Köşe Yazarları

IŞIĞIM SÖNDÜ


Karıcığım hoşçakal, ışığım azalıyor,
Yanımda ölü arkadaşlarım.
Artık kömür kokulu ekmekler getiremeyeceğim sanırım.
Buraya kadarmış çocuklarım, hoşçakalın,
Hakkınızı helal edin; anacığım, babacığım.
Işığım azalıyor, hoşçakalın…

Üstüme değil içime çöken ocağın sessizliğinde
Tek tek seslerinizi duyuyorum, yüzlerinizi görüyorum,
Işığım azalıyor, soluğum azalıyor, biliyorum,
Yavaş yavaş dünyanın kara kalbine gömülüyorum.

Işığım söndü, işte gidiyorum…
Ah, en çok da şimdi, bir bilseniz
Nasıl da bulutları, ağaçları, gökyüzünü özlüyorum.
Işığım söndü… Hoşçakalın, arkadaşlarım çoktan gitti,
Artık ben de gidiyorum…

ŞERİF ENGİNBAY
ÇİZMELERİMİ ÇIKARAYIM MI?

Çizmelerimi çıkarayım mı? sorusu vicdanları dağlıyor değil mi? O soru sömürüden, korkudan, bastırılmışlıktan, geri kalmışlıktan soruluyor. O soru hastanede azarlayan hemşireden, bankada fırçalayan veznedardan, devlet dairesinde yerin dibine sokan memurdan dolayı soruluyor. Canınızı acıtan o soru işçinin, çiftçinin, köylünün gittiği her yerde aşağılanması, hor görülmesi, ötekileştirilmesi sebebiyle soruluyor. İşçiye canını sedyeden daha önemsiz olduğunu hissettiren neyse… İşte o neyse ben ondan utanıyorum…

Çizmeler:
“Korkmuyor musunuz” diye sormuştum Zonguldak’ta bir madenci abime.

“Korkup da napacan” demişti, “korkuyla yaşanmaz ki.”
Kocaman harflerle “önce güvenlik” yazıyordu önünde konuştuğumuz duvarın üstünde.
Önce düşük maliyet.
Önce yüksek kâr.
Önce maksimum kapasite.
Önce karanlık.
Önce sessizlik.
Önce duman.
Önce ölüm.
Şimdi kriz masalarında kifayetsiz bir telaş.

Hiçbir yaraya derman olmayan başsağlığı mesajlarımız, gözyaşlarımız.
“Çizmelerimi çıkarayım mı” diyor mahşerin ortasında çok yüksek kapasiteli bir kalp sahibi,
“Ambulans kirlenmesin.” Bir de temizlik maliyeti eklenmesin masraflarınıza benden ötürü.

***

Hadi şimdi gider pusulasına yazın kardeşlerimizin vasiyetlerini.
Vergiden düşün babasız kalan çocukların acısını.
Soğuk rakamlar üzerinden bir hayat kurun karanlık ve ıslak maden dehlizlerinde.
Bu işin sorumlularını affetmeye hiçbir kulun gücü yetmez. Bunu ancak Yaradan yapabilir.
Allah sizi affetsin.
Çıkarın o pahalı çizmelerinizi.
Dünya daha fazla kirlenmesin
Yılmaz Erdoğan

GÜLE GÜLE REZVAN KURŞİNİLER – HAYATLARIMIZIN KURŞİNİ AMA RENGARENK ŞARKILARININ SON TEMSİLCİSİ

Kurşini bir şarkı söyledi giderken. Hani o yağmur öncesi gökyüzündeki grilik gibi. Hepimizin çocukluğunun bir parçası, bir gri şarkısıydı giden. Hafızalarımızın en güzel insanlarından bir renkti giden. Kah annemizin-babamızın, bizim düğünümüzde, kah çocuğumuzun, kardeşimizin sünnetinde, kah özel günlerimizde, gecelerimizde mutluluklarımıza, danslarımıza, kahkahalarımıza şahit olan bir güzel KURŞİNİ şarkı veda etti bize. Ülkenin müzik dehalarından KURŞİNİLER GRUBU’nun son temsilcilerinden REZVAN KURŞİNİ abimiz de bütün iyi adamlar gibi erkenci çıktı. Yanık sesi, şarkıları, alçakgönüllülüğü, sazı, sözü ile hemen hemen bütün Larnaka bölgesindeki insanların özel günlerinde çalan bu değerli insan zamansız gitti aramızdan. Kurşiniler Grubu bu ülkenin önemli bir mihenk taşıdır. Yaptıkları müzik ve insan hayatındaki yerleriyle müzik tarihi içindeki yerini de almalıdır. Tarzları, yetenekleri, babadan oğla sürdürdükleri müzik tutkuları ile müziğimizin EFSANESİ’dirler. Babamın yakın arkadaşlarıydı bu grup üyeleri. Kardeşimin sünnet düğününü de yine onlar yapmıştı. Babam vefat etmeden Kurşiniler Müzik Grubu ile Londra’ya turneye gidecekler ve belki de ilk kez müzikten ciddi bir para kazanma şansı elde edeceklerdi. Babam aralarındaki en erkenci müzisyen çıktı. Turne gerçekleşmedi. Rezvan abi daha sonraki yıllarda önce grubu ile sonra ise tek olarak müzik yaşamındaki parlak kariyerine devam etti. Tam bir müzik dehası olan Rezvan abi bu ailenin son temsilcisiydi.

Bütün iyi adamlara selam söyle Rezvan abi.
İyiler erkenci olur bilirsin.
Yarım kalmıştı buluşmanızda.
Kurşini bir şarkıyla selam söyle babama.

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı