Kıbrıs

Gordion düğümü

Tarihteki efsanelerin her birinden alınacak dersler vardır.

Bu efsanelerden biri de GORDİON DÜĞÜMÜ efsanesidir:

Yeni bir lider arayışında olan Friglere bir kahin tarafından, şehre öküz arabası ile giren ilk adamı kral ilan etmeleri söylenir.

Bu kişi kağnısıyla kente giren yoksul bir köylü, Midas‘ın babası, Gordios olur. Gordios, kral ilan edildikten sonra öküz arabasını Frig tanrısı Sabazios tapınağına adar. Araba kızılcık dallarından bir düğümle tapınağa bağlanmıştır ve bu düğümü çözecek kişinin Asya‘nın hakimi olacağı söylentisi ile ünlenir.

Büyük İskender, Gordion‘a geldiğinde (MÖ 334) düğümü çözmeye çalışır ama başaramaz. Sabrı tükenince öfkeyle kılıcını çekip düğümü keser.

İskender, gerçekten de Pers İmparatorluğu‘nun fatihi ve Asya’nın hakimi olma yolundadır. Ancak 33 yaşında ateşli bir hastalıktan zamansızca ölümü bilgelerce İskender’in Gordion düğümünü çözmek yerine sabırsızca davranmasının cezası olarak yorumlanır.

Kıbrıs sorunu da öyle görülüyor ki, Gordion düğümüne benzer. Bu düğümü çözecek İskender’ini beklemektedir.

Kıbrıslı liderler, çeşitli çevrelerin etkisiyle, uzlaşmazlığı, çözümsüzlüğü politikalarının esas unsuru haline getirmişlerdir.

Özellikle Rum politikacılarda bu daha da belirgindir.

Papadopullos, Annan Planı sürecinde, referanduma gidilirken, ağlayarak, Rum toplumunu HAYIR’a yönlendirmişti.

Çözümcü Parti lideri Hristofyas, büyük ümitlerle Cumhurbaşkanı seçildiğinde, Talat ile olan görüşmelerinde, çözüm yönünde hiçbir risk almadan görev süresini tamamlamıştı.

Zaten aynı Hristofyas, Annan planının referandumu sırasında son bir günde HAYIR CEPHESİ’ne geçerek, Kıbrıs sorununun daha da karmaşık bir hale gelmesinde tarihi bir olumsuzluğu üstlenerek,  Kıbrıs Türkleri arasında kendisini sıfırlamıştı.

Anastasiadis’in Cumhurbaşkanı seçilmesinde çözümcü kanat aktif bir rol alarak, çözüm ümitlerini yeniden canlandırdı.

Anastasiadis, Annan Planı’nın referandum sürecinde, Rum tarafında EVET diyen grubun lideriydi. Seçilmesiyle Kıbrıs sorununun çözümünde  önemli  bir rol oynayacağı bekleniyordu.

Anastasiadis, gerek Montana sürecinde gerekse daha sonraki süreçte, Kıbrıs sorununu çözümlenmemesi için, devamlı tezler değiştirme yoluna gitmeye başladı.

50 yıldan beri devam eden, federasyon temelindeki bir birleşmeyi esas alan toplumlararası görüşmelere, şimdi yeni tezlerle bomba koyma yoluna gitmektedir.

Anastasiadis’in yeni tezlerinde, Kıbrıs Türk toplumunu AZINLIK olarak görme siyaseti esas olmaktadır.

Rumların, 1960’tan beri devam eden siyasetleri, adayı tek başına yönetme hayalidir. Bu hayal içerisinde, Kıbrıs Türklerini eritme politikası daima ön plandadır.

Bu politikanın sonucunda, ada ikiye bölünmüş ve Kıbrıs dış güçlerin at oynattıkları bir GORDİON düğümü haline gelmiştir.

Bu GORDİON düğümünü Kıbrıslıların kendi dinamikleriyle çözme gücü olmadığına göre, ADA,  Büyük İskender’ini davet etmektedir.

Gelecek Olan İskender’in de Kıbrıs Sorununu Kıbrıslıların istediği gibi değil, kendi çıkarlarına göre çözmeye çalışacağı kesindir.

Kıbrıslılar da, yeniden, dünyanın merkezinin Kıbrıs olmadığını acı tecrübeyle , ağır bedeller ödeyerek, ÖĞRENECEKLERDİR.

Etiketler


İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı