Köşe Yazarları

İŞ-YAŞAM DENGESiNE VEDA







Çalışanlar, uzun bir süredir, elde edilemeyen bir şeyi başarmak için uğraştıkları bir hamster çarkındalar:  “İş-Yaşam Dengesi”




Gerçek şu ki, uzun bir süredir teknolojiyi tamamen benimsedik ve teknoloji, sadece özel hayatlarımızı ele geçirmekle kalmadı, işin kendisinin de  kişisel yaşamlarımızı ihlal ettiği bir yol yarattı. “İş hayatı” olarak ayrı tutmaya çalıştığımız hayat, teknoloji yardımıyla,  o yoldan  girerek tüm özel hayatımızı kapladı. Kişisel yaşamı geri almanın hiçbir yolu kalmadı, çünkü ayarı iyi tutturamadık.



Dolayısıyla, iş ve yaşamı ayrı ama eşit tutmanın mümkün olduğuna dair yanlış bir inanç yaratan “İş-yaşam dengesi”  miti de yavaş yavaş inandırıcılığını kaybetmeye başladı.

Açıkcası, iş ve yaşam aynı taraftadır ve dengelenmeleri gerekmez. Birlikte yükselir ve düşerler. Mesela hayatınızın genel refahı artarsa, işte daha etkili olursunuz yada işte tatmin duygusunu yaşadığınızda yaşamınız daha anlamlı gözükür. Bu ikisinin dengelenebileceğine ve bu dengeyi sağladığımızda her şeye sahip olabileceğinize inanmak, kesin bir başarısızlık ve mutsuzluk reçetesidir.

Zaten çalışanlar, iş-yaşam dengesinin kaybeden tarafında  olduklarını,  işverenlerin ise denge konusunda  her zaman  aslan payını aldıklarını fark ettikleri için “Büyük İstifa” hız kazandı.  Çalışanlar, artık hayatlarını tamamlamalarına yardımcı olacak uyumu talep ediyor. Covid-19 pandemisi bunun mümkün olduğunu görmelerine yardımcı oldu ve şimdi anlaşılır bir şekilde tüm hayatlarını kaplayan  iş anlayışına geri dönmek istemiyorlar.

 

 

Her ne kadar inandırıcılığını kaybetse de, iş-yaşam dengesi fikri yaşamlarımız hakkında konuşma şeklimizi değiştirebildiği  için ileriye doğru ilk adımı atmamızı sağladı. Şimdi ise  bunu “iş-yaşam entegrasyonu” fikri ile bir adım daha ileri götürebiliriz, çünkü artık görüyoruz ki işimiz ve yaşamlarımız her zaman entegredir.

Örgütsel psikolog Adam Grant’in The Wall Street Journal’da belirttiği gibi: “Birkaç nesildir hayatımızı, işimiz etrafında organize ettik. İşlerimiz, evlerimizi nerede yapacağımızı, ailelerimizi ne zaman göreceğimizi ve boş zamanlarımızda neleri sıkıştırabileceğimizi belirledi. İşimizi hayatımızın etrafında planlamaya başlamanın zamanı gelmiş olabilir.”

“İş-yaşam entegrasyonu”, iş ve hayatımız arasında net bir ayrım olmadığını ve ikisinin uyum içinde bir arada olmaları gerektiği fikrine dayanır. Bu adım, kendimize, tartışılmaz olanlarımızın ne olduğunu, hayatımızda kim olduğumuzun ve kim olmak istediğimizin kritik bileşenlerini ve en iyi benliğimizi göstermemizi sağlayan şeylerin neler olduğunu sormakla başlar. Bu fikir, refahı ve esenliği, iş akışının kendisine dahil etmekle ilgilidir.

Bu kolektif zihniyet değişimine yanıt olarak, ileri görüşlü şirketler, refah yaklaşımlarını yeniden gözden geçirmeye başladı bile. Yetenekleri çekmek ve elde tutmak için bunun yapılması gerektiğini artık daha fazla şirket anlamış ve bunun için çabalıyor gibi görünüyor. Liderler artık, “İnsanları nasıl daha fazla güçlendirebiliriz? Nasıl daha esnek olabiliriz?” gibi soruları sormaya başladı bile. Duyarlı liderler, iş hayatı entegrasyonunun artık her zamankinden daha önemli olduğunu biliyorlar.

Şirketler, çalışanları için giderek daha iyi işverenler haline geliyorlar. Kültüre, iletişime, mentorluk ve gelişime daha fazla yatırım yapıyorlar. İşyerinde refahı teşvik etmek için, esnek çalışma saatleri, uzaktan çalışma ve hibrid  çalışma gibi politika ve uygulamalar hayata geçiriliyor.

Bu yüzden, yetenek rekabetinde kaybetmek istemeyen yöneticilerin ve iş dünyası liderlerinin, işe ve çalışanlarına bakış açısının değişmesi gerekiyor. Şirketler, çalışanları makineler gibi yönetmeyi bırakmalı ve bunun yerine kişisel kapasitelerine ve tatmin edici yaşam fikirlerine daha iyi uyan bir kariyer yaratmaları için onları desteklemeye geçmeli. İş-yaşam entegrasyonunu destekleyen ortamlar yaratılması gerekiyor. İşin daha insancıl olacak biçimde yeniden şekillendirilmesi gerekiyor. Başka bir deyişle, kariyerin ve hayatın uyumlu olması gerekiyor.

Bunun sebebi ise, aslında insanların kariyerlerini  derin bir düzeyde önemsemesidir. Çoğu insan, sadece rahat faydalar elde etmektense kariyerlerini geliştirmeyi tercih eder. İnsanlar kendilerini, kişisel gelişimlerini ve mevcut şirketlerinin daha iyi profesyoneller olmalarına nasıl yardımcı olabileceğini önemser. Bu da öğrenmeye ve gelişmeye bağlıdır. Pek çok avantajı olan bir ofisiniz olabilir, ancak çalışanların dikkati er ya da geç şirketin kültürüne ve vizyonuna çevrilecektir.

Araştırmalar, çalışanların kendilerini değerli hissetmek ve aidiyet duygusuna sahip olmak istediklerini göstermiştir. Özellikle yeni nesiller, kişisel yaşam ve işi bütünleştirmenin gerekli olduğunu düşünüyor. Bu yüzden, kazanmak isteyen bir kuruluş, çalışanlar için bir aidiyet ve fırsat ortamı yaratarak onları önemsediğini göstermek zorundadır. Şirketin liderliği tarafından desteklenen ortak bir vizyon ve ortak değerler, çarkları döndüren insanları elde tutmak için anahtar olacaktır.

Çalışanlarının ne istediğini bulan ve  hayatını daha iyi hale getiren işverenler, büyük istifa dalgasının en azından kendileri için gerçekleşmediğinden emin olacaktır. Çalışma ortamlarını insancıllaştıran, bireyselleştirilmiş çalışma koşulları oluşturan ve kuruluş içinde kazanan bir zihniyet geliştiren şirketler, yetenek mücadelesinden başarı ile ayrılacaklardır. İnsanların yaşamak istedikleri yolu destekleyen seçenekler sunmak için hızla adapte olan ve yeniliklerini çalışanlara da yatırım yaparak planlayan işverenlerin geleceğin şirketleri olacağından  hiç şüphem yok.

Anlaşılacağı üzere, yetenekleri cezbetmenin, işe almanın ve elde tutmanın en iyi yolu olduğu için, iş hayatı entegrasyonuna yönelik endişeleri ele almak artık mantıklı liderlerin stratejik bir zorunluluğudur. Çünkü, herkese uyacağına inanılan, tek kalıp sistemler oluşturma günleri sona erdi.

Bu yeni dünya düzeninde “iş-yaşam entegrasyonu” dünyasına adım atarak, başarı kavramı yeniden tanımlanmalı. Evet, iş önemlidir ve hayatın önemli bir parçasıdır. Ama iş,  hayatın yerini almamalı ve onu yaşamaya engel olmamalıdir. İş, yolun kendisi değildir. Yaşam ise, sadece işin izin verdiği ölçüde araya sıkıştırılacak bir şey hiç değildir.









Başa dön tuşu