Köşe Yazarları

Garanti ve askersizleştirme masalı

Görüşmeleri başlatmak için, yeniden zemin yoklaması yapılan bu dönemde, Rumların hayalciliği açıkça görülüyor.

Anastasiadis, özgür ve askersiz, garantisiz bir Kıbrıs olamayacağını iyi bildiği halde, HALKINI ZEHİRLEMEYE devam ediyor.

Bu zehirlemenin ana odağı, ne yazık ki, Kıbrıs Kilisesidir.

Kıbrıs kilisesi, AZİZLERDEN (ST) ve İKONLARDAN medet ummaya devam ederlerse, kendi halklarını sürekli çözümsüzlük yönünde kışkırtırlarsa, ADA’nın birleştirilmesi hayali de hiçbir zaman gerçekleşemez.

Garantilerin kaldırılması ve askersizleşmenin sağlanması gerçekleşmezse, durumun ne olacağını, Rum halkı arasında pek tartışan yok.

Ortodoksların bu sendromu, Kostantinopolis, İstanbul sendromunun aynısıdır.

25 milyona yaklaşan nüfusuyla İstanbul’u, 12 milyona ulaşmayan Yunanistan, nasıl Kostantinopolis olarak yeniden elde edebilecek.

Bu hayalin, mantık kuralları içerisinde gerçekleşme olasılığı %0 ın civarındadır.

Kıbrıs’ta 40 Bin civarında askeri ve hızla artan nüfusuyla, Türkiye’nin, askerinin tümünü bir anda geri çekebilmesini beklemek de nasıl bir mantıktır.

Üstelik, Kıbrıs’ta İngiliz üsleri dururken, Garanti ve İttifak Antlaşmalarında, Türkiye’nin Garantörlük hakları ve asker bulundurma hakkı vurgulanmışken, Türkiye’nin yasal olarak kazanmış olduğu bu haklardan vazgeçebileceğini düşünmek, bir karış önünü GÖREMEMEKTİR.

Genellikle, her savaşta, savaşı kazanan taraf, yeni uzlaşma şartlarını DAYATMADA daha güçlü kozlara sahiptir.

Kıbrıs sorunu çözümlenirken de, askeri bakımdan üstün olan Türkiye’nin, karşı tarafa kendi koşullarını dayatacağı kaçınılmazdır.

Rum tarafı, her geçen gün, ada üzerindeki KONTROLÜNÜ  hızla kaybettiğini, biran önce anlamalıdır.

Adanın 1963 koşullarına yeniden dönüp, Rumların her alanda söz sahibi olacağı bir yapı, Kıbrısta artık KOLAY KOLAY GERÇEKLEŞEMEZ.

Kıbrıs adası, ancak, federasyon temelindeki bir uzlaşma ile yeniden birleştirilebilir.

Bu birleşme, acılı ve sancılı olacaktır.Her iki toplumun tüm beklediklerini elde etmesi, ARTIK mümkün değildir.

Rum toplumu, çözümle elde edeceği topraklar üzerinde, göçmen olan nüfusunu yerleştirme şansına ulaşırken,Türkler de devlet yönetiminde belirli haklar kazanacaklardır.

Topraklarına dönemeyecek insanlar da, kurulacak olan fonlardan, belirli paylar alarak, yeniden rehabilite edileceklerdir.

Belirli bir geçiş dönemi kaçınılmaz olarak YAŞANACAKTIR.

Bu geçiş döneminde Rumlar ve Türkler aşırı milliyetçi tavırlarını terk edip, işbirliği yollarını açabilirlerse, adanın gelecekte, ASKERSİZLEŞMESİNİN önünü açabilirler.

Özellikle Kıbrıs Rumları, bugünkü, PAYLAŞMAMA tutumlarını sürdürürlerse, Kıbrısın, İSTANBULLAŞMA yolunu kendi elleriyle açarlar.

Oysa, Kıbrıs’ın İSTANBULLAŞMAYA değil, uzlaşmalar temelinde birleşmeye ihtiyacı vardır…

Daha Fazla Göster



İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kapalı