Köşe Yazarları

EMAA Kitap Serisi -1 Zi’nin Görsel Sanatla Yolculuğu

Bekir Azgın yazdı








Elime aldığım ilk kitap, Eser Keçeci’nin kaleme aldığı “Zi’nin Görsel Sanatla Yolculuğu” adlı eseriydi. Bu kitabın düzeltisini ben yaptığım için içeriğini biliyordum. Ne var ki “Biraz daha yakından bakalım mı?”, “Biraz da tartışalım mı?”, “Bu kaynaklar ve referanslardan da yararlanabilirsiniz” gibi ana metnin dışında farklı kutulara yerleştirilmesi gereken bilgiler vardı. Kitapta bunlar nasıl şekillendirildi diye bir bakayım dedim.




Kitabı açtım ve gözüme ilk çarpan şey, ünlü Macar besteci Frans Liszt’in adının “Franst List” olarak yanlış yazılmış olmasıydı. Başımdan aşağı kaynar sular döküldü. Benim gözümden böyle bir hata nasıl kaçmış olabilirdi? Buna benzer başka hatalar olup olmadığını kontrol etmek için kitabı yeniden okumak farz oldu.



İlk sayfalar benim elimden geçmemiş gibi duruyordu: sayfa 15’te “rakamcıklar” ve “tabii ki”, sayfa 17’de “1900’ların” ve sayfa 23’te “Liszt”in adı yanlış yazılmıştı. Ondan sonra tek bir hata gözüme çarpmadı. “Bu işte bir tuhaflık var” dedim kendi kendime.

Kitap ortaokul ve lise öğrencileri göz önünde tutularak kaleme alınmıştır. Meraklıları için çok yararlı bir eser. Kıbrıs resminin özellikle de Kıbrıs Türk resminin gelişimini ve genel sanat terminolojisini öğretmeye çalışır.

“Zi”nin ne olduğunu sorun etmeyin. O “zizziro” kelimesinin kısaltılmış halidir. EMAA binasının avlusunda bulunan dut ağacının üzerinde yaşayan bir ağustos böceğidir. Giren çıkandan ve dut ağacının gölgesinde yapılan sohbetlerden öğrendiklerini aktarıyor. Kitabın sonuna da yararlı bir sözlük eklemiştir.

İslâmiyet’te resim yapmak yasaklandığı için Kıbrıs Türkleri arasında resim sanatı ancak 20. Yüzyılda görülmeye başladı. Zi de Mehmet Necati, Ahmet Burhanettin (Kadı -BA), Hasan Öztürk, Mevhibe Şefik ve Olga Rauf’la başlar hikâyesine ve onu Türksal İnce, Güner Pir ve Emin Çizenel ile bitirir.

Ben’in Ötesinde Düşünmek: Thinking Beyond the I

Evanthia Tselika tarafından İngilizce kaleme alınan ve Jenan Selçuk tarafından Türkçeye çevrilen kitap iki dilli olarak basılmıştır. Özel olarak mı düşünülmüş yoksa rastgele mi öyle olmuş bilmiyorum ama bu kitap, Eser Keçeci’nin kitabının bir devamıymış gibi duruyor. Sonuç kısmında kitap şöyle tanımlanmaktadır:

“Bu kitapta, Kıbrıs Türk toplumundaki çağdaş sanat üretiminin toplumsallık ve ortak uygulama fikirleri ile nasıl ilişkili olduğu, kamusal alanlarda nasıl yeniden kurgulandığı ve temas alanları oluşturma aracı olarak söyleşimsel (dialogical -BA) işlevi aracılığıyla nasıl hareket ettiği tartışılmıştır. 

“Bu okumanın ortaya çıkardığı şey, kurumsal desteğin sınırlı olduğu bölünmüş bir adanın yaşanmış gerçekliğinde sanatçı toplulukları oluşturmada dostlukların önemiydi. Ayrıca sanat ve aktivizm arasındaki kesişmeler, sanatçıların ve kültür uygulayıcılarının toplulukları ile birlikte çalışmaları ve Batı’da ve özellikle de ABD’de üretilen sanat pratiklerinin ve yazının mirası, sanat söylemlerini ve ortaklaşma süreçlerini şekillendirmesi olduğudur.” (s. 108)

Kitabın arka kapağında da şunlar not edilmiş: “İçinde yaşadığımız sosyo-politik açıdan yüklü çağdaş fiziksel ve sanat ortamlarda, Ben’in ötesine geçip Biz olarak düşünebilmek, benzeri görülmemiş bir önem kazanıyor. Bu bağlamda bu kitap, müşterekler ve sosyal uygulamalarla ilişkili olarak sanata ve Kıbrıs’ta kamusal alanda temas bölgeleri olarak işlev gören yaratıcı uygulamalara odaklanıyor.”

Tselika, bu kitapta, çoğunlukla duvar resimleri ve enstalasyonlar üzerinde duruyor ve bunları analiz ediyor. Ele aldığı projeler arasında şunlar bulunuyor:

  1. Yirmi Üç ve Nurtane Karagil’in Derinya’da yaptıkları duvar resmi. (Yirmi Üç, konuşan ve resim yapan biridir. Alıntılanan sözlerinden anladığım kadarıyla Türk değildir. Niye “Yirmi Üç” diye anılıyor, anlamış değilim. Ne var ki sanatta herkesin her şeyi anlaması beklenmez.)
  2. Olgu Tosun’un Mağusa’da gerçekleştirdiği “Baykuş ve Ejderha”
  3. “Son Kullanma Tarihi” – SKT sergisindeki Serap Kanay ve Nurtane Karagil’in enstalasyonları.
  4. Sümer Erek’in Londra’daki “Gazete Evi” ve Templos/Zeytinlik köyündeki “Ham Toprak”
  5. Anber Onar ve Donna Razzano’nun “Deli Gömleği”

Makaleye son noktayı koymadan önce, kitabın girişinde sözü edilen bir olguyu tekrarlamakta yarar var: Vicky Karaiskou’nun da belirttiği gibi, adanın farklı bölgelerindeki özel heykel parklarını saymazsak, kamusal alanda modern heykeller görmek oldukça nadir rastlanan bir durumdur ve Kıbrıs Cumhuriyet’nde (Güney Kıbrıs’ta – BA) yaklaşık 5,750 kilometre karesine yayılmış neredeyse altı yüz anıt vardır ki bu da ‘Her on kilometre kare başına ortalama bir anıt’ anlamına gelir. Bu baskın etnik merkezli anma alanları, anıtlar ve büstler, bölünmüşlüğün nasıl korunduğunu ve etnik ulusal bir anlayışın Kıbrıs’ın kamusal alanlarında bulunan sanatı nasıl şekillendirdiğini gösteriyor.” (ss. 20-21)

Kıbrıs’ın kuzeyindeki 3,355 kilometre kareyi anlatıyormuş gibi. Değil mi? Al birini vur ötekine.

 

 









Başa dön tuşu