KIBRIS BİR ADA MIDIR? PLASTİKTEN BİR PARÇA MIDIR?

12 Ağustos 2018 Pazar | 08:08

Onu biz icat ettik. Onsuz yaşayamıyoruz. Ve artık içinde boğuluyoruz

Dünyanın tek kullanımlık plastiklere “nasıl boğulduğu” konusundaki farkındalığı artırma sözü veren birçok bilimsel kuruluş, “Planet or Plastic? kampanyasının bir parçası olarak plastik kapaklarını kâğıt ile değiştirdi. Kuşkusuz, bu malzeme hayatı daha kolay hale getiriyor, ancak neredeyse yarısı sadece bir kez kullanılıyor ve şimdi tüm denizlerle onlarla dolu. Şöyle bir benzetme yapacak olursam, denizlerin üzerinde birçok plastik torbalar görüyoruz, suyun üzerindeki tek kullanımlık plastik çantaları bir buzdağı gibi düşünelim… Göremediğimiz kısım izin buzdağının asıl ve büyük kısmı.  Ve bu da dünyanın plastiğe boğulmakta olduğu gerçeğine nasıl körleştiğinin güçlü bir ifadesi.

Çok da uzağa gitmeye gerek yok aslında. En yakına Güney Kıbrıs’a bakacak olursak bu konuda sürdürülen birçok projeye tanıklık ediyoruz. Bana sorarsanız bazı konularda farkındalığın da pek bir önemi kalmadı. Bile bile göre göre yanlış yaptığımız çok işler var. Naylon poşetlerin doğada yıllarca çözünmeden kaldığını çoğumuz biliriz. Fakat ülkemize bakacak olursak marketlerde naylon poşetlerin bolca kullanıldığını görüyoruz. Demek ki farkındalık da bazı durumlarda yetmiyor.  Ve ya bu ‘farkındalık seviyesi’ de yetmiyor ve bunu süratle artırmalıyız. Güney Kıbrıs kısa bir süre önce naylon market poşetlerini ücret karşılığı satmaya başlamadı. Aldığınız her poşete para ödüyorsunuz ve bu da kişileri tek kullanımlık poşetler yerine doğada geri dönüşümü çok daha kolay olan sürdürülebilir kağıt çantalara yöneltiyor. Hükümetin elini taşın altına koyma zamanı gelmiştir. Yine de şunu söylemeliyim ki; Bu kapsamda ülkemizde özellikle Turizm ve Çevre Bakanlığı’nın önemli adımlar attığını görmek beni mutlu etmiyor değil.

 İngiltere’nin Plymouth kentinden Kuzey Amerika’ya göç eden ilk Püritenlerin zamanında plastik icat edilmiş olsaydı –ve Mayflower gemisi şişelenmiş su ve plastik ambalajlı atıştırmalıklarla dolup taşsaydı– bıraktıkları plastik çöpler dört yüzyılın ardından olasılıkla günümüzde hâlâ varlığını sürdürüyor olacaktı.

Püritenler de günümüz insanlarının çoğu gibi boş şişe ve ambalajlarını denize atsaydı, Atlas Okyanusu’nun dalgaları ve güneş tüm bu plastiği minik parçalara ayıracaktı. Ve bu parçalar günümüzde dünyanın tüm denizlerinde sürüklenmeyi sürdürecek, içlerinde zaten var olanlara ek olarak yeni zehirli maddeler emecek ve şanssız bir balık ya da istiridye ve belki de nihai olarak içimizden biri tarafından yenilmeyi bekliyor olacaklardı. Neyse ki onların zamanında plastik yokmuş diye düşünüyorum.

Plastik yüzünden, başta denizlerde olmak üzere başımıza açtığımız dert görmezden gelinemeyecek kadar büyük. Plastik ancak 19. yüzyılın sonlarında keşfedildiği ve gerçek anlamda üretimi 1950 civarında başladığı için başa çıkmamız gereken miktar yalnızca 8,3 milyar ton. Bunun 6,3 milyar tonundan fazlası atık. Bu atıkların şoke edici bir miktarı (5,7 milyar ton) hiç geri dönüşüm işlemine tabi tutulmamış olanlardan oluşuyor… Ve ilginçtir ki 2017’de bu hesaplamaları yapan bilimin insanlarını hayrete düşüren de bu oldu.

Okyanuslara Dünya’nın en son gider deliği benzetmesini yapacak olursam, geri dönüşüme girmemiş ne kadar plastik atığın buraya ulaştığını bilmiyoruz.

Üniversite yıllarımda okuduğum bir yazıda bir Üniversitesi mühendislik profesörü, 2015’te yaptığı kaba bir tahminle yılda yalnızca sahil bölgelerinden çıkan 4,8 milyon ile 12,7 milyon tonluk bir miktardan söz ediyordu! Açıkçası bunların çoğunun gemilerden bırakılmadığını düşünüyorum ve büyük oranda Asya’da olmak üzere umursamazlıkla yerlere ve nehirlere atılmış olduğunu söyleyebilirim. Ardından da rüzgârlarla ve suyla sürüklenerek denizde son buluyorlar. “Dünyanın tüm sahilleri boyunca, bir metre aralıklarla içi plastik çöp dolu 15 naylon poşet durduğunu düşünün”. Evet, manzara hatta görüntü içler acısı. Plastik çöp yığınları, okyanuslarda ciddi bir sorun. Bu plastiğin, biyolojik olarak çözünüp molekül bileşenlerine tamamen ayrışmasının ne kadar zaman alacağı belirsiz. Tahminler 450 yıl ile sonsuzluk arasında değişiyor. 

Öte yandan Avrupa, denizlerde daha fazla çöpün birikmesinin önüne geçmek için çözüm yolları arıyor. Çevre Bakanlığı ve doğayı koruma örgütleri, plastik poşet yerine, alışveriş sepeti kullanmayı teşvik etmeyi talep ediyor. Ve ülkemiz gündemindeki gibi birçok ülkede plastik poşetlerin artık bedava değil, ücretli olması gündemde.

Bu plastik denen velet ortalama 1 gün kullanılıyor ama doğada çözünebilmesi en az 450 yıl sürüyor. Okyanus ve denizlerde, yaklaşık milyonlarca ton plastik çöpün yüzdüğü tahmin ediliyor. Ve üzücüdür ki buna her yıl tonlarcası daha ekleniyor. Akıntılar bu çöpleri dünyanın her köşesine dağıtıyor. Berlin’de yapılan Denizleri Koruma Konferansı’nda yaklaşık 200 uzman bu soruna çözüm bulmaya çalıştı. Alman Çevre ve Doğayı Koruma Birliği (BUND), Avrupalı çevre örgütleri tarafından imzalanan bir manifestoyu Federal Çevre Bakanlığı’na sundu. “Denizler ve Plastik” adlı bildirgede 2020 yılına kadar Avrupa denizlerindeki çöplerin yüzde 50’sinin temizlenmesi talep ediliyor. Ancak plastik poşet ve özellikle yüz temizleme ürünlerindeki ufak plastik parçacıkların temizlenmesi büyük bir sorun oluşturuyor. Zira bu parçalar ufak olduğu için arıtma sistemleri tarafından filtrelenmesi mümkün olmuyor.

Plastik doğada uzun yıllar kaldığı gibi yol açtığı sorunları tek tek yazmam da çok uzun. Birçoğunu bizlerde biliyoruz fakat hareket geçme zamanı geldi geçiyor ben size söyleyeyim.

Özellikle tek kullanımlık plastikler çok büyük çevre sorunlarına yol açıyor. Hükümetlerin ve şirketlerin harekete geçmek için sorumlulukları bulunuyor; peki ama bizlerde bu konuda kişisel olarak neler yapabiliriz diye şöyle sıralayıp buradan plastiğe bir nokta koyayım. Sadece birkaç küçük değişiklik yaparak günlük hayatında kullandığın plastik miktarı üzerinde çok ciddi etki yaratabiliriz…

  • Yanınızda tekrar kullanılabilir şişe taşıyın

Yanında tekrar kullanılabilir şişe taşıyarak hem plastik kullanımına son vermiş hem de paradan tasarruf etmiş olursun!

  • Plastik kamışlara hayır de.

Plastik kamışlar denizlerimiz için kötü haber niteliği taşıyor. Bir içecek siparişi verirken kamışa gerçekten ihtiyacınız olup olmadığını düşünün; eğer yoksa istemediğinizi söyleyin. Hatta her zaman gittiğin kafeyle konuşup içeceklere standart olarak eklenen çubuk kullanımından vazgeçmelerini isteyin.

  • Yeniden kullanılabilir kahve fincanı edinin

Kahve fincanını yanında taşı! Bazı kafeler kendi fincanını getirdiğinde küçük bir indirim de yapıyor.

  • Alışverişte plastiğe yönelmeyin

Süpermarketlerde veya alışverişe gittiğiniz diğer yerlerde plastikle ilişkinizi kesin. Plastik poşet kullanmamak için yanınızda kendi bez çantanızı veya filenizi götürün. Plastik paketli meyve – sebzeleri almayın.

  • Plastik çatal-bıçak kullanmayın

Bir kafeden salata / yoğurt aldığında ya da dışarıdan yemek siparişi verdiğinde önüne gelen çatal-bıçaklar genelde plastik oluyor! Dışarıdan yemek söylediğinde ilgili restoran veya kafeye plastik çatal-bıçak istemediğinizi not düşün. İş yerindeki çekmecene kendi çatal-bıçağınızı koyun. Hatta çantanda da bir set bulundurabilirsin.

  • Mikro taneciklerden kaçının

Satın almadan önce ürünlerin etiketlerini kontrol edin ve naylon içeren ürünlerden kaçın.

Çok geç olmadan, geleceğimizi kendi ellerimizle öldürmeden PLASTİĞE DUR demeliyiz.