Köşe Yazarları

Henüz vakit çok erkendi






Böyle yağmurlu havalarda tahta kapılar ve panjurlar ıslanır ağırlaşırdı.
Yılbaşlarının en anlamı yanı “yılbaşı kartları”ydı.
Kırtasiyeciler de insanlar da önceden hazırlanırdı
Ve,
Yılbaşı kartlarının genellikle yaldızlıları tercih edilirdi.
Karın pek yağmadığı Kıbrıs adası için kar temalı kartlar rağbet görür, çoğunlukla bu çeşitler ilgi çekerdi.
Kartı alan üşürdü sanki.
Bir yılbaşı kartını, görkemli ağaçlar ve bembeyaz karlar içinde ilerleyen atlı bir araba süsleyebilirdi pek ala.
O yaylı, besbelli size doğru gelmekteydi.
İyi haberlerle…

Böyle günlerde sokaklar ıslak, duygular ıslaktı.
Sadece yılbaşı kartları uzakları yakın eder; hasret o kartların arkasına yazılan iki çift cümle ile dinerdi.

Zaten,
Lefkoşa da yılbaşı kartlarını andıran bir resme benzerdi.
Yukarıdan bakınca damları bir birine eşit, büyük ve sıcak bir köy,
İçinden bakınca her tarafınızı kucaklayan pamuklu bir yorgan gibi.

Telaş önceden başlardı.
Çarşıda pazarda ve her evde.
Özellikle kumaş mağazaları, yeni kumaşlarını çoktan istiflemiş olurlar ve insanlar yılbaşı elbiseleri için terzilerinin yolunu çoktan tutmuş olurlardı.
Hemen herkesin bir terzisi vardı.
Yeni kıyafetler için yapılması gereken hazırlık aylar öncesinden başlamalıydı.
Terzilere verilecek olan randevu üç dört ay öncesinden verilmeliydi,
Aksi takdirde işler ters gidebilirdi.

Telaş her yerde vardı.
Lokantalar, barlar, eğlence yerleri şimdiki gibi olmadığından, genellikle birkaç otel yılbaşı balosu düzenlerdi.
Çoğunluk evlerde.
Ama, gençler için diskotekler vardı.
Şimdiki gibi gece yarısından sonra gidilirdi bu yerlere.

Sinemalar da telaş içindeydi.
Yılbaşı için özel çekilişler hazırlanır, en sevilen filmlerle müşteri çekmeye çalışırlardı.

Halbuki hayat barikatların, tel örgülerin, kum torbalarının arasına sıkışmıştı ve,
Her an her şey bir siren sesi ile donup kalabilirdi.
Ama ahali alışkındı.
Hayatın birkaç fotoğraf karesinden ibaret olduğunun farkındaydı.
Her şeye rağmen yılbaşı kartlarına iyimserlik yansır, gelecekten umut kesilmezdi.

Mazgal deliklerinden ne Londra görünürdü, ne Avustralya.
Bir gölge belirirdi bazen.
Bazen de belli belirsiz bir ışık parçası.
Hayat, o ışıklara baka baka değişecekti.
Fakat henüz vakit çok erkendi…







Başa dön tuşu