Köşe YazarlarıSürmanşet

Devlet Yönetiminde tedirginlikler






Geçen hafta Meclis Başkanlık oylamasından sonra Tüzük yorumu epeyce tartışmalı gündem oldu.. Bu Tüzüğü yapan Meclis, kendi yaptığı Tüzüğün amacını ve yorumunu en iyi bilmesi gereken bir makam olmasına rağmen, konu Başbakan tarafından Başsavcılığa sunulması ve ertelenmesi talebiyle bu güne kaldı. Ancak daha sonra aynı makam vazgeçtiğini beyan etti.!

Bir mevzuat, ruhu ve lafzı ile yorumlanır. Bunu en iyi bilmesi ve yorumlaması gereken makam da bu Tüzüğü Yazan ve uygulamaya koyan Meclis iken, başka makamlara havalesi sorumluluk atmak ve oyalamaktır.

Meclis’te ve taraflarda görüş birliği yoksa her icraatta olduğu gibi her konuda zorlama,  UBP Parti içindeki son Başkan seçimlerinde arka arkaya yaşanan aşırı baskı, zorlama ve empoze etme  gayretlerinin artarak gitmesi, UBP içinde ve toplumda haliyle bu antidemokratik  Yönetim tarzı rahatsızlık yaratmış, reaksiyonlar birikmiştir. Her icraatın demokratik kurallar içinde ve yasalara göre yapılmasıyla  meşruiyeti olur. Su akar yolunu bulur, mekanizma rahat çalışır.

Bu zamanda tayinle ‘seçim’ mi yapılır? Hele de demokrasiye aşırı duyarlılığı olan Toplumumuzda kendi öz kültürüyle özdeşleşmiş düşüncelere, eylemlere aykırı hareketler, taraftarları bile isyan ettirdi. Suyun akışını tersine çeviremezsiniz. Çevirirseniz nehirlerdeki taşkınlar gibi zarar büyür. Yönetim Toplumu geremez..

-Gayrı Yasallıklar;

Hükümet’in Anayasa’ya ve mevcut yürürlükteki yasalara aykırı olarak Vergi ve harçlarla ilgili kararname çıkarması, bilerek Yasa ihlâlidir. Çünkü bu kararları alamayacaklarını Hükümetlerin bilmesi gerekir. Halka yükümlülük getiren vergiler ancak yasa ile düzenlenebilir. Kararname ile vergi yüklenemeyeceği konusunda gerek Anayasa’da gerek ilgili yasalarda hükümler olduğu biliniyor..

Hükümetin yasalara uyması ve örnek olması gerekirken hangi yetkiye dayanarak bu tür Kararname çıkarabilmektedir? Hükümete ve ilgili Bakanlıklara yasal yetki verilmeyen konularda ve üstelik açık hükümler varken Meclis kürsüsünden ‘aceledir onun için yaptık’ denmesi kanun tanımazlığın ifadesidir.

Yine devlet arazilerinin o makamlara her oturanın istediğine vermesi gibi bir lüksü yoktur. Kiralanması yasal bir prosedüre ve esaslara ve yazılı olmayan temel hukuk kurallarına bağlıdır. Dağıtılan halkın malı halkın hakkıdır.

Bu durumlarda Devletin ilgili organlarının, yapılan Yasa dışı karar ve icraatlara dur demesi ve önlem alması gerekmektedir. Hukuk devletinin korunmasını sağlaması gerekir. İlgili devlet Kurumlarına büyük görev düşer. Barolara da görev düşmektedir, hukuk devletinin korunması ve raydan kaçmaması için. Hukuk yok edilirse hiçbir şeyin hükmü yoktur. Çünkü insanların haklarından tutun da devletin korunması ve can güvenliğine kadar sığınacağı Tek yerdir.

Hukuk çiğnemenin sonu gelmez. Bu yaşam hakkına kadar uzanabilir. Çok tehlikelidir. Lütfen buna tüm devlet kurumları ve halk olarak çok dikkat edelim. Her gün suç oranlarının yükselmesi de toplum huzurunu bozuyor. Neden yükseliyor?

– Bütçe Durumu, ödemeler;

2020 Bütçesi Kasım sonu 11 aylık uygulama sonuçlarına göre genel gelirler ve giderler arasındaki açık 224 milyon TL idi. 2020 Aralık ayı Mahalli Gelirlerin de hesaplarda asgari tahminiyle 845 milyon TL var ki geçen bir yıl önce 902 milyon TL idi.  Birikmiş alacaklar ve yılı içinde günü geçmiş vergi alacakları daha ziyade Aralık aylarında gerçekleştiği cihetle Gelirler artar. Ayrıca dolaylı vergiler de piyasaya yansıyan harcamaların çoğalması ve 13 cü maaşların etkisiyle Aralık’ta gelir artışları satışların çoğalmasına ve  mal ve hizmetler üzerindeki  fon vergileri tahsilatında da devlet bütçesine artış sağladığı cihetle  Kasım ayına göre Aralık ayı Mahalli Gelirleri daha yüksek olur. Kaldı ki geçen yıla göre de daha düşük bir tahmin yapılmıştır.

Diğer yandan  Aralık sonu ziyaretlerinde KKTC Başbakan’ın ve bilahare Maliye bakanı’nın da deklere ettikleri Türkiye’den alınan 780 milyon TL eklendiğinde Aralık sonu toplam bir aylık Gelir meblağı 1.6 milyarTL  küsur etmektedir.

Aralık ayı harcamalarına bakarsak, yeni Maliye Bakanı’nın defalarca açıkladığı üzere Aralık ayı içinde 1.4 milyar TL ödeme yapıldığı esasına göre gidersek, Aralık aylık gelirin 200 küsur milyon TL fazla vermesi gerekir.

Yeni Maliye Bakanı’nın  atanmasından bir hafta önce eski Maliye Bakanı ise, -daha Türkiye’den yardım almadan-  her türlü aylık ödemeler ve tüm mükellefiyet ve ödemeler için paranın hazır olduğunu ve herhangi bir mali sıkıntı olmadığını açıklamıştı birkaç kez.

O zaman 780 milyon TL Türkiye’den alınan ilave katkıya rağmen, nasıl olur da kaynağın bittiği ve 1500 TL işçi ödemelerinin dahi yapılamadığı açıklanıyor. Fazlalıklar nereye harcandı?  Açıklanması gerekir. Esasen mazeret de değil Maliye bütçe içinde çok büyük olmayan ve önceden taahhüt ettiği bu meblağları borçlanarak da ödeyebilir?

Çıkan hesaplar ve beyanlara göre açıklanan rakamlarda bir yerde bir yanlış var. Hesaplar yalan söylemez ortaya çıkar. Başbakan’ın ve Bakanların zıt beyanları halkı şaşırtıyor. Sorumluluğu yüklenenler görevlerini kendi bütünlükleri  içinde halkı tedirgin etmeden çözmelidir. Yetkililerin her gün ödendi ödenmedi, ödenmeyecek diye hak sahiplerini ve toplumu huzursuz etmeleri doğru bir Yönetim tarzı değildir..
Zaten insanlar Covid 19’dolayısıyla aşılanmadan tutun da   tedavi sürecinde sağlık çalışanlarının zorluklar içinde çalışması, hastaların ve toplumun yaşamakta olduğu yorgunluk, tedirginlik varken, başka tedirginlik çıkarılmasın.







Başa dön tuşu