Köşe Yazarları

Geriye bakınca…


Böyle şubat aylarıydı hava buz gibi ama insanlar kışlık kıyafetlerini giyerler dışarıya çıkarlardı.

Güneşli havalara göre dışarılar daha tenha olsa da, Kuğulu Park ve Mücahitler Parkına gidenler olurdu yine de.

Eğer yağmur yağmıyorsa, az biraz Kuğulu Parkın tahta kanepelerinde oturup, birkaç kuğunun suda dansları seyredilir, muhabbet edilir, kabuklu fıstık yenir, pasatempo çıtlatılırdı çevreyi kirletmeden…

Bir dönem, neredeyse topuklara kadar uzanan paltolar moda olmuştu.

Bu paltolar askeri paltolardı ve gençler buna rağbet ederlerdi.

Yanılmıyorsak Rum tarafında bir Ermeni satıcıda bulunmaktaydı bu paltolar ve askerden devşirmeydiler.

Battaniyeden daha sıcak tutardı giyenleri ancak Kıbrıs’ın soğuk kış günleri kısa sürdüğünden uzun müddet kullanılmaya müsait değillerdi…

Siyaset bugünkünü pek aratmazdı.

Dönemin meseleleri neyse, o meseleler üzerinden gazete yazarları karşılıklı olarak birbirine salvolarla köşe tutarlardı.

Bu hep böyle sürüp gidecekti ve bugüne kadar gelecek, eski dönemleri aratmayacak; sosyal medya da işin katmerlenmesine yol açacaktı.

Esasına bakılırsa gazeteler ilk yayınlandığından beri bu karşılıklı çekişme sürüp gitmiştir Zaman gazetesinden Masum Millet gazetesine kadar.

Belki birçok yerde durum böyledir…

Toplum kapalı bir hayat yaşadığından o birçok yerdeki durumun ne olduğu pek bilinmezdi.

Dünyada olup bitenlerden neden sonra haberdar olurdu insanlar.

Radyolar vardı ama bugünkü gibi her haberin peşine düşülmez; anında haber alınmazdı.

Gazeteler köy otobüsleri ile taşınırdı köylere.

Bunların etkisiyle de olmalı, Kıbrıs dediğiniz yer köyler kasabalar bir yana Lefkoşa’dan ibaretti ve koskoca dünya Lefkoşa’ya sıkışıp kalmıştı!

Aslında Kıbrıs meselesi Sarayönü’nde bir tavla maçı esnasında da çözülebilirdi fakat niyet böyle değildi…

Diyeceğim,

Lefkoşa bir “çıngı” yer olmasına rağmen gidilecek, vakit geçirilebilecek bahçeleri ve parkları vardı.

Hafta sonları ahalinin neredeyse hep birlikte ilgi gösterdikleri futbol müsabakaları yapılırdı.

Her türlü seyyar satıcılar arasında Bel-Cola ve peksemet eşliğinde maçlar seyredilirdi.

Tabyalar mahalle çocuklarınındı.

Pirili, lingiri oyunları ile uçurganları göklere salmak vazgeçilmez eğlence araçlarıydı.

Sinemalara gitme alışkanlığı en yüksek noktadaydı ve bunun yanında insanlar aileleri ile birlikte pastanelere gidip vakit geçirebiliyorlardı, en güzel kıyafetleriyle…

Hayat böyle olunca sürekli yeni arkadaşlıklar, yeni dostluklar kurmak mümkündü.

Şimdikinin tam aksine.

Geriye bakınca, halen sahip olduğunuz arkadaş ve dostların çoğunun o dönemlerden kalma olduğu görülür…

 



Etiketler

Benzer Haberler

Başa dön tuşu
Kapalı