim ırkçılarımız sadece fakir yabancılardan nefret ederler. Zengin yabancılara hayrandırlar. O kadar ki üzerlerine basıp geçmek için önlerine halı gibi serilirler…

Başka ülkelerde hata yaptıkları zaman özür dilerler. Biz asla özür dilemeyiz çünkü hiçbir zaman hata yapmayız…

Başka ülkelerde birine telefon ettikleri zaman arayan kişi kendisini tanıtır. Biz birine telefon ettiğimiz zaman “kim konuşuyor?” diye sorarız!

Başka ülkelerde çevreyi temiz tutmak için izmaritler, arabaların içindeki kül tablalarına koyarlar. Biz kül tablasını temiz tutmak için izmaritleri pencereden dışarıya atarız.

Başka ülkelerde ne istediklerini bilirler. Biz istemezükçü ve bilmezikçüyüz. Ne istemediğimizi biliriz ama ne istediğimizi bilmeyiz…

Uygar ülkelerde yurttaşlar toplumsallığı, bireyselliğe üstün tutarlar. Bizde bireysellik duygusu, toplumsallıktan üstündür.

 

Kıbrıslı olmakla iftihar ediyor muyuz, etmiyor muyuz? (Politis)





Başa dön tuşu