Köşe Yazarları

  Enflasyon, kurlar,






Perşembe günü para piyasalarında önemli bir hareketlenme oldu ve döviz kurları son aylardaki normal yatay hareketlenme seyrinin dışına çıkarak bir günde dolar, Euro ve sterling’de %1.30 ile %1.80 küsurlar arasında TL’ye karşı değer kazandı. Bunun Japonya’da yen’in dolar karşısındaki değer kaybı ve doların dünya paralarına göre değerlendiğinin yansımaları olarak izah edildi. Apple’ın satış tahminlerini düşürmesi dolar/yen paritesinde sert düşüş olması ve buna bağlı olarak Japon perakende yatırımcılarının yen karşılığı TL satmasının da kurların yüksekliğini desteklediği görüşleri ilk bakışta ağırlıkta oldu. Bu hareketlerin diğer ülke para birimlerini de belli ölçüde etkilediği görülmüştür..




Cuma günü ise ABD’de tarım dışı istihdam verilerinin beklenenden daha fazla çıkması sonucu, Perşembe günü ABD’de düşen borsaların, Cuma günü birdenbire hareketlenerek % 1.40-ilâ %1.50 ye kadar tekrar yükseldiğini izledik. İşsizlik % 3.9 oldu. İstihdam verileri  ekonomideki sağlamlığın ifadesi olarak iş hacminin ve üretim sektörlerinin gelişmekte olduğunu gösteriyor. Bir de beklenenden fazla artan istihdamın bir sektörde değil, tüm sektörlerde homojen dağılımının olması da piyasaların yukarı doğru olumlu seyretmesine önem kazandırmıştır.



Bakalım önümüzdeki günlerde gerek doğu Asya’da gerekse ABD ve AB ülkelerinde ne gibi etkiler Türkiye’de de para piyasalarında gidişatı nasıl geliştirecek.. Gerek küresel gelişmelerin gerekse sürdürülecek TL faiz oranlarının TL/döviz kurları üzerinde etkileri söz konusudur ve alınacak kararlara bağlı olarak kur oynaklıkları olumlu veya olumsuz değişebilir. Dünya’da etkileşim, ilişkiler arttıkça çoğalmaktadır.

Aslında Çin ile, ve Japonya ile birebir Türkiye ekonomileri arasında fazla içli dışlı işbirliği veya dış ticaret hacmi az olduğu cihetle normalde bu ülkelerdeki hareketlenmenin Türkiye’ye kalıcı bir etki yaratması beklenemeyebilir kanaatindeyim. Çünkü Türkiye’nin gerek dış ticaret ilişkileri gerekse sermaye ve para hareketleri, turizm akışı gibi ekonomiyi etkileyebilecek cenahlar başta AB ülkeleri ve bir de dünya piyasaları üzerinde tüm ülkeleri etkileyecek olan ABD kararları ve dolar hareketidir. Ayrıca Türkiye için, gerek dış ticaret gerek turizm açısından başta Rusya olmak üzere Türkiye’ye komşu ülkeler ekonomileri ve ilgili piyasalardaki olumsuz veya olumlu gelişmeler Türkiye ekonomisini daha fazla etkileyici unsurlardır..

Perşembe günkü deneyim ve Yeni ekonomik Programa göre temel reformlar henüz tamamlanmadığı ve döviz açıkları devam ettiği cihetle TL açısından Kurların hassas olduğu bu dönemde, Türk Lirasında faizlerle aşağı doğru oynamanın tehlikeli olacağı görüşündeyim. Hatta bankalar düzeyinde düşürülen tasarruf mevduat faizlerinin en az birkaç puan arttırılması ve krediler açısından gerekli görülen üretim ve döviz kazandırıcı sektörlere destek verilmesi, hem kaynak artışı hem de kurlara yatay hareketlilik getirilmesi bakımından içte alınması gerekli önlem olarak, faizi düşürmektense bazı üretim sektörlerine uygun görülecek belli bir süre faiz sübvansiyonu verilmesi daha uygun olduğu kanaatindeyim. Son günlerde faizlerde düşüş konusu daha fazla konuşulmaya başlandı, ancak koşulların uygun olmadığı ve fazla ticari ilişkileri ve sermaye akımı olmayan ülkelerde bir krizin dahi TL’sını olumsuz etkilediği geçen günkü TL değer kaybı göz  önüne alındığında,(gerçi ertesi gün tekrar bir miktar TL’ de değer kazancı olmasına rağmen) enflasyon/faiz/ kur ilişkisinin hassas noktalarda olduğu anlaşılmaktadır.  Çünkü döviz doygunluğu açısından, dışa borçluluk miktarı göz önüne alındığında ve kur oynaklıklarının yaratabileceği risk veya endişe dolayısıyla  artabilecek talepleri karşılamak için sağlam durabilmek maksadıyla, yeterli döviz birikimi henüz oluşmadı.

Yeni ekonomi Programında çok yerinde önlemler öngörüldüğü ve döviz kazancı ile döviz kullanımını azaltıcı önlemler etkisini gösterene kadar, ve ticaret açığı, cari açık ve dış borç miktarı azalma trendi hızlanana kadar faizlerde çok hassas davranılması gerekir kanaatindeyim. Geçen yıl yüksek kur dolayısıyla yani kur’dan kaynaklanan maliyet artışları dolayısıyla enflasyon maliyet enflasyonu olarak çok yüksek seviyelere çıkmıştı. 2018 yılı sonunda iki ayda alınan önlemler sonucu enflasyonda düşüş oldu. Şimdi dolayısıyla kur’un dengesini korumak için döviz talebini azaltacak ve TL’ye talebi artıracak faiz ve para politikalarına bu yüzden devam etme ihtiyacı vardır.

Geçen gün Türkiye’de Aralık ayı enflasyon oranı açıklandı %- 0.40,  yıllık da % 20.3’e düştü. Ekim 2018 ayında en yüksek yıllık %25.4’den sonra alınan bazı önlemlerle aylık düşüşe geçmişti. En yüksek aylık ise Eylül’de % 6.30 olmuştu. Son iki ayda eksiye düşmesi yıllık enflasyonu da düşürdü. TÜFE’de toplam bir yıllık en yüksek % 31.36 ile ev eşyaları grubunda ve %28.8’le mal ve hizmetlerde olmuştu. Özel kapsamlı tüketici mallarında ise gıdada en yüksek ve % 20.48 gerçekleşti.

KKTC’de de DPÖ’nün açıklamasına göre, Aralık ayı enflasyonu eksi % 1.49, yıllık ise % 29.96 oldu. Son iki aydaki eksiler % 30lardaki oranı düşürdü. Aralık’ta en yüksek ana grup haberleşmede % 15.86, cep telefonları ve internette oldu. Bir de giyim, ayakkabı ve çeşitli hizmetlerde. 12 ana gruptan 7sinde ise düşüş oldu.

2019 yılı gelişmeleri küresel etkilere bağlı olduğu gibi, içte alınacak ekonomik ve mali önlemlere ve uygulanacak reformlarla her konuda denetim ve para politikalarına ve yatırımlarla  yaratılacak üretim ve istihdam kapasitesine bağlı olduğunu göz önünde tutmamız gerekir. KKTC için de para politikaları hariç aynı gerekçeler geçerlidir.

4.1.2019                                                      Onur Borman





Başa dön tuşu