Empati Gerçekten İşe Yarıyor mu?

8 Ocak 2018 Pazartesi | 15:06
empati
Damla Günsel
Damla Günsel

Akşam yemeğini hazırlıyorsunuz ve ufaklık yanınıza gelip peynirli krakerlerden yemek istediğini söylüyor. Yemek yiyeceğinizi o yüzden kraker yiyemeyeceğini söylüyorsunuz ve ısrar başlıyor. “Canın kraker çekiyor, seni anlıyorum ancak yemek öncesi yiyemezsin, çünkü karnın doyacak!” diyorsunuz. Tamam işte empati de kurdunuz! Ancak ufaklık ısrara devam ediyor, siz de öyle! Bu senaryo tanıdık geliyor mu? Bu gidişatın alternatif sonuçları neler olabilir bir düşünelim:

  • Pes edip kraker veriyorsunuz! Bir tane daha bir tane daha ve akşam yemeği hazır olana kadar karnı doyuyor.
  • Geri adım atmayıp kraker vermiyorsunuz ve ufaklık ağlamaya başlıyor.
  • Nerede hata yaptığınızı gözden geçirip yeniden empati kurmayı deniyorsunuz!
  1. alternatifi gözden geçirelim; çünkü bu senaryoda empati ile ilgili yanlış bildikleriniz var. Peynirli krakerleri sevdiğini biliyorsunuz, siz de seviyorsunuz ancak akşam yemeğine kadar yarım saat daha beklemesi gerekiyor. “krakerleri sevdiğini biliyorum, acıktığını da biliyorum. Ben de acıktım. Yemeğin pişmesine az zaman kaldı. Beklemenin ne kadar zor olduğunun farkındayım.” Sessizce yanında oturun ve bekleyin. Onun anlaşılmaya ve koşulsuz kabulünüze, koşulsuz sevginize ve elbette sabrınıza ihtiyacı var.

Yoğun duygularla baş etmek zordur, özellikle de küçük yaş çocuklar için. Empati, yaşayan kişinin gözünden olayı, onun düşünce ve duygularıyla hissedebilmeyi, anlayabilmeyi gerektirir.  Bu örnekte çocuğun reddediliş ardından yaşadığı duyguları göz ardı ediyor ebeveyn. “Anladım kraker istiyorsun ama yiyemezsin” diyor. Çocuğu için istediğine erişememenin ve beklemek zorunda olmanın getirdiği hayal kırıklığını görmüyor. Ebeveynler genelde durumları kendi belirledikleri “olması gerekenler” gözünden değerlendiriyorlar ve empati kurabildikleri yanılgısına kapılabiliyorlar: “Akşam yemek yenmeli, olması gereken bu!”

Uzlaşmacı ve yumuşak bir yaklaşım sergilediğiniz zaman “empati” gerçekten etkileyici sonuçlar doğurabiliyor. Pek çoğumuz için -çocuklar için de- duygularımızın ve yaşadıklarımızın anlaşıldığını bilmek rahatlatıcı, yaşadığımız zorlayıcı durumlarla baş edebilmemiz için motive edici, iş birliğine götürücü bir his yaratır. Empati kurmak karşıdakinin “haklı” olduğunu kabul etmek anlamına gelmiyor. Karşı tarafın yaşadığı durumu ve onun duygularını anlamak için çabalamak anlamına geliyor:

“Kraker yemek istediğini biliyorum, seni duydum.”

“Ne kadar üzgün olduğunu görebiliyorum!”

“Bugün işler senin istediğin gibi gitmiyor, ne dersin?”

Empati kurunca neden çocuklar daha fazla ağlıyor?

Empati bizi çocuğumuzla yakınlaştıran bir araçsa peki neden onu sakinleştirmiyor “işe yaramıyor” diye ikileme düşüyor pek çok danışanım. Öncelikle şunu netleştirelim, empati bir diğer kişiyi kontrol etmenizi değil onunla bağ kurmanızı sağlıyor. Empati kurarak çocuğunuzun kendi duygularını fark etmesini sağlıyorsunuz. Evet, duyguları tanımladığımız zaman yoğunlaşmalarına neden oluyoruz. Ancak çocuğunuzun yaşadığı yoğun ve olumsuz duyguları siz yaratmıyorsunuz, onlar zaten o an yaşanıyor. Sizi üzecek bir durumla karşılaştığınız bir anı anımsayın. Yoğun duygularınızı içinizde tutmak için çabalıyorsunuz. Kendinizi güvende hissettiğiniz biri gelip size sarılıyor ve siz ağlamaya başlıyorsunuz. Çocuklar da yaşadıkları duyguları fark edip onlarla yüzleşince daha yoğun bir hal alıyor duyguları. Bu güzel bir şey. Yüzleştikleri zaman duygularının yoğunluğu artıyor ve sonra azalıyor, geçiyor. Duygularımızla bu şekilde baş edebiliyoruz!

“Empati öfke nöbetini dindirmiyor!”

Çocuklar anlaşılmadıkları zaman öfkeleri ve hayal kırıklıkları yoğunlaşır. Gerçekten ne yaşadığını anlayabildiğinizi ona gösterebiliyorsanız bu pek çok krizin de önüne geçecektir. Herkes anlaşılmak  ister; eğer çocuğunuz daha fazla ağlıyorsa sizin onu anlamanızı sağlamak için çabalıyordur. Ağlayıp duygularını size göstermek için çabalayacaktır. Ağlamaya başladığı zaman yaşadığı duyguları kabul edin ve yumuşak bir iletişim şekli kullanarak sizinle duygularını paylaşmasına -eğer ağlıyorsa ağlamasına- izin verin.

“Empati ağlamayı, ya da öfke nöbetini önleyemez. Çocuğunuzun duygularını fark etmesine ve yaşayıp onların üstesinden gelebilmesine yardımcı olur. Sabırla yanında durun. Kendini güvende hissedebileceği bir sığınak olun ve sakinleşmesini bekleyin; kendini hazır hissettiğinde o size gelecektir.”

Empatinin işe yaramadığını düşünen bir danışanım benimle şu deneyimini paylaşmıştı: ‘Kızgın olduğunu biliyorum! Ancak vurmamalısın!’ diyorum ve 10 dakika sonra yeniden vuruyor!”

“Ancak, fakat” ifadelerini kullandığımız zaman karşı taraf anlaşılamadığını düşünebiliyor. Bir dahaki sefere böyle bir durumla karşılaştığınızda şunu denemenizi öneririm: “Çok kızgınsın bunu görebiliyorum. Seni anlıyorum. Ne kadar kızgın olursan ol, bana vurmanı kabul edemem!” Bana duygularını söylemeyi denemelisin.

Elbette ki bir çocuğun konuşarak duygularının üstesinden gelebileceğini düşünmek pek de gerçekçi olmaz. Eğer bir çocuk vuruyorsa bunun arkasında gizlenmiş bir korku vardır genelde. Ona kendini güvende hissedebileceği duygusal bir ortam yaratın ve bekleyin. Anlaşıldığını hissettiği zaman yanınızda kendini güvende hissedecektir. O zaman vurma davranışı sonlanacaktır.

Empati kurmayı gerçekten başarmışsanız, onun ne hissettiğini siz de deneyimliyorsunuz demektir. Tüm çabanıza rağmen ağlamaya devam ediyorsa yaşadığı duyguların şiddetinin azalması için bunu yapması gerekiyordur. Onu engellemeye çalışmamanızı öneririm. Kimi zaman çocuğunuzun yaşadığı sorunun bir çözümü yoktur ve böyle bir durumda empati yaşadığı hayal kırıklığının göz yaşları ile hafiflemesine yardımcı olur.

Empatinin işe yaramadığını düşündüğünüzde önerim gerçekten onunla bağ kurmaya çalıştınız mı gözden geçirmeniz:

  • Ne yaşadığını -ona hak vermek zorunda değilsiniz- gerçekten anlamaya çalışıyor muyum?
  • Duygularını gerçekten anlayabildim mi?
  • Yaşadıklarını anladığımı onunla paylaşabildim mi?
  • Sakinleşebilmesi için, ona sabırla güvenli bir ortam oluşturabildim mi?

Yapamadığınızı düşünüyorsanız, kendi çocukluğunuzu hayal edin. Çocuğunuzun ne hissettiğini anlamaya çalışın. Anneniz ya da babanız yanınızda olsa sizin için ne yapmalarını isterdiniz o an? Onu yapın!

Damla Günsel

Uzm. Psikolojik Danışman

damlagunsel@gmail.com