Köşe YazarlarıSürmanşet

Kayfabe ve Kuzey’deki Şark-ı Siyaset!






Kayfabe (keyfeyp) Amerikan güreşinin ana kurallarından biridir.

Bir çeşit “rol kesmeyi” anlatır.

Burada normal rol kesmeden farklı olarak, seyircilerin de sanki tutulan güreşin gerçek olduğu rolü yapmaları ve öfkelerini, coşkularını ringte gerçekleştirlen hareketlere göre göstermeleridir.

“Kayfabe” önceden kurgulanmış bir senaryoyla yapılmış bir filmi seyredermiş gibi kendinizi kurgunun içerisinde kaybetmeniz gibidir. Sonunu bildiğiniz bir filmi seyrederken heyecanlanmanız gibi.

Tabii ta ki film bitene kadar.

Ek olarak Amerikan güreşinde ise “kayfabe” yapmak demek “rol kesmenin” özel hayatta da devam etmesi demektir.

Güreşçiler günlük yaşamları içinde de rakiplerine meydan okumaya, antipatik/sempatik tavırlar sergilemeye vesaire devam etmekte ve sahne/ringde oynadıkları karakterleri özel hayatlarında da yaşatmaya çalışmaktadırlar.

Bazıları “iyi oğlanı,” bazıları “babacan yaşlı güreşçiyi,” bazıları ise “villan” yani zalimi oynamaya devam etmektedirler. Tabii ki “esas oğlanlar” da mevcuttur.

Kahramansız “kayfabe” olmaz ki!

Sadece ana karakterler yanında sektörün tümü de aynı “rolü kesmektedir.” Hakemler, federasyon, spor medyası vesaire gibi. Yapılan tartışmalar, turnuvalar, kimin kazanacağı, kimin kaybedeceği hep daha önce yazılan senaryolara göre yapılmaktadır.

Son dönemlerde adanın kuzeyindeki siyaseti daha çok keyfade benzetmeye başladım.

Birçoğu rol kesmekte, mış gibi tavırlar ve çıkışlar yapmaktan başka bir şey yapmamaktadır.

Statükoya ise çizik bile atılmamaktadır. Etrafı bu sürede bol bol yalancı pehlivanlar doldurmakta ama gerçek hayatta “ezen ve ezilenler” pek değişmemektedir.

Seçmen de aynı güreş seyircisi gibi, karşılarında oynanan oyunun önceden kurgulanmış olduğunu görmezden gelerek parçası olmakta ve aynı anda bile bile bu çadır tiyatrosunun hem seyircisi hem de figüranı olmaya çalışmaktadır.

Zaman zaman biri kalkıp “kayfabe”i kırmaya kalkıp “kral çıplak” dese de bir kesim “yalancı pehlivanlığa” aynen devam etmekte ve kendi rollerini bir tamam bozmadan devam etmektedirler -ki bu bazıları için kronik mağdur, bazıları için fail rolüne bürünmeyi, bazıları için ise kahraman rolünü oynamayı getirmektedir. Yani hem ağlayan hem götürenimiz çoktur.

Böylece büyük bir çoğunluk “kayfabe” yaparak şiddet üzerine kurulmuş, adaletsizliklerle bezenmiş “esas statükoyu” gizlemeye çalışmakta ve bunun yarattığı ranttan yaralanmaya ve kendi “yaşam alancıklarını” korumaya devam etmektedirler.

 







Başa dön tuşu