Köşe Yazarları

Gelişmiş ülkelerde eğitim yap-boz değildir!

Gelişmiş ülkelerin gelişmekte olan ülkelerden farklarından bir tanesi de önemli kurumlarda ‘sürekli’ köklü değişimlere gitmemesidir. Örneğin eğitim ve sağlıkta uzun yıllar önce alınan kararları yürürlüktedir. Finlandiya, Norveç ve Japonya’nın eğitimdeki başarısı da bu nedenledir. Finlandiya şimdiki başarısını 50 yıl önce aldığı ve hala daha uygulamada olan kararlara borçludur. Bu ülkelerde eğitim kurumu ekonomi kurumunu izleyerek, ekonomik üretim biçimine uygun kararlar alıp, uygulamaya koyar. Ülkede tarım, endüstri veya bilgi toplumu üretimi hangisi hakimse, eğitim kurumu da ona göre düzenlenmiştir. Sonuçta ise ülke kalkınmış bir ülke olur.

Gelişmekte olan ülkelerse ‘siyasi’ zorlamalarla eğitim sistemiyle sürekli olarak oynar; orasını burasını düzenleyeceğim diyerek sistemi tamamen bozar. Sistem de işlemez hale gelir; makine bozulur.

Türkiye Cumhuriyeti eğitim sistemini yeniden düzenliyor. Pek çok değişiklik kapıda. Bize ne? Demeyin; yasal olarak orada yapılacak değişikliklerin anında buranın ‘KKTC sistemsiz eğitimi’ne de adapte edildiği unutulmamalı. Üstelik yasal olarak da zorunluluk mevcut. Anlayacağınız buralarda da aynı değişikliklerin yapılması kimseyi şaşırtmasın.

Önceki AK Partili TC Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz’ın yapmış olduğu değişikler rafa kaldırılıyor. Yeni Ak Partili Bakan Ziya Selçuk, 2019-2023 Stratejik Planı’nı hazırladı. Beş yılda yeni değişiklikler için 719 Milyar TL harcanak. Öncesinde yapılan değişiklikler için belki aynı tutardaki para çöpe gitmiş olacak. Çok yanlış bir uygulama. İki bakan da aynı ideolojiden; aralarında felsefik ve ideolojik fark yokken neden eğitim sisteminde bu kadar ayrı kararlar alıyorlar? Buna birilerinin dur demesi gerekir, halkın parası boşa haracanıyor.

Yeni değişikliklerde olumlu yanlar da var olumsuz yanlar da. Okulöncesi eğitimin zorunlu hale getirilmesi çok olumlu bir karar; ancak belgede başarılamayacağı kaygısı kendisini hissettiriyor; çünkü bazı bölgelerde gezici okulöncesi ototbüsleri olacak ve ilkokul 1’e başlayacak olanlara öncelik verilerek onların anasınıflı olması sağlanacak. Belli ki öğrenci sayısı ve bölgesel farklar endişe verici.

Stratejik Belge’deki en önemli karar ‘Sınavsız Yerleştirme Modeli’ ve sınava ihtiyacın azaltılacak olmasıdır. Buraların Sistemsiz KKTC Eğitimi’nin de en büyük baş belası Kolej Sınavı’dır. Çocukların gelişimleri üzerinde büyük yaralar açmakta; fakat hala daha bu sınavın yapılıyor olması çok şaşırtıcı.

TC’de tüm sınavların yeniden düzenlenecek olması da olumlu kararlar arasında. Sınavların amaçları, içerikleri, soru tiplerine bağlı yapısı ve sağlayacağı yarar bağlamında elden geçirilecek*. Bilgilerin depolandığı ve ezberlendiği değil akıl yürütme, eleştirel düşünme, yorumlama, tahmin etme vb zihinsel beceriler sınanacak.

Belgede ayrıca öğrencilerin kademeler arası geçişlerinde bilimsel, sosyal, sportif ve kültürel etkinliklerdeki başarılarının da dikkate alınacağı yerinde bir karar. Okul başarı puanı da geçişlerde etkili olacak. Okul eğitiminin amaca yönelik ve kususrsuz bir sisteme dönüşmesinde önemli. Bu uygulanırsa eğer öğrencilerin öğretmen ve diğer paydaşlarla etkileşimlerinin öğretim temelli ve düzenli, istenilir nitelikte olması sağlanabilir.

Dershanelere olan ihtiyacın da kaldırılacak olması olumlu. Lise son sınıf bu amaçla üniversiteye geçiş sınıfı olacak. Böylece öğrencilerin okul dışına olan ihtiyaçları ortadan kalkmış olacak. İlkokullarda notun kalkması ve beceri temelli etkinlikler bağlamında öğrencilerin değerlendirilmesi de önemli.

Meslek liseleri ile savunma sanayii işbirliğine gidiliyor. Rekabet gücü yüksek milli savunma sanayi sektröne nitelikli işgücü yetiştirilmesi amaçlanmakta. Buluş, patent ve faydalı model üreten okullar desteklenecek.

Ancak meslek liselerine vurgu Stratejik Plan’daki en olumsuz yan. Gelişmiş ülkelerde meslek liseleri sadece sanayi sektörüyle sınırlı insan gücü yetiştirmez. Daha çok üretim temelli insan gücü yetiştirmeye odaklanır. Böylece ülkenin kalkınmasında artı değer yaratacak ürünlerin üretilerek hem iç pazardaki talebe hem de dış pazarda ihracata dönük üretim yapılarak, ülkenin kalkınması sağlanmış olur. Belgedeki en büyük eksik veya negatif yan; ülkenin kalkınması için ekonomik dizenlemeye paralel eğitim kurumunun düzenlenmemiş olmasıdır. Ve bu durum da beş yıl sonra bir başka eğitim bakanının ‘yeni’ eğitim sistemini kurgulayarak, 179 milyar TL’nin çöpe gitmesine neden olacaktır. Umarım yanılan biz oluruz da TC yapılan bu değişiklik sayesinde, ekonomisini en iyi on ülke arasına taşımış olur.

*http://www.haberdar.com/egitim/meb-in-yeni-stratejik-plani-ne-getirecek-mufredat-ve-soru-tipi-degisiyor-sinavlar-azaltiliyor-ozel-okullar-artiyor-ilkokulda-not-kaliyor-h116771.html

Etiketler


İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı