EğitimKöşe Yazarları

Gençler neden çok hızlı araba kullanır?


Beyin araştırmaları beynin yapısını, yapısındaki değişiklikleri ve işleyişini anlamamızı kolaylaştırmaya devam ediyor. Bu konuda pek çok makale, kitap beynin içini bizlere daha net bir şekilde göstermektedir. Her yaştan insanın yaptığı davranışların hangi dürtüler ve hormonlar nedeniyle yapıldığı ve söz konusu davranışlar yapılırken, beynin hangi merkezinde sinirsel iletişimler gerçekleştiğini anlamak, giderek kolaylaşıyor.

Prof. Dr. Daniel J. Siegel’in kitabı da beynin yapısını anlamak isteyenler için harika bir rehber. Siegel Harvard Tıp Fakültesi mezunu. UCLA Tıp Fakültesi’nde psikiyatri profesörü ve UCLA Bilinçli Farkındalık Araştırma Merkezi ile Akılgözü Enstitüsü’nde yöneticilik görevini sürdürmektedir*. Gelin kitabın bir kısmını (çocuklarımızı tehlikeden korumak için) birlikte özetleyelim.

Yaş ile birlikte insan vücudunda iç salgı bezlerinin salgıladığı hormonların miktarı değişir. Bunun sonucunda özellikle beynin yapısı ve işleyişi değişir. Bireylerin yapmış oldukları davranışlar da bu değişiklere bağlı olarak değişmektedir. İnsan bir davranışı yaparken sonuçlarını neden göz ardı eder? Neden riskleri göze alır? Neden gençken çok hızlı araba kullanmak gibi riskli pek çok davranış gençlik sonrası yapılmaz?

Bu soruların yanıtı beynin yapısı ile ilişkilidir. İnsan yaşamında, beynin insanın iradesinin dışında salgılanan hormonlara esir olduğu dönemler vardır; gençlik bunlar arasında en önde gelenidir. Siegel’e göre ergen beynindeki artmış ödül dürtüsü, ergenlerde yapılacak davranışın pozitif sonuçları üzerindeki yoğunlaşmadan kaynaklanır.

Beyin sinir taşıyıcılar olan kimyasalları kullanarak birbiriyle iletişim kuran hücrelerden oluşur. Siegel’e göre ergenlik döneminde, dopamin kullanarak ödül dürtümüzü artıran bir sinir taşıyıcı olan sinirsel devrelerin faaliyetinde artış meydana gelir. O’na göre ergenlik döneminde başlayan ve ergenlik ortalarında en yüksek noktasına çıkan bu artmış dopamin salgısı, ergenlerin heyecan verici tecrübelere ve coşkun duygulara yönelmelerine neden olur.

Siegel araştırmaların dopamin taban seviyesinin düşük olduğunu, ancak tecrübelere cevaben salgılananın daha yüksek olduğunu gösterdiğini belirtmektedir. Bu durum da gençlerin riskli davranışları yaparak, dopamin seviyesinin yüksek tutulmasına yöneldiklerini belirtir.

Örneğin hızlı araba kullanma, arkadaşlar ile birlikte iken yalnızken yapılmayacak okuldan kaçma, hırsızlık, yaralama veya öldürme gibi ciddi suç işleme, şiddete yönelme gibi anlık ve sonucu pozitif olarak algılanacak davranışlara yöneltmektedir.

Siegel gençlerin yapacakları davranışların negatif sonuçlarından haberdar olduklarını belirtir. Örneğin hızlı araba kullanma veya hırsızlık yapmanın negatif sonuçlarını bildiklerini belirtir. Ancak bu eksi (negatif) sonuçlar bilinse bile, yapılacak bir davranışın heyecan, paylaşım, eğlence, kurallara uymamanın heyecanı gibi olası pozitif yönlerine (artılar) daha fazla önem verdiklerini vurgular.

Ergenlerde beynin ödül için dürtülenmesinin birinci etkisi düşünmeden hareket etmektir: ani bir istek hiç duraksamadan harekete geçmeyi getirir.

Ergenlikte dopamin salgısındaki artışın bir diğer etkisi de belgelenmiş bağımlılığa hassasiyettir. Örneğin ilaç veya alkol dopamin salgılanmasına neden olur ve gençler de alkol tüketmeyi cazip görebilir. Siegel’e göre  ABD’de obeziteye neden olan işlenmiş yiyecekler, patates ve ekmek de buna örnektir.

Ergen beynindeki artırılmış ödül dürtüsüyle şekillenen üçüncü davranış da aşırı rasyonelliktir. Ortaya çıkan bir durumda sadece eldeki gerçekliklere bakıp, büyük resmi görmemektir. Bu gerçekliklerin ortaya çıkışını hazırlayan ortam veya şartlar göz ardı edilir.

Bu durum da gençlerin her an başlarının belada olabileceklerini göstermektedir. Hızlı araba kullanmak bir anlık dopamin seviyesinin artırılması, heyecan, eğlence beyin ödül dürtüsüyle ilişkili yapılan davranışlardır.

Ailelere yine büyük iş düşüyor; sürekli gençlerle etkileşimde bulunma. Ondan uzaklaşmamak ona daha da yaklaşmak. Heyecanın yaratacağı etkiye yoğunlaşmanın yanında negatif sonuçları da gençle tartışılmalı. Yapılacak ‘tehlikeli’ davranışlarını sonucu olacak ‘büyük resmi’ görmeleri için çaba harcanmalı. En önemlisi gence her zamankinden daha çok yaklaşmak; çünkü genç her an tehlikeyle karşı karşıyadır. Tehlikeye atlamasına izin vermemek için onu sımsıkı tutmak ailenin görevi.

 

 

 

Siegel, D. J. (2019). Ergen Beyin Rehberi (Çev. Yavuz Fahir Zülfikar). İstanbul: Tuti Kitap.


Etiketler

Benzer Haberler

Başa dön tuşu
Kapalı