Köşe Yazarları

Genel ekonomik gelişmeler

Çarşamba günü TCMB Başkanlığı (PPK) tarafından piyasalarda beklenen faiz kararının alınmaması ve politika faizinin sabit tutulması konusundaki açıklamanın ardından, döviz kurlarının ani olarak aynı gün içinde % 3 civarında TL karşısında değer kazanması ile piyasalarda karşılık buldu.. Gerek enflasyon oranlarının bu ay çok yüksek seviyeye gelmesi gerekse mali istikrar önlemlerinin henüz netleşmemesi sonucu piyasaların, bir miktar faiz artışı beklerken -hatta kesin gözüyle bakılıyorken-, neticede sabit faiz olunca sert tepki verdiğini izledik. Gerçi daha sonraki günlerde hafta sonuna kadar % 1 küsur civarında düştüğünü görsek de döviz kurları geçen haftaya göre % 2 civarında daha artmıştır. Tabii ki bu fiyatlar ve enflasyon üzerinde baskı ve fasit daire oluşturuyor.

Temmuz ayında açıklanan yıllık enflasyon tüketici fiyatlarıyla Türkiye’de % 15.40 ve üretici fiyatlarıyla % 23.7’ye ulaştıktan sonra ve çekirdek enflasyon da % 14.60 seviyesine gelmesiyle bu ay faizlerde bir miktar yükselme beklenmekteydi. KKTC’de ise tüketici fiyatları en son yıllık aynı dönem %19.41, 5 puana yakın daha yüksek.

TCMB’ca yapılan açıklamada özetle dış talebin devam etmekle birlikte iç talebin azalacağı belirtildikten sonra maliye politikalarına atıfta bulunularak siyasi kararların yani Hükümetin de mali istikrar konusunda önlem alması gerektiği hususunda mesaj verdi. Ancak gerekirse MB’nın ilave önlemler de alabileceğini belirtti. Akabinde 10 yıllık tahviller faizi de 150 baz puan arttı ve % 16.80’den % 18.30’a çıktı. TÜSİAD Başkanı bu kararların akabinde TÜFE’nin % 15.40 a gelmesinin, enflasyonun son derece kritik bir noktaya geldiğinin göstergesi olduğunu belirterek, bunun yatırımlar için uzun vadeli TL olarak borçlanılmasından kaçınılmasına ve özel sektörün ağır bir döviz borcunun bu yüzden çoğalmakta olduğuna değinerek, döviz borcuyla da bu defa kur riski altında kaldığına dikkat çekti.

Aslında genel olarak tüm sektörlerin ve piyasaların beklentileri yeni finansal istikrar program ve politikaları, yapısal reformlar ve küresel ilişkilerin iyileştirilmesi olarak özetlenmektedir. Çünkü küresel sermaye de tüm ülkelerde geçerli olduğu ölçüde çok ürkek bir yapıdadır. Kârlılık yanında kredibilite ve güvence en önde gelen unsurlardır.
Aslında bu hafta 2018, 2019 yılı için OECD’nin yayınladığı ekonomi raporunda Türkiye ekonomisi için iyileşme gelişmeleri öngörülmektedir. Yeni yayınlanan raporda enflasyon beklentisi yıl sonu %12, büyüme % 5.1, işsizlik genel %10 (biraz azalma) -OECD ülkelerinde ortalama % 5.9-dur, ihracatta artış % 8.1, ithalatta % 5.7 olacağı ki iyi bir gidişat demektir çünkü dış ticaret açığını azaltır. Cari açığın ise GSYIH’nın % 5.8’e tekabül edeceği (şimdi %6.4 ), 2019’da da % 4.3’e geleceği, öngörülüyor.

Verdiği tavsiyeler ise; Temellerin güçlendirilmesi, TCMB’nın bağımsızlığının sağlanması ve para politikasında güvenirliliğin yeniden sağlanması, düzenli bir mali politika raporu yayınlanması, kredi garanti sisteminin maliyet –fayda analizinin yapılması, ticareti yapılabilir sektörün sağlamlaştırılması üzerinden büyümenin yeniden dengelenmesi, yatırımların öz sermaye finansmanı için şu an zayıf olan ekosistemin gelişmesine yönelik kısıtlamaların tanımlanması adına stratejik bir değerlendirme yapılması, çeşitli AR-GE teşvik düzenlemeleri, ve sübvansiyon ve devlet yardımları verimliliğinin arttırılması, Aile şirketlerine standart kurumsal yönetim, profesyonel idare ve finansal şeffaflık getirilmesi, ( ki bu çok önemli hususa özellikle KKTC’de çok ihtiyaç vardır. Çünkü KKTC’de ekonomik faaliyetlerde aile şirketleri esas hakimdir, Ve büyük çoğunluğu şeffaf bir yapıya sahip olmadığı gibi profesyonellik ve standart kurumsal yönetim tarzından maalesef uzaktır ve kayıt dışılıklar da bundan kaynaklanmaktadır.) Dolayısıyla denetim ve uluslararası standartlara uyumlaştırılması şarttır.

Diğer yandan OECD Türkiye raporunda banka kredilerinin ve devlet yatırım teşviklerinin dağılımının geliştirilmesi ve fonlama maliyetlerinin düşürülmesi ve bu yönlerde daha başka öneriler sıralanmıştır.

Yeni kurulan Cumhurbaşkanlığı Hükümet politikaları olarak ilk etapta yapılan bir çok açıklamalarda bu politikalardan bir çoğuna değinilmektedir. Bütünsellik içinde yakında yapılacak program açıklamalarında ekonomik ve mali politikaların netleşeceği muhakkaktır.




İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kapalı