Köşe Yazarları

Dört frank, yirmi santim…

Küçük kız çocuğu Julia Paris’te bir resim galerisinin önünde durdu.

Gözünü karakalem ve suluboya çalışılmış bir kadın portresinin üzerine dikti.

Diğer resimler yanında en çok bu ilgisini çekmişti.

Gözleri resme odaklanırken arkasından iki adam didişircesine konuşuyorlardı.

Galeri sahibi ressama öğütler vermeye çalışıyor, onu müşterilerine iyi davranmamakla suçluyor, ressam ise kendi bildiğini okuyordu.

Küçük kız iki adamın birbirlerini yumruklayacaklarını sanarak tedirgin olup tam oradan uzaklaşacakken, ressam küçük kızın dikkatini fark ederek,

-Dur küçük kız, dedi ve arkadaşına dönerek ekledi:

-Bak resimlerimi beğenen biri var.

Ressam ukalaca konuşuyordu.

Yaptığı resim sevgilisinin resmiydi ve “onu başkasına verdim, beni sıkmaya başlamıştı” şeklinde ileri geri konuşuyor, küçük kızı şaşkına çeviriyordu.

Sonuçta, o resim hakkında kızın görüşlerini sordu, o da “gördüğüm en güzel resim” diye cevap verdi.

Ressam yerlere dek eğildi ve kızın beğenisi selamlarken “aldığım en güzel iltifat” diyerek,

-Onu alıp mutluluğumu pekiştirecek misin” diye sordu…

Hikaye şöyle devam eder:
-“Alamam ki! En az yüz frank ediyordur.”

-“Yoo tatlım. Fiyatı bir milyon frank. Ama buradaki komisyoncuma göre bir resmin değeri ona ödenen fiyatla belirlenir. Kaç paran var?”

Julia para çantasını çıkarıp içindekileri saydı “dört frank 20 santim” dedi üzgün bakışlarla.

-“Dünyada bu kadarcık mı paran var?”

Başıyla doğruladı.

-“Öyleyse resim de dört frank, yirmi santim.”

Çerçeveyi duvardan çıkardı,

-“Ben de bunun karşılığında eserlerimden birini edinmek uğruna elinde avucunda ne varsa vererek iflas etmeyi göze alan bir hanımefendi bulduğumla yetinirim. Üstelik benim gibi bir aç domuza yeter de artar.”

Tabloyu kıza uzatarak dört frank yirmi santimi elinden aldı, cebine koymadan önce teker teker saydı. ‘Gördün mü’ dedi yaşlı adama başını hafifçe çevirerek, “gerçek bir alıcı karşında ne kadar çekici olabiliyorum. Şu senin kendini beğenmiş, resimlerimdeki hatalar üzerine söylevler çekmeye bayılan bol paralı moronların değil de değerli bir müşterinin önünde.”

-“Şimdi, küçük kız, bir de sana gerçek bir fatura vermek gerekir. Adın ne?”

-“Julia. Julia Bronsen.”

Adam durakladı, kıza baktı “Yahudisin öyle mi?”

İyice düşünüp taşındıktan sonra yanıtladı Julia.

“Hayır” dedi adamın yüzüne dikkatle bakarak. “Babam öyle olmadığını söylüyor.”

“Yazık” diye karşılık verdi ressam. “Babana pek kulak vermesen belki daha iyi. Neyse, boşver.”

Kapıda bir şeyler yazarak övünçle kıza verdi.

Julia yazılanlara göz attı “Matmazel Julia Bronsen’dan dört frank, yirmi santim teslim alınmıştır. Picasso.”

(Ian Pears, Scippio’nun Düşü, s. 131.)

 

 

 

 




İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kapalı