Köşe Yazarları

Eğitim Şurası


 

Eğitim camiası ve toplumun eğitimle ilgilenen önemli bir kesimi mart ayında yapılacak olan 5. Eğitim Şurası’nı ve orada çıkacak kararları dört gözle bekliyor. Bekliyor beklemesine de, önemli olan şurada çıkacak kararlardan çok, bu kararların uygulanıp uygulanamayacağıdır. Bu noktada bizim ülkemizde ciddi sıkıntılar var. Bu ülkede şura kararları tavsiye niteliği taşıdığı için her gelen hükümet, eğitim üzerinde istediği gibi oynuyor. Burada yapılması gereken birçok ülkede olduğu gibi şura kararlarının yasal bir düzenleme ile uygulamasının zorunlu hale getirmek ve eğitimi, eğitim bakanının iki dudağı arasından kurtarmaktır. İlk önce bu yapılmadığı sürece, şurada karar almak için uğraşan onlarca akademisyen ve şurada görevli diğer kişilerin günlerce harcadığı emek de boşa gidecektir. Bundan önceki şuralarda yaşadığımız tecrübe ne yazık ki budur. Kıbrıs’ın kuzeyinde 1974 sonrasında dört şura yapıldı, beşincisi de Mart ayında yapılıyor. Yanılmıyorsam bu şuralar 1975, 1985, 1995, 2005’te yapıldı ve son olarak da 2014’te yapılacak. Burada hakkını yemeden söylemek durumundayım ki son 20 yılda yapılan ve yapılacak olan üç şura da CTP-DP hükümetleri döneminde hayat buldu. 1974’ten sonra belirttiğimiz bu şura tarihler 10 yılda bir yapılan şuralara denk geliyor. Çağdaş toplumlarda bu süre en çok 4-5 yıldır. Gelişen teknoloji ve buna bağlı olarak değişen toplumun ihtiyaçları eğitim şuralarının 2-3 yılda bir yapılmasını öngörüyor.
Bizde eğitim ve daha birçok konu siyasetçilerin ve hükümetlerin “oyuncağı” haline geldiği ve bakanın iki dudağı arasına sıkıştığı için eğitimde hep “bir adım ileri iki adım geri” durumundayız. Şura mura bizim eğitimi yönetenleri bağlamaz, çok da dikkate aldıklarını söylemek çok güç…
Bunu güzel bir anekdot ile anlatmakta yarar var. Bu ülkenin en “dürüst” eğitim bakanlarından biri, zamanın birinde ülkedeki eğitim bilimcileri çağırmış… Ülkemizin değerli üniversitelerinden akademisyenler gelmiş, bir masanın etrafına oturmuşlar ve bizim bakan sormuş; “Çok eleştiri alıyoruz bu kolej sınavı ile ilgili olarak ne düşünüyorsunuz?”. Masanın etrafından toplanan profesörlerin biri dışında hepsi “kolej sınavı kaldırılmalıdır” demiş. Bir tanesi de “kolej sınavını kaldırmaya niyetiniz yoksa, bu şekliyle olmaz, değiştirmelisiniz” demiş. Toplantı tamamlandıktan sonra profesörler üniversitelerine geri dönmüş, bizim bakan da “bunlar eğitimden anlamaz” deyip, yoluna devam etmiş. O gün bu gündür bu ülkede kolej sınavı yapılmaya devam ediyor.
İşte eğitim bu ülkede böyle yönetiliyor. Eğitim biliminden uzak, yapılan 3-5 şurayı bile dikkate almayan bir anlayış ile eğitimi yöneteceğiz de çocuklarımızı ve gençlerimizi dünyadaki yaşıtları ile yarışır düzeyde yetiştireceğiz. Eskiden böyle bir durumda insanlar “ölme eşeğim ölme” derlerdi.
Zaten zamanın birinde de bir eğitim bakanımız ülke gençliğini başka bir ülkenin eğitim bakanına mektup yazıp onları gammazlayıp sonra da “eğitim bitti” dememiş miydi?
*******
Ama ne yalan söyleyeyim bu defa ümitliyim. Bu Mart ayında yapılacak olan eğitim şurasında çıkacak olan kararların uygulanabileceğini, dikkate alınacağını düşünüyorum. Bilemiyorum bunun sebebi Sayın Arabacıoğlu’nun bugüne kadar siyasette yarattığı “güven” mi? Yoksa az da olsa CTP-DP hükümetleri döneminde yapılan şuralardan sonra şura kararlarının bazılarının hayata geçirilmiş olması mı?
Hep birlikte göreceğiz. Ama ben ümitliyim. Biraz da belki bu ümitli olmamın sebebi de başka çıkış yolumuzun olmamasıdır. Artık dibe vuran bir kamusal eğitim var karşımızda… Bunu yeniden ayağa kaldırmanın tek bir yolu var: Eğitim Bilimi. Önce eğitim bilimi koridoruna gireceksiniz ki daha sonra da eğitimin kalitesine etki eden finansman, öğretmen kalitesi, altyapı, doğru dürüst bir öğretim programı ve daha birçok etkene bakabilesin.
Ama önce eğitim bilimi.

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı