Hayallerimiz ve Kaçamadığımız Gerçekler - Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Cumartesi, Aralık 3, 2022
Köşe YazarlarıSürmanşet

Hayallerimiz ve Kaçamadığımız Gerçekler

Nazar Erişkin

Birden fazla; birbirinden farklı ve bambaşka konsantre şekilleri isteyen işlerle uğraşıyorsanız; bir gününüzü, ruh halinizi, enerjinizi bu farklı hallere göre kurgulayıp oradan oraya koşturmanız ve ne olursa olsun sorumluluğunuzda olan herkesi bir şekilde memnun etmeniz gerekiyor.

Örneğin hafta içi her sabah güne 5’te başlıyor; hazırlanıp Kıbrıs Genç TV’de bu hafta başladığım Bugüne Dair yayınını yapıyor ardından da Grön’ün (ortağımla birlikte işlettiğim Vegan Restorant) yolunu tutuyorum. Bazı gün o süslü püslü halle kendimi mutfağın ritmi içinde bulmam arasında geçen süre 1 saatten az oluyor. Hele bir de toplantı ya da görüşmem varsa, koşturmacam daha da artıyor.


Bu nedenledir ki özellikle yakın çevrem, arabamda hatırı sayılır bir gardropla gezdiğimi ve her duruma uygun olarak hemen her yerde hazırlanabileceğimi iyi biliyor. Haliyle gününüzün büyük bir bölümü bu koşturmaca içinde geçince; gündemden kopmamak ve anlık takipte kalabilmek için arabada radyo ya da sosyal medyadan kulak verebileceğiniz programlar, dışarıda kulaklığınızla izlediğiniz meclis oturumları, refleksif olarak baktığınız Twitter ya da Telegram paylaşımları, günlük rutininiz oluyor. Yine başladı böyle günlerim. Stüdyodan ayrılıp arabaya bindiğimde, radyoda başlayan saat başı haberde Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’ın Meclis çıkışı yaptığı açıklamalar aktarılıyor. Radyodaki ses; yeni yasama yılı başlangıcı töreni sonrası Tatar’ın yaptığı açıklamarı paylaşırken;  KKTC’nin tanınması yönünde, TC Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından BM Genel Kurulu’nda yapılan çağrının tarihi olduğunu söylediğini belirtiyor. O esnada arabanın açık camından genzimi yakan bir koku geliyor. Şehrin diğer ucunda olduğumdan hafta sonu farketmediğim Güngör Çöplüğü’ndeki yangının yarattığı hava kirliliği, bu kesif koku ile birlikte ciğerlerime iniyor. Radyoya yeniden kulak verdiğimde haber spikeri bu kez Tatar’ın Kıbrıs Sorununa dair siyasette egemen eşitlik temelinde, bütün hakların tescil edilmesiyle müzakere masasına geçilebileceği sözlerini aktarıyor devam eden haber bülteninde… “Egemen” derken bir tekeri; “eşit” derken diğer tekeri, başkentin göbeğindeki ay kraterini aratmayacak çukurlarına giriyor aracın. Bir şekilde toparlayıp, yoluma devam etmeye çalışırken çalan telefonum nedeniyle radyo bağlantısı kesiliyor. Arayan sağlıkçı arkadaşım, devlet hastanesinde görev yapan son endokrinologun da istifa etme kararı aldığını söylüyor. Zaten olmayan sağlık sistemi, böylece bir derin yara daha alıyor. Telefonu kapatıp bültene döndüğümde, Kamu-iş’in taşeron işçilerin hakları için başlattığı eylemin okullardaki etkisi bu kez konu. İşçiler grevde olunca okul çıkış saatinde kapıları açmak kimsenin aklına gelmediğinden; kilitli kapının üzerinden atlayan öğrencilerin yaşadıklarına duyulan öfke ve okul idaresinin açıklamasına yer veriliyor… Neyse ki varacağım yere varıyorum da, oradan oraya koşturup farklı hallere bürünmemi gerektiren hayatımda bir de tanınması yönünde çağrı yapılan ülkeye dair, hayallerle gerçekler arasında git gel yaşamaktan kurtarıyorum kendimi.

kapalı maraş

Maraş’ın Altın Anahtarı Kimin Olacak

Hürriyet’ten Hande Fırat’a konuşan Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, geçtiğimiz cumhurbaşkanlığı seçim sürecinde, kendisi lehine bir hamle olarak apar topar turizme açılan Kapalı Maraş’ta vermiş röportajı. Bu yazı size ulaştıktan 3 gün sonrasına denk gelecek 2. Yıldönümünü kutlayacaklarını “müjde”leyen Cumhurbaşkanı, etkinlikler için bölgeye giden ilk kişiye armağan verileceğini de söylüyor.

Öğrenciliği Mağusa’da geçmiş ve kullanımında bir otomobili olmayan pek çoğu gibi ben de denize gitmek için Palm Beach sahilini kullanırdım. Careta Carettalarla yüzme imkanı bile veren, temiz ve yürüme mesafesinde olan bu sahile her gidişim; denize her girişimde, yüzümü ne zaman kıyıya dönsem, gözlerimi aradan geçen onyılların yok edemediği mermi izlerinden alamadığımı bugün bile hatırlıyorum. Ocağında yemeğini bırakarak, tek bir parça eşyasını dahi alamadan evlerinden kaçmak hatta canını kurtarmak pahasına, o yüksek apartmanlardan atlamak zorunda kalan insanları düşündükçe tüylerim halen diken diken oluyor. Türk ya da Rum farketmeksizin, sivillerin yaşadığı pek çok acı, pek çok travma var bu topraklarda. Tam da bu nedenle Kapalı Maraş’ın bir bölümü turizme açıldıktan sonra da oralara gitmeyi bir türlü içime sindiremedim. Hayallerini, çeyizlerini, mal varlıklarını, kahvaltı sofralarını bırakıp giden insanların acıları söz konusuyken; kutlamalar çerçevesinde alana ilk gidene hediye olarak şehrin altın anahtarını verseniz kaç yazar…

Türk ya da Rum… Bu topraklarda o ya da bu nedenle hayalleri, geleceği hatta yaşamı elinden alınmış; hayatta kalsa dahi bir daha asla eskisi gibi olamamış insanların; bir gün evlerine dönme umudunu kaybetmeden hayatlarını kaybedenlerin ve türlü nedenle acı çekerek bu dünyadan göçenlerin ruhlarına… Saygıyla…

 

Tepki göster
Bayıldım
0
Bayıldım
Huzurlu
0
Huzurlu
Hahaha
0
Hahaha
Üzüldüm
0
Üzüldüm
Hayran Kaldım
0
Hayran Kaldım
Facia
0
Facia
Web tasarım ve geliştirme : Baba Bilgisayar