Köşe Yazarları

Gülnarca, Kıbrıslıca ve İstanbul Türkçesi

Tesadüfe bakar mısınız? Geçen Pazar, yani 3 Ocak’ta Kıbrıslıca ile Gülnar yörüklerinin Türkçesi arasındaki benzerlikler konusunda bir yazı yazdım. Ertesi günü, 4 Ocak’ta Attila Aşut, Birgün gazetesinde “Kıbrıs Türkçesiyle tanışırken” isimli bir makale yayımladı ve İstanbul Türkçesi ile Kıbrıs Türkçesi arasındaki farklılıkları dile getirdi.

Yazdıkları derin bir araştırmaya dayanan bilgiler değildi ama çoğu doğruydu. Yazarın dikkatini çeken noktalara bir göz atalım ve bunu Saadet Bilir’in “Gülnar Ağzı (Gülnarca)” adlı kitabındaki dille karşılaştıralım.

“Kıbrıs ağzında “k” harfinin yerini “g” almış. Örneğin “kavlamak” sözcüğü “gavlamak” olmuş. Kalbura “galbur” (biz galbır derdik-BA), kalına “galın”, kaşığa “gaşık”, kalabalığa “galabalık”, komşuya “gomşu” (biz gomuşu derdik-BA), sıskaya “sısga” diyorlar” diye not ediyor.  Çok haklı. Öyle diyorduk.

Gülnar Yörük ağzına bakalım. K > G değişmesi: Kalıyor > galıyor, kalk > gak, kardeş > gardaş, karı > garı, kıvrak > gıvrak, kasten > gastencikden, kasabaya > gasabaya, kızını > gızını, komşu > gonşu (bu bizimkinden biraz farklı), korkan > gorkan, kucağına > gucağına, kuyu > guyu (ss. 50-52).

Bu değişim kelime ortasında ve sonunda da oluyor: Asker > asger, banka > banga, başka > başga, dükkân > dükgân, eski > esgi, eşkıya > eşgiya, keşke > keşge veya keşgem, dokumak > dokumag, dökmek > dökmeg. (s. 52, 59).

Attila Aşut, haklı olarak şöyle diyor: “Ayrıca ünsüz harflerin sertlerini yumuşatıp yumuşaklarını sert söylüyorlar. Ülkenin adı bile konuşma dilinde “Kıbrıs” değil “Kıprıs”. Papuca “babuç”, taşa “daş” diyorlar. Bir şeyin güzelliğinden yararlanılmasını isterken, “dadını çıkaralım” diye konuşuyorlar…”

Gülnarca’ya bir bakalım, bakalım buna benzer değişiklikler oluyor mu? T > D değişimi: Takmış > dakmış, tane > dane, tef > def, tellal > dellal, testi > desti, turna > durna, tülbent > dülbent, baston > basdon, enişte > enişde, işte > işde, pastırma > basdırma veya bastırma, üstüne > üsdüne, but > bud, dört > dörd, inat > inad. (s. 54-55)

B > P değişmesi: Balta > palta, baytar > paytar, problem > proplem. (s. 55)

P > Β değişmesi: Parmak > Barmak (s. 68)

G > K değişmesi: Gölge > kölge. (s. 56)

B > M değişmesi: Bahane > mahana (s. 57)

L > Ν değişmesi: Lânet > nalet, anla > anna. (s. 66)

M  > N değişmesi: Şimdi > şindi veya şindik veya şimdik (s. 66)

M > Y değişmesi: Gömlek > göynek. (s. 67)

Ν > L değişmesi: Fincan > filcan. (s. 67)

R > L değişmesi: Merhem > melhem, derler > deller. (s. 68)

LL > NN benzeşmesi: Karanlık > garannık, yanlış > yannış. (s. 73)

ZS > SS benseşmasi: Gelmezse > gelmesse, tuzsuz > dussuz. (s. 73)

Bazı harflerin türemesi: Elbet > helbet, beri > berli, daire > dayire, gelince > gelincek, meğer > meğersem (biz meğerlim de derdik-BA), oysa > oysam, sonra > sonram, yoksa > yoğsam, dedi ki > dedi kim, ikindi > ikindin, keşke > keşge veya keşgem, öğle > öylen, yalnız > yalınız. (ss. 75-78)

Attila Aşut “ile” bağlacına da dikkat çekiyor yazısında. Şöyle diyor: “Kıbrıs Türkçesinde ‘ile’ bağlacının kullanımı da bir hoş! Yenilerde yayımlanmış bir kitabın adını okurken gülümsemeden edemedim: ‘Nenemin Deyişiynan’”.

Gülnarca’da buna benzer bir şey var mı? Benimle > beniminen (biz “beniminan” da derdik), sağlıkla > sağlığınan, silahla > silahınan, ilgiyle > ilgiyinen, yazıyla > yazıyınan, neşeyle > neşeynen, ablasıyla > ablasıylan, üzüntüsüyle > üzüntüzüylen, dalıyla > dalıylan, sabahleyin > sabahınan. (s. 106)

Vurguyla soru sormamız konusunda da şöyle diyor Attila Aşut: “Kıbrıs ağzında soru eki kullanılmıyor; soru tümceleri vurgu ile oluşturuluyor.”

Bu konuda Rumca’nın etkisi olduğunu sanıyorum çünkü onlarda soru eki yoktur ve soruyu vurgu ile oluşturuyorlar. Ne var ki Gülnarca’da da buna benzer bir şeyler var:

“Kimi yörelerde, görülen geçmiş zaman II. tekil kişi soru biçimi, ‘mi’ soru ilgeci kullanılmadan da, eylemin son sesleminde (hecesinde-BA) olması gereken vurgu, ilk sesleme kayarak da söylenir. Gördün mü > gördün, yaptın mı > yaptın”. (s. 140) Biz bunu sağır “n” ile yani “gördüñ?”, “yaptıñ?” şeklinde sorardık.

Gülnarca ile Kıbrıslıca arasında daha birçok benzerlikler var. Konuştuğum dil nedeniyle ilkokul hocam benimle alay etmeden önce ben, annayacağınız, epeyce “Günnarca” konuşuyordum.

 

 

 

 

 

 

Etiketler


İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı