Köşe Yazarları

Eğilmiş baş











Kıbrıs adasını alan padişah II. Selim’dir.




Namı diğer Sarı Selim.



Şarapçı.

Eğlenceyi ve şarabı sevdiği söylenir.

Sadece bu gerçeği yansıtmasa da bazı tarihçilere göre, II. Selim’e Kıbrıs’ın şarabı tavsiye edilir,

Ve ada bu yüzden alınır…

Lala Mustafa Paşa adayı aldığında, geri İstanbul’a döner.

Bazı bilgilere göre 2 Bin Yeniçeri adada kalır…

Ada alındıktan sonra II. Selim’in ünlü sürgün hükmü gündeme gelir.

Araştırmacılar bu hükümle yaklaşık 30 bin kişinin adaya gönderildiği bilgisine yer verirler.

İlk kalemde belirlenenler şunlar:

“…Ne kadar şirretlikle, eşkıyalıkla isim yapmışlar, yersiz yurtsuz takımı, komşularıyla sürekli toprak kavgası edenler, bekar olup işi gücü olmayıp leventlik eyleyenler…”

Belirli zanaat ve meslek sahiplerinin sürgün hükmüne dahil olduğu da bilinir:

“Babuççu, başmakçı, terzi, takyeci, kemancı (ipek kumaş dokuyan), mutaf (Keçi kılından çuval dokuyan), hallaç, aşçı, başçı, mumcu, semerci, nalbant, bakkal, debbağ, demirci, benna (inşaat ustası), taşçı, kuyumcu, kazancı…”

Kıbrıs’ın güzel şarapları olduğu bilinir.

Şarapçılık çok eski bir zanaat.

Roma döneminde bile Kıbrıs’ın şarapları bilinmekte.

  1. Selim haksız değil…

O dönemlerde Avrupa’da matbaa çoktan icat olmuş.

Gutenberg tarafından icat olduğu da bilinir.

42 satırlık İncil 1455 yılında basılır.

Lakin uzun yıllar matbaa ne Osmanlı’ya ne bize gelir.

Osmanlı’da ilk matbaa 1726 yılında kurulur…

Müslüman ahali kıldan çuval yapmaya devam ederken, onların matbaalarında merdaneler binlerce baskı yapmayı sürdürüyordu…

Bir tarafta matbaa,  bir tarafta keçi kılından çuval.

Böyle geçmişti yüz yıllar…

Günümüzde sürgün hükümlerine gerek yok.

Nasıl olsa havadan karadan girişler serbest.

Gelenler arasında taşçı, aşçı, benna başı çekmekte hâlâ.

Yersiz yurtsuz olanlar da var.

Adi suçların oranına bakılırsa “şirret” kesimin hâlâ uğrak yeri olduğu bir ada burası…

Fakat şarap güzel.

Hele de kırmızısı olursa.

Şarabı, adanın kadim ahalisi Rumlar yapıyordu.

Yine onlar yapıyor.

En iyisi Commandaria…

Bir rivayete göre, bir gün meyhaneye giden Roma komutanına meyhaneci en güzel şarabı sunar.

Kumandan önündeki şişeye bakar ve,

Bu ne biçim şişe, diyerek çıkışır.

Şişenin boyun kısmı eğridir.

Durumu kurtarmak isteyen meyhaneci,

Bu şişe özel olarak kumandan için yapılmıştır. Başını saygıyla önünüzde eğmektedir, der.

O gün bugün şarap Commandaria şarabı diye anılır…

Bizde boynu eğik şarap şişesi yok.

Fakat eğilmiş baş çok…

 

 





Başa dön tuşu