Köşe Yazarları

Dövizin aşırı yükselişi ve ekonomiye olumsuz etkileri

Bu hafta özellikle Cuma sabahı mali piyasalarda bir günde % 6-7 oranında geçerli 3 döviz cinsinde TL’sına karşı meydana gelen değer artışını takiben, öğleden sonra bu ortalama oranı % 15 seviyelerine çıktı ve TL’sındaki son zamanlarda az az sürekli değer kaybı birdenbire şok düşüşe geçti. Alım gücünün de aynı şokla düşmesi her kesimi ve devletin mali ve ekonomik durumunu oldukça olumsuz etkilemektedir.

Yılbaşına göre ortalama 3 dövize karşı (dolar, euro, sterling) TL’sında % 60’ları aşan derecede, geçen yılın Ağustos2017-Ağustos2018’e göre ise ortalama dolara karşı %108, euro’ya karşı %62 ve stg’e göre de % 78 oranında çok önemli ölçüde değer kaybı oldu.

Bu oranlar ö.s saat 2-3 arasında ortalama 3 kurda % 54 iken, bir kaç saat sonra Maliye ve ekonomiden sorumlu Bakan B.Albayrak’ın iş alemine ve kamuoyuna gerek orta vadeli planla gerekse cari açık, bütçe ve mali açık ile ticaret açığı ve sermaye eksikliğini giderecek önlemlerle ilgili alınacak ekonomik, mali, parasal ve yapısal reformlar için ve sürdürülebilir bir kalkınmanın sağlanabilmesi için gerekli önlemleri sayarken ve özetle yeni ekonomi politikalarının genel mimarisini ortaya koymaya çalışırken, tam da bu esnada kasıtlı olarak ayarladığı açıkça belli olan Trump’ın sosyal medyadan Türkiye aleyhine mesajı ve Türkiye’ye yönelik ticaretinde, gümrük uygulayacağı ve Türkiye ile olan ilişkilerin iyi olmadığı hususunda beyanatta bulunması, özellikle yapılan bir hareketti, ve akabinde aniden döviz kurlarının kontrolsüz bir şekilde artışını endişe ile izledik.

Bu konuda gerek cari açığın artması gerekse Bütçe açığının bu yıl fazlalığı ile birleşince ve ticaret açığı da arttıkça bozulan ekonomi dengeleri karşısında dövize olan talebin gerek iş alemi tarafından dış borçlanmalarının döviz olarak artması ve, mevduatlara artan döviz fiyatları ve artan enflasyon karşısında faizlerin uygun miktarda arttırılmaması sonucunda tasarruflarını korumak amacıyla  hanehalkının da dövize olan talebinin artması karşısında arz talep dengesinin döviz lehine bozulmasıyla başlayan kur hareketleri ve TL’deki değer kayıpları, bu tweetle kontrolü tamamen kaybetmiştir.

Çeşitli nedenlerle siyasi nedenler de dahil özellikle Amerikan dış politikasının Trump Yönetimi ile daha siyasi ancak ekonomik yaptırımlarla ekonomik bozulmalara neden olacak şekilde ülkeleri ismen hedef alarak alışılmamış proaktif ve şaşırtıcı ve saldırı niteliğindeki belli ülkelere yönelik özellikle kalkınmakta olan ülkeleri hedef alarak her birine çeşitli nedenler ileri sürülerek yapılan önemli oranlarda gümrük ilaveleri dahil siparişli silah, uçak ve her türlü  çeşitli emtea ambargoları, gerek limit ve kota ile gerekse alımını tamamen yasaklayarak uygulamalar başlatması  ve bu ülkelere karşı hareket için ayrıca başka devletleri de zorlaması, bilinçli bir şekilde ve düşmanca ülke ekonomilerinin dengelerini bozmakta, hatta bilerek alt üst etmektedir. Küresel ticarette birbirine bağlı alım ve satımlar dolayısıyla 5-10 ülkeye uygulanan ambargolar bir çok ticari ve ekonomik ilişkilerle bağlı ülkeleri olumsuz etkilemektedir.

Halen gelişmekte olan ve aynı zamanda gelişmiş bir çok AB ülkelerine olmak üzere 30’a yakın ülkeye bu yönde baskılar uygulamakta ve öngördüğü ticari mallara gümrük oranları dahil engeller koymaktadır.

Özellikle hacim itibariyle büyük çaptaki ABD – Çin ticaret savaşlarının başlamasıyla bu ülkelerin Yeni vergi politikaları yanında Türkiye’ye yönelik ve komşu ülkeler İran ve Rusya üzerinde ticari baskılar ve ambargolar uygulama kararları almakta, ekonomik ve mali hedefler ve yabancı sermaye üzerinde yaratılan olumsuz bir çok nedenler dolayısıyla, sermaye döviz girişlerine de olumsuz algılar yaratmaktadır. Dış yatırımların azalması hatta hisse senetlerinde ve tahvil satışları ile dövizlerin çekilmesine borsada da banka hisse satışlarının özellikle yabancıların da etkisinin arttığı bir dönemde yapılmış olması ise kasdî bir davranışı gösterir.

Diğer taraftan Türkiye’deki yerli yatırımcıların, ve bir çok vatandaşın dövizlerinin de yurt dışında olduğu bilinmektedir. Ve bu konuda çeşitli dönemlerde Hükümetin vergi affı ile bu paraların geri ülkeye getirilmesi talebi olmuştur. Ancak çok az bir miktar gelmiştir. Bu safhada borcu olup da veya borcu olmayıp yurt dışında döviz bulunduran vatandaşların ülke yararına ve bu badireden kurtulmak adına Türkiye’ye bu kaynakları getirmeleri bir vatandaşlık ve yurt sevgisinin bir tezahürü ve bir görev olmalıdır.

Şimdi Türkiye, Trump’ın bu çıkışı karşısında Rusya ve İran’la görüşme yapmıştır ve bu ülkeler arasında yakınlaşma ve işbirliği beklenmektedir. Bunu da yapmaları gerekir. Ayrıca AB ülkeleri ile de gerek siyasi ve diplomatik ilişkilerin gerekse mevcut ticari ve mali ve ekonomik ilişkilerin daha da yakınlaştırılmasına özen gösterilmelidir. Esasen gümrük uygulamaları metal ve çelik konusunda Trump’ın tavrı aynen bir çok AB ülkelerine yönelik olarak da başlamıştır ve reaksiyonlar çoğalıyor.

Cuma gün, Trump kararlarına İMF’den de tepki geldi. Ve bu tutumun Amerikan ekonomisine zarar vereceği görüşü verildi.

Bu davranışlara karşı Trump’a tepkilerin devam edeceği görülmektedir. İşin bana göre tuhaf tarafı ABD’nin başkanlık sisteminde devlet mekanizmasının şimdiye kadar denetim ve denge sistemine dayalı olduğu, Senato, Meclis, ve diğer anayasal kuruluşların ve istihbarat kurumlarının Başkan’ın kararlarını dengeleyici fonksiyonları olduğu ve Başkan’ın tek başına herşeyi yapamayacağı -gerek iç, özellikle de dış ilişkiler ve genel politikalar açısından-  bir inanç vardı.  Şimdi Trump döneminde bu mekanizmaların rollerine ne oldu?




İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kapalı