Röportaj

“Havan düşdüğünde beton evlere ya da sığınaklara giderdik”







Ali Atamer: Bize kendinizi tanıtır mısınız?




Sema Maşera: 1943 Tahtakale Lefkoşa doğumluyum. 3 yaşındayken ayrıldık Lefkoşa'dan. Afanya'ya yakın Ornuta çiftliğine gittik dedemin. Annem orada edemedi tekrar Lefkoşa'ya Ortaköy'e döndük. Çocukluğum orda geçti.




Ali Atamer: Geri geldiğinde tekrardan yaşamın nasıl şekillendi?
Sema Maşera: Çok kalabalık yoktu o zaman. Bir gomşumuz vardı çocuğu olmadığı için geceleri ona gider arkadaşlık ederdim. Bizim galdığımız bölgede Kermiyada Rum şirketi yol yaptıydı oraya. Benim kardeşim da Rum tarafında ormancıydı. O ağaçların oraya ekilmesine nezaret ederdi. ilkokula Ortaköy'ün içine gelirdik. Caminin içindeydi okul. Birde kahveden bozma bir yer vardı sonraları oraya daşındıydı okul. Orda bitirdim okulu. İngiliz burs verdiydi. İngilizce lisan gabiliyeti olana verirlerdi. Babam gabul etmedi Rum tarafına yatılı yollayamam dedi. Ben da gitmedim. Benim yerime başka bir arkadaş gittiydi. Olaylar başlamadıydı ama gene da bir gerginlik varıdı.


Ali Atamer: Köklü Lefkoşalılar der ki “Nerde benim yasemin kokulu şeherim”… Bu satırlar size çok şey hatırlatmıştır herhalde.
Sema Maşera: Yasemin dizdiğimizi hatırlarım. Çağlayan bölgesinde çocuk parkında varıdı satanlar. Bir de sinemalara girişte varıdı o yasemin satan kız çocukları. Hurma dalına dizilmiş yaseminler…Rum ve Türk köylerini gezerdik anneminan. Binerdik eşeciğin üstüne ve şişe tabak çanak satardık. Örf idare dediğimiz zamanlar amcamınan beraber giderdim berbercilik öğrenmeye. Her gün akşam üstü saray otelin önündeki taşın oraya gider amcamınan orda buluşurduk. Paris güzellik salonunda Zühre hanımdan öğrendim. O zamanlar araba yoğudu istediğin saat binip gidesin. Bazı bazı yayan gitmek durumunda galırıdm çünkü örf idare olurdu


Ali Atamer: Sema Teyze Lefkoşa'ya gittiğinde gözlemlediğin şeyler nelerdir? Duygulu anlar yaşanır mı?
Sema Maşera: Cesaret bile edemem gideyim. Orda annem babam kardeşimle güzel anılarım vardı. şimdi onlar yok. Annemi babamı özlerim. Özlem duyarım ve şimdiki görüntülerle karşılaşmak istemem.
Ali Atamer: Kemal dayıcığım Sema Teyzemiz eski Lefkoşa'yı anlatırken senin eskilere dalıp gittiğini gözlemledim. Bu anlamda Dillirga bölgesi ile Lefkoşa'yı karşılaştırdığında ne gibi yaşam farklılıkları görürsünüz?
Kemal Maşera: 1938'de Yağmuralan da doğdum. Ormancıydık ailece. Bizim köyde hiçbir eksiğimiz yoğudu. Ta bu gomşularımızınan olaylar çıkana gadar. Köyümüzde Rum yoğudu. Ama hepsimiz Rumca bilirdik. Ordaki bütün köylerimiz Türk malıdır. Hiçbiri Rum malı değildi. Ama ne yazık ki hepsi Rumların elinde kaldı. Kıbrıs'ta en büyük orman olan bölgeydi. Her türlü ağaç, meyve, bağlar varıdı. Öyle bir toprağı vardı ne gübre ne ilaç isterdi sebzeler. Kekiği çok meşhurdur. Samerallaya pastırmaya gorduk kekiği. Evimde de bahçe işiyle uğraşırım Çünkü biz o topraktan geldik. Burdaki madene kereste verirdik. Eskiden demir memir yoğudu. Herkes evini hep tahtatan yapardı. Ama bazı bölgelerde fakirlik vardı. Dillirga bölgesi'nin bazı köyleri zor durumdaydı. 1957'de geldim Lefkoşa'ya tesadüf gördüm sema teyzenizi.
Ali Atamer: Tam bende bu konuya girecektim. Lefkoşalı bir hanımefendi ile Dillirgalı yakışıklı deliganlının aşkı nasıl başladı?
Kemal Maşera: '57' de Lefkoşa'ya gittiğimde Ortaköy köprünün yannda Mehmet Küçükten 10 seneliğine kiraladığım bir yer vardı. Bıçkı atölyem varıdı. Bunun yanında kereste, kasa işi yapardım. Yanımızda bir kaç tane adam varıdı. E ben galiba 18-19 yaşında. 15 yaşında da Sema teyzenizdi.
Sema Maşera: Kemal amcanızın kızkardeşinin kızı varıdı mahallede. Bazan giderdim onlara. Bir da şimdiki gibi kesik değildi biksi kolanın orası direkt yola çıkardık. Geçerkan yolu garşıya her seferinde Kemal amcan göz kırpardı bana. Ben da tiki var zannederdim. meğerlim niyeti bozduydu. Derlerdi bana bu adam sana göz kırpar yok derdim tiki vardır. Ne bileyim ben da meğerlim isteycekmiş, Çok beğenirmiş beni. Benim da çok umrum olmadı. Evlenme yoğudu aklımda. Ben daha ziyade okuyayım dükkan açayım hayalimdi. Abim bir gün bana dedi seni sözledik nişanladık. istemem hazır değilim dedim. Babam hastaydı ve gendine bişey olursa ben kız başıma galacağım için o istediydi daha çok. Abim aracı oldu. Dünürcülüğe guru üzümler, badem, keklikler, bulliler getirdilerdi. Köfün dolusu herşey. Çok kapalı büyüdüm ben. Kapı kapalı otururduk. Gomuşu bile geldiğinde eve aman derlerdi sen git oyna. Ben nerden bileceydim evlenmeyi.  Ama karşılıklı fedakarlıktı herşey. İkimiz da fedakarlık yaptık her konuda.
Ali Atamer: Nikahı ne zaman kıydınız?
Kemal Maşera: '58'de nişan '59'da nikah olduk.
Sema Maşera: Babam aldıydı eve Kemalı galsın. Sevdiydi gendini.
Ali Atamer: Eşine ve evliliğe karşı neydi düşüncelerin?
Sema Maşera: Dayını tanırdık her gün görürdük. Huyunu suyunu bilirdim. Benim abim aslında oğlan tara. Kemal'ın ailesi Lefkoşada olmadığı için karar veren  abimdi. Babamda abime sordu. Zaten o da Kemal gibi birini arardı.
Kemal Maşera: Velesbitin üstünde her gece sinemaya giderdik. 3-4 tane sinema vardı.
Sema Maşera: Pamuk şekeri Çağlayan'ın altında çocuk bahçesinde yerdik. Devam etti o gelenek uzun yıllar gittik oraya çocuklarımızla. Babam aldığında Kemal'ı damat diye değil evlat diye aldıydı. Sonrası Yağmuralan köyü'ne da gittik görelim köyü. Patikalardan çıkılırdı eve. Alışkın olmadığım için Kemal dayınız elimi tutardı da çıkardım. Şömüneli bir odası vardı kayınvalidemin. Yatakta vardı o odanın içinde yemek da bişirilirdi. 
Ali Atamer: Düğününüz sade ve modern oldu değil mi?
Sema Maşera: Saray hotelin ordaki caminin içinde gıydılar. Simli bir elbise geydim. Sade bir nikah oldu. Amcam şehit olduğu için Gaziköy'de. Adı Ali Ekmekci'ydi. Onun için çalgı yapamadık. Düğün da 2 saat oldu. Gene köşe olduydu. Tebrik gabul ettik. Guşak guşandık. Foto Diyanaya gittik. Fotoğraf çektik.


Ali Atamer: Her ne kadar da 58 ve 63 olaylarının iç yüzünü Kemal dayımız bize anlatmak istemese de  az da olsa bazı şeyleri paylaşmak istediğini biliyoruz…
Kemal Maşera: 1960'dan sonra hiç gitmedim. Zaten yollar kapalıydı. Köyümdeki insanlarda Limnidi'ye göç etiydi. En acı günler '74'e gadar olan yıllardı. Ben mücahitliğimi 'Koçero' bölgesinde yaptım. İsmini biz bulduyduk. 9 sene orda galdım. Ne çektiğimizi söylemek golay değil. Seneler ister te anlatayım. Kasetlerin sığmaz be evlat anlatacaklarımı. Öncü birlikteydim ve elimizden geleni yaptık. Öncelik vatandı. Bütün mücahitlerin ihtiyaçlarını benim atölyeden sağlardık. Tahta kereste gibi. Biz gene da geçinirdik. Görevimizi da yapardık, gece da mevziye giderdim. TMT'ye gönüllü olarak girdiğimi da söyleyim.
Sema Maşera: Mücahitlere gum torbası dikerdik. Evimde kardeşimin ve  gaynımın çocuklarına bakardım. Annem babam yanımdaydı. Annem da mücahitlere yemek yapardı köşlüçiftlikte. Sonra boğaza gittilerdi. Barış harekatında annem terhis olduydu. Devamlı gorku yaşardım. Çocuklarım küçüktü çünkü.  Zor çekerdim. '63lerde Gönyeliye gaçtık. çarpışma olduğu için devamlı ev değiştirirdik. Sağlam ev arardık. '74'e gadar bir düzen yapamadık. Havan düşdüğünde beton evlere ya da sığınaklara giderdik. Kemal dayınız yanımda değildi. Annem yaşlı haline rağmen gideyim bitta edeyim çocuklara da yesinler derdi.
Kemal Maşera: Güzell ilişkiler vardı. Yalan dolan yoktu o zaman. Bizim 53 yıllık sevgimizde de yalan olmadı. Bundan dolayı bu gadar sene yürüdü evliliğimiz.
Sema Maşera: Çıkarma başlıyor dediler dinledik radyoda. Yere oturduk evde. 3-4 tane havan düştü. Nedir derdim bu kıvılcımlar. Mahallede her eve havan düştü. Allahım öyle bir büyüktü ki hep havlılara düştü. Önden dumdum gurşunu arkadan havan atışı. Banyolara gadar saklanırdık. Çok zor günlerdi.
Ali Atamer: Kıbrıs Türk tarihine ışık tutacak bu bilgileri bizimle paylaştığınız için teşekkürler.









Başa dön tuşu