‘’Hayal etme’’ cesaretini gösterebilsek

12 Mart 2018 Pazartesi | 13:49
narenciye
Cenk Uzunoglu
Cenk Uzunoglu

Seyahat ettiğimiz ülkede lokanta ya da markette portakal ve mandalina gördüm mü bir dilim de olsa tatma alışkanlığım var.

Bu kadar yıldır tatlı portakalı ve çekirdeği bol mandalinamızın tadını ve kokusunu başka da bir yerde bulamadım.

Mandalina ve portakalımız dünya piyasasında boy ölçüşecek bir değer desem inanır mısınız?

Çalıştığım firmanın iş alanına da girdiği için narenciyeyi konsantre ve fason dolum aracılığıyla adada işleyerek meyve suyu olarak değerlendirmemiz mümkün mü diye ilgili birimlerindeki yönetici arkadaşlarımın dikkatine getirdim.

***

Numune alarak yaptığımız ön test sonuçlarına göre tadı ve randımanı itibariyle narenciyede meyve suyu üreticileri için değer yaratmak pekâlâ mümkündür sonucu çıktı.

Sırf suyun adaya gelmiş olmasıyla rekoltenin ve kalitenin artacak olması da ileriye umutla bakılması ve buna göre hazırlık yapılması için ek bir sebeptir.

Kıbrıs’ta da yetişen ‘’Valencia’’ diye tabir edilen tatlı portakalın işlevini gören tatlı portakal konsantresini ürünlerindeki tadın ayrıcalıklı olması için peşinde koşan firmalar bu ürünü lojistik maliyetine de katlanarak Latin Amerika’dan getiriyorlar.

Yalnızca lojistik maliyetine katlanmıyorlar. Yurtdışından gelen meyve suyuna fatura bedeli üzerinden 58,5% gümrük vergisi de ödüyorlar. Bu yüksek maliyetli ithal tatlı narenciyeyi Türkiye’de tadı ekşi olan yerli portakal ile karıştırarak maliyeti düşürürken, ayrıcalıklı tadı tutturmak adına da bir dengeyi yakalamaya çalışıyorlar.

***

Narenciyeyi konsantre ve işlenmiş meyve suyu olarak pazarlayabilme noktasına gelmek için yapılması gerekenler:

Türkiye’deki meyve suyu üreticileri ile direk temas kurulması ve bilgilendirme yapmanın nasıl yapılacağı ilk düşünülmesi gereken konu.

Bu firmaların yetkililerini adaya davet etmekle işe başlanabilir.

Birinci elden bilgilendirme ve numune tadımı ve kalite testi yaptırtmayı organize etmek ilk somut adımdır.

Bu şu an yapılıyor mu yoksa bu iş aracılara mı bırakıldı bilmiyorum.

Türkiye de faaliyet gösteren meyve suyu firmalarının bir çoğu şirket içi prosedürleri ya da aldıkları kalite sertifikasyonlarının gereği konsantre meyve suyu alımı yapmaları için ilgili tesislerin toplam kalite standardını yakalamış ve denetimden geçmiş olması gerekiyor.

Buradaki toplam kalite,  ürünün tadının, randımanının ve kalitesinin ötesindedir.

Toplam kalite kavramı örnek vermek gerekirse tesisin yapımında kullanılan malzemeden, bina olarak ne durumda olduğuna, çalışanların iş güvenliği ve sağlığı süreçlerine, üretimin nasıl yapıldığına ve kontrol noktalarının yeterli olup olmadığına kadar uzun bir listeyi içeriyor.

Tat ve fiyat uygun olsa bile denetim sonucunda bu standartlar yakalanmamışsa alım yapılmasına izin verilmiyor. Mal alımı yapılacak tesisin sürdürülebilir iş süreçlerine sahip olup olmadığından emin olunmak isteniyor.

İlk aşılması gereken engel budur.

Bu engeli aşmak için firmaların öne sürdüğü eksiklikleri, yatırımları ve süreç değişikliklerini ortaya koymaları için ön denetim yapmaları istenebilir. Tesisin tüm fiziki ve iş süreçleriyle denetime açık bir kurum olduğunu söyleyebilmek lazım.

Denetimin devlete bir maliyeti yok.

Sürecin başında meyve suyu üreticilerine yapılması gereken davet bu açıdan önemlidir. İş ilişkisini kendinizi tanıtarak ve karşınızdakini tanıyarak oluşturmak için ilk adımı devlet olarak bizim atmamız lazım.

Denetimin yapılması eksiklerin belirlenmesi için önemli.

Buna açık olmak ve ön denetim talep etmek gelişime ve işbirliğine açık olduğumuzun göstergesi olarak algılanacaktır.

Eksiklerin ve yapılması gerekenlerin listelenmesinden sonra bunun maliyetinin belirlenmesi ve projelendirilmesi gerekiyor.

Eksiklerin parasal olarak adının konabilmesi önemlidir. Makine ve tesisat ile ilgili olan yatırımlarda bu konuda tecrübesi olan meyve suyu üreticisi konumundaki firmaların bilgisinden ve en uygun fiyatlar için satın alma ağından yararlanmak mümkündür.

Toplam kaliteyi yakalamak adına gerekli olan finansman da diğer aşılması gereken konudur. Finansman konusunda TC yardım heyeti bu tür projelere finansman sağlamakta istekli olduğunu ben bu süreçte birinci elden öğrendim.

Hatta bu konuda basına da yansıdığı üzere TC elçiliğinin kendilerine doğru dürüst projelerin getirilmemesi yönünde haklı eleştirilerinin olduğunu da öğrenmiş oldum.

Bize getirilen bu haklı eleştiri aslında büyük bir fırsattır.

Narenciye konsantresi ve veya işlenmiş meyve suyu alıcısı olarak muhatap olunacak firmalar ileriye yönelik herhangi bir taahhütte bulunmayacak olsalar da belli kalite ve fiyat avantajlarıyla yıllık ne kadar alım yapabilecekleri üzerinden gerçekçi bir finansal fizibilite çalışması yapılabilir. Bu konuda bu firmaların bilgi ve tecrübesinden de yararlanılabilir.

Gelişime açık olmak iş ilişkisinin kurulmuş olması bu noktada herhangi bir yükümlülüğe girmek istemeyecek olan bu şirketlerden tahminen ne kadar alım yapabilecekleri ile ilgili tutar alınmasında etkili olur.

İşin başından itibaren dürüst, şeffaf iş ilişkisini kurmak bunun için son derece önemlidir.

Burada netleşmesi gereken konu da Kuzey Kıbrıs’tan alınan narenciye konsantre ve meyve suyunun Türkiye pazarına girişinde herhangi bir gümrük vergisine tabi olmamasıdır.

Bu konuda böyle bir verginin olmadığı, uygulamanın da bu yönde olduğu söyleniyor olunsa da bunu yazılı olarak ilgili TC Bakanlar kurulu kararı ya da tebliğinin yazılı olarak istenildiğinde iletilmesi bundan haberdar olmayan firmalar nezdinde adımların daha hızlı atılmasını sağlayacaktır.

Bir konunun daha netleşmesi lazım.

Konsantrenin işlenip paketli meyve suyuna dönüştürülmesi noktasında da tüm yıl ayni ürün standardını yakalamak adına gerekli olduğunda dışarıdan konsantre getirmekteki vergileri de yalnızca ihracatta kullanmak adına ortadan kaldırmak lazım. Bu da kontrol mekanizmalarıyla üzerinde çalışılması gereken diğer konudur.

***

Bizim biraz hayal etmeye ve ortaya vizyon koymaya ihtiyacımız var. Bunu yapacak ruh halinde olmamamızı bu adada doğmuş biri olarak anlıyorum.  O zaman bu psikolojik ruh halini aşmak için bunu iş olarak yapan insanlarla irtibat halinde olalım. Onların fikirlerinden faydalanalım. Kafamıza yatmazsa da yapmayalım. Olduğumuz noktada kaybedecek hiçbir şeyimizin olmamasının verdiği rahatlıkla hareket edelim.

  1. yılımı geçenlerde doldurduğum 130 yıldır faaliyet gösteren şirkette ilk öğrendiğim ve bugüne kadar getirdiğim en önemli öğreti ‘’kar işin ve iş ilişkisinin devamındadır’’ cümlesinde saklıdır. Kısa dönemde elde edeceğine değil uzun vadede ne kazanacağına odaklanmayı anlatan basit bir cümle.

Tedarikçiden müşteriye uzanan içinde çalışanları da barındıran tüm paydaşlara, iş ortaklarına nasıl bakılması gerektiğini özetliyor.

Bunu başarabilmek için iş modelinin ve iş ilişkisinin doğru kurulması önemli.

Ama en önemli unsur doğru ‘’hayal ortakları’’ bularak ‘’hayal etmek’’.

Narenciyedeki eksiğimiz, birçok konuda olduğu gibi temeldeki eksikliğimizle ayni bence.

‘’Hayal etmek’’ ve bu hayale ulaşabilmek için planlı programlı hareket etmek.

İnanarak korkmadan negatif enerji yaymadan ama çaba harcayarak hayal edebilmek.

Engelleri aşmak için çözüm üretebilmek.

Ve en önemlisi doğru ‘’hayal ortaklarını’’ bir araya getirmek.

Bu yazıyı okuyan narenciye konusunda hayal kurmaktan korkmayacak yetkili, etkili ve ilgili kişilere duyurulur. Benim çok da fazla bir zaman harcamadan masanın diğer tarafından aktaracaklarım bunlar. Konuyla ilgili örnek olması adına bir hayalimi sizinle paylaşmak istiyorum.

***

Türkiye piyasasında etiketinin ve reklamlarının içerisinde yer alacak şekilde ‘’Kıbrıs portakalı ve mandalinası’’ diye ürünlerin yer alması mümkün değil mi?

Bunu yapacak firmaya firmalar arasındaki rekabeti artıracak şekilde daha ayrıcalıklı bir yaklaşım göstermek ülkenin imajına ve ekonomisine de büyük bir ivme sağlamaz mı?

‘’Bodrumun mandalinası’’ olur da ‘’Kuzey Kıbrıs’ın, Güzelyurt’un mandalinası ve portakalı’’ niye içeriği ile ürünlerdeki etiketlere ve reklamlara taşınmasın.

Kurulacak işbirliğiyle adaya suyun da gelmesiyle iklim ve toprak koşullarına uygun başka hangi meyve ağaçlarının ekilebileceğinin çalışmasını da bu firmaların bilgisinden ve ihtiyaçlarından yararlanarak yapmak mümkündür.

Dedim ya hayal etme ve buna göre planlama yapabilme cesaretini gösterebilme eksikliğimiz var.

Hazırlanacak hükümet programı adına belki birilerinin gözüne takılır ve ilham kaynağı oluşturur.