Geleceğin eğitimi…

6 Mayıs 2018 Pazar | 14:35
Barış Uzunahmet
Barış Uzunahmet

Milli Eğitim ve Kültür Bakanı Cemal Özyiğit Uluslararası Kıbrıs Üniversitesi’nin(UKÜ) düzenlediği “Geleceğin Eğitimine Bakış” konferansında yaptığı konuşmada; “Dünyayı takip eden değil, dünya ile iç içe olan, tüketen değil üreten gençler yetiştirmek adına hepimize önemli görevler düşmektedir” dedi.

Bu cümle iki önemli konuyu içerir aslında… Birincisi tüketen-üreten toplum meselesi, ikincisi de dünyadaki yaşıtları ile aynı düzeyde olan gençler…

İyi güzel de! Sevgili Cemal Hocam, tüketen değil de üreten gençler biraz da toplumun halleri ile alakalı değil mi? Üretmeyen, sadece tüketmeye alışmış bir toplumda gençleri farklı olmasını bekleyemeyiz. Yani bu tüketen-üreten meselesi aslında sadece gençlerin değil toplumun bir meselesidir ve çok önemlidir. “Üretmeyen toplum yok olmaya mahkumdur” veya “üreten yok olmaz” gibi sloganlar, slogan olmaktan öteye geçmelidir. Hükümetlerin üretenlerin önünü açacak politikalar hayata geçirmesi gerekiyor. Elbette bu toplum üretimden koparılmış, verileni tüketmeye alıştırılmış olabilir ama bu durum, bu toplumun kaderi olmamalı.

Kaldı ki 1960-70’li yıllarda sol ideolojinin sürekli üzerinde durduğu “eğitim üretim içindir” şiarı önemle üzerinde durulması gereken bir idealdir. Bu noktadan hareketle Kıbrıs’ın kuzeyinde üretim ve toplum ilişkisi yeniden gözden geçirilmelidir.

Gelelim “dünyayı takip eden değil, dünya ile iç içe olan gençlere”… Bugün dünya ile iç içe olan gençlerimiz yok mu? Var. Ancak unutmamak gerekir ki bu gençler buralara ne yazık ki kendi çabaları ile geliyorlar. Devlet bu konuda ne kadar gençlere ne kadar yardımcı oluyor? Acı olan devlet olarak gençlerin lise ve üniversite sonrası ne yaptıklarını bilmiyoruz. Bir öğrenci takip sistemimiz yok. Bu öğrenci takip meselesi hem Milli Eğitim ve Kültür Bakanlığı’nın ve Devlet Planlama Örgütü’nün asli görevleri arasında olmalıdır.

Örneğin son beş yılda üçüncü ülkelere yaklaşık bin civarında gencimiz üniversite öğrenimi için gitti. Bu gençlerin takibi yapılıyor mu? Bildiğim kadarı ile yapılmıyor. Kaçı ülkeye dönecek bilmiyoruz. Dönerlerse onlara ne gibi fırsatlar vereceğiz onu da bilmiyoruz.

İşte tam da bu yüzden gençlerimizin dünya ile iç içe olması gerekiyor. Hem bireysel olarak kendilerine, hem de belki ileride topluma bir yararı olur diye…

******

Gelelim geleceğin eğitimi meselesine… Bize hayal gibi gelse de gelecekte geleneksel sınıf ve öğrenme ortamları yerine artık inovasyon merkezlerini andıracak öğrenme ortamları olacak. Başka neler olacak? Teknolojinin gücüne inanan birçok eğitimci önümüzdeki 10-15 yıl içinde öğrenme süreçlerindeki sanal gerçeklik (VR)  uygulamalarının hakim olacağını söylüyor. Gençlerin tek bir yerden bilgi alma dönemi zaten çoktan bitti. Okullar bu anlamda gençlerin çok gerisinde…

Elbette önümüzdeki 20 yılda dünyadaki birçok gelişme eğitimi de yakından etkileyecek. Bizdeki geleneksel eğitim anlayışı ile bu gelişmeleri nasıl takip edeceğimiz de ciddi bir sorun olarak karşımızda duruyor.

Cemal Hoca’nın dediği gibi acaba gençlerimizi dünya ile iç içe olması için yetiştirebilecek miyiz, yoksa dünyayı takip mi edeceğiz? Geleneksel eğitim anlayışları ile takip bile edemeyeceğimiz kesindir. İyi ki gençler teknoloji ile birlikte dünya ile iç içe de en azından bazı şeyleri görüyorlar.

Sözün özü eğitimde ciddi bir düşünce ve yenileşme devrimine ihtiyaç var.