Köşe YazarlarıSürmanşet

DÜŞMAN SORGULAMASI

Avukat Nermin Görgün TOMGÜSEHAN yazdı






Savaş ve göçün ardından bölünmüş bir adanın Kuzeyinde yer alan Lefkoşa’da hayata gözlerini yuman dedeme  “Düşmanımız kim?” diye sormuş olsaydım bana “ Grivascı  ve  Yorgacisciler….. darbeci Yunan Cuntası” diyecekti hiç şüphesiz.  Bugün babama ayni soruyu sorsam cevabı “Türkün Türk’ten başka dostu yoktur.” Olacağına göre  bu durumda geri kalan herkes düşman olacaktır. Manevi dedeme ayni suali yöneltmiş olsaydım  vakti zamanında, bana  zihinsel  dinginliğe erişmeni engelleyecek herkes ve her şey diye cevap verecekti.   Hayatımda önemli yeri olan bu 3  büyük adamın   düşman algısı her zaman  farklı olmuştur. Farklı bakış açılarıyla hayatlarını şekillendiren ayni adada yaşarken yaşamları kesişen , birbirine bağlı bu 3 insanın farklı cevaplarını  hatırımda tutarak bir de yanı başımdaki raflarda yer alan kitaplara “Düşman kim?” diye bakmaya karar verdim.  GOYİM’leri en büyük düşman belleyen bir ırkla karşılaştım kitapların birinde . Yahudi olmayan insanlar, insan görünümündeki diğer canlı hayvanlar olarak nitelendirilmiş, Goyim denmişti .  Bu tanıma inananlar Kutsal 10 Emrin tağyir edilmesini sağlayarak Goyimlerin öldürmesine meşruiyet kazandırmışlardı. Kitaplar düşman kaynıyordu. Beyaz ırkın düşmanları, Kızılderililerin düşmanları,  Roma imparatorluğunu düşmanları , Kutsal Katolik dünyasının  düşmanları ….. savaşlar, katliamlar , engizisyonlar, cadı avları vesaire vesaire. Strateji uzmanlarının kitaplarını belki de hiç açmamalıydım bu arayışım sırasında….. “Düşman yoksa yaratılmalıdır” diye açıkça deklare eden  acımasız ve zeki adamların sözleriydi bunlar. Halkın huzuruna yönelik ani bir tehdit veya meydan okuma olması durumunda, halkın yayılmacı seferberliğe ve savunma harcamalarına olan karşı muhalif duruşunun kırılacağı öngörülmekteydi. Halkı  büyük oranda ulusal bir kimlik ve düşünce etrafında bütünleştirecek gücü yaratmaya muktedir tehlikeli bir düşman . Tehlikeli olan düşman mı ? yoksa düşman üretme süreci mi ? diyen  U. Eco’ya hak vermemek elde değil.

 

Askeri olarak güçlü olmayan bir devletin topraklarını yutmak için iştahı kabaran yakın komşular kadar yayılmacı uzak devletlerin de  tetikte beklediği bir dünyada yaşıyoruz. Bırakın dünya topraklarını  bazı devletler uzayda hakimiyet iddiasıyla savaş başlatacak veya uzaydan savaşı yönetecek biçimde silahlanarak sadece dünya barışını değil galaksimizi de tehdit etmeye başlamıştır. Ve şüphesiz Ekonomik olarak güçlü olmayan bir devleti ideolojik olarak bitirmeye çalışmakta olan devletler de  “düşman” değilse nedir ?Yurtdışındaki en yetenekli gençleri  kendine çekerek asimile edebilen gelişmiş bir devletin savaşmak için topa tüfeğe ihtiyacı olmadığı açıktır.Bana göre işin en  ilginç kısmı düşman yaratma sanatının kitabını yazan ABD, bugün en gelişmiş teknolojiye en popüler kültüre ve sözde en mükemmel demokrasiye sahip iken halkının nefes borusuna saldıran düşman virüsü durduramayarak  kendi içlerinde çelişkiler yaşamaya başlamasıdır .

2020 yılının Mart ayından  bu yana  tüm dünyada olduğu gibi küçücük adamızda da boy gösteren bu virüsün yarattığı salgın(İster insan eliyle isterse de doğa tarafından üretilmiş olsun) bir ırkın başka bir ırkı öldürmesine veya bir devletin bir başka devlete savaş açmasına fırsat vermeden öldürmeye devam etmektedir. Covid 19 olarak adlandırılan 21 .yüzyıla damga vuran bu virüs sadece ekonomileri çökertmekle kalmayıp , tüm dünyada dini ritüelleri  durdurmakta, insanların morallerini  maneviyatlarını kırmakta, geleceğe korku ile bakılmasına yol açmaktadır.  Ve insana saldırdığında sinsice , içten içe savunma mekanizmalarını  bir bir yıkarak yaşam enerjisini tüketmektedir. Irk, zenginlik, eğitim, cinsiyet, yaş ayırımı yapmayan bu virüs  ne Türkün ne de  Rum’un  ayırımını yapmaktadır. Müslüman  , Hristiyan ,  Budist ,Nihilist, Satanist ayırt etmeden ,benzer zamanda karşısına çıkan tüm insanların immun sistemini yıkmaya çalışmasıyla tarihe geçecek bir düşmanla karşı karşıyayız.

Bizler bu adanın Kuzeyinde birbirimizle didişirken savaşmamız gereken bu düşmanı  görmezden gelmeye, ciddiyetten uzaklaşmaya başlamışız gibi hissederim özellikle bu son günlerde.

Bir toplum yada devletin  düşmanına karşı askeri ,ekonomik, teknolojik  kültürel  ve özellikle  de biyolojik üstünlük kazanmak yada hiç değilse mevcut varlık ve birikimini, halkının canını ve sağlığını  korumak için  program üretmesi beklenir. Şayet bu devletin seçilmişleri  tüm enerjisini  gelecek seçimlere harcayacak olursa oradaki halkın zaten mevcut adaletsizlikler yüzünden kırılmaya başlayan umutları  tümüyle tükenecektir. Bugün hükümet ve hükümet dışındaki muhalif partiler seçim derdiyle işbirliği yapmaktan kaçınır, hükümet dışındaki bilimsel  ve sosyal kuruluşlar, dernekler, yerel ve çok  uluslu şirketlerle  birlikte covid 19 virüsüne karşı mücadele için sistemli  bir plan oluşturmayacak olursa bunun adı  ne bilgisizlik ne de ekonomik imkansızlık olsa olsa akıl tutulması  ve hırs olacaktır.

Zaman; gizli ittifakları yada hizipleşmeleri bu dönem bir kenara bırakarak, düşmanı durdurabilmenin yollarını (adanın küçük olmasının avantajlını kullanarak) analizlerle sorgulama zamanı olmalıdır. İşleyebilmek için, eğlenebilmek, gezip tozabilmek için, eğitim görebilmek için, aşık olabilmek için, siyaset yapabilmek….yazabilmek, konuşabilmek için önce  insanın sağlıklı biçimde nefes alabilmesi gerektir. Düşmana karşı  işbirliği yapmanın yollarını  öğrenebilmeyi başaracak karaktere sahip, aklı kendi menfaatlerine çalışmayacak zeki insanlara her zamankinden çok  ihtiyacımız var.







Başa dön tuşu